EPGİS: Kâr payı yüzdeye çevrilmezse kapanmalar başlayacak

Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası Başkanı Fesih Aktaş akaryakıt istasyonlarının, ilk etapta 50 kuruşluk sabit zam ve sonrasında yüzde üzerinden kar payı anlaşması yapmayı istedikleri belirtti.

Son dönemde artan akaryakıt fiyatları ve akaryakıt istasyonlarının durumunu değerlendirmek için Blooomberg HT yayınına bağlanan EPGİS Başkanı Fesih Aktaş akaryakıt istasyonlarının çok zor durumda olduğunu ve mevcut fiyatlandırmalarla kapanmaya doğru ilerledikleri konusunda uyardı.

Şu anda zararına çalıştıklarını ve acilen yeni bir fiyatlamaya ihtiyaç olduğunu belirten Aktaş, "Son dönemde dünyada akaryakıt fiyatlarının aşırı yükselmesi, ülkemizde de doların aşırı yükselmesi yüzünden yurtiçinde pompa fiyatları daha önce öngöremediğimiz seviyelere geldi. Bu konuda akaryakıt sektörü istasyon işletmeciliği olarak herhangi bir dahlimiz yok. Fiyat mekanizmasının hiçbir noktasında biz yokuz.

"Akaryakıt fiyatları artsa da bizim kârımız sabit"

Bizim maktu bir kârımız var. Bu kâr da her akaryakıt fiyatının artışında bize de zarar yazıyor çünkü ortaya bir sermaye artışı ihtiyacı doğuyor. Kar marjımız da sabit olduğu için litresi beş lirayken de şu anda 14 lirayken de dağıtım firmaları ve istasyonların toplam marjı 97-98 kuruş arasında. Burada da en adil dağıtım yüzde 50-50 olarak paylaşım yapıldığında bayinin payına aşağı yukarı 48,63 kuruş düşüyor ama her şeye inanılmaz zam geldi.

Giderlerimiz inanılmaz arttı. Asgari ücret, elektrik, bankalardan borçlanma oranımız hepsi çok yükseldi. Toplama baktığımızda bir bayinin litrede şu anda 94 kuruş gideri var yani elimize geçen 48,63 kuruşla karşılaştırıldığında litre başına eksi 45 kuruş gibi bir maliyet ortaya çıkıyor. Son birkaç aydır akaryakıt bayileri can çekişiyor. Bu yüzden kâr marjlarımızla ilgili çok ciddi sıkıntılar çekmekteyiz. Bu konunun çözümü için de uğraşmaktayız" dedi.

"Anlaşamazsak kapanmalar başlayacak"

Yetkili kurumlarla acil bir anlaşma ihtiyacının buluduğunu belirten Aktaş görüşmelerle ilgili, "Kurumlarla asgari müşterekte buluşmaya çalışıyoruz ama bunun bir an önce olması gerekiyor. Akaryakıt bayilerinin çok fazla dayanma gücü kalmadı. Olumlu sinyaller alıyoruz ama bunların mutlaka piyasaya yansıması gerekiyor. Aksi takdirde akaryakıt istasyonlarının kapanmaları başlayacak.

Örneğin Adana’nın göbeğinde 60 yıllık iki tane firma şu anda atıl, kapalı durumda. Bunlarda günlük ortalama satışlar 20 bin litre gerçekleşiyordu. Ülkemizde büyük şehirlerde böyle büyük akaryakıt istasyonlarının kapanışlarını maalesef görmeye başlıyoruz.

Öncelikle talebimiz şu, dağıtım şirketiyle birlikte 98 kuruşluk payımızın ilk etapta kademeli olarak 50 kuruş artırılmasını istiyoruz. Akabinde de bunun en az yüzde 15 olmak üzere bir yüzde hesabına çevrilip bu konunun kamu kurumlarıyla bir sorun olmaktan çıkarılmasını istiyoruz.

Yüzde 15 olduğu takdirde hem dağıtım şirketi hem istasyonlar bu işi rahatlıkla çevirebilir hale geleceğiz. Aksi takdirde şu andaki 50 kuruşluk talebimiz bile durumu kısa vadeli idare edecek bir çare olarak kalacak" ifadelerini kullandı.

Bayilerin alması gereken pay konusunda EPDK'nın belirlediği bir sistem olduğunu fakat başka ülkelerdeki sistemlere de bakılabileceğini belirten Aktaş ülkenin mevcut şartlarında birçok haklarından geçici olarak vazgeçtiklerini ama daha fazla dayanacak güçleri kalmadığını vurguladı. Yüzdelik pay uygulaması için iki yol olduğunu belirten Aktaş, "Bu iki şekilde yapılabilir. Birincisi bu artış tüketicinin cebine yansıyacak. İkincisi ise pek ihtimal dahilinde değil fakat kamunun aldığı verginin bir kısmında feragat etmesi gerekecek.

İlk etaptaki talebimiz tüketiciye de aniden bir yük bindirmemek adına 50 kuruşluk bir artış olması. Bu artış bize bir iki ay nefes aldıracak ve görüşmelere zemin hazırlayacaktır. Akabinde bu yüzdesel pazarlığı görüşebiliriz. Aslında şöyle bir şey var. EPDK’nın akaryakıt bayiler ve dağıtım şirketlerinin payına dair bir metodolojisi var ve Avrupa’daki dört tane ülkenin rafineri çıkış fiyatlarıyla vergili fiyatları arasındaki farkın gözetilmesiyle anlatabileceğim bir sistem var.

Bunu baz aldığımızda zaten bizim o sistematikle 1,90 kuruş civarında hali hazırda bir kârımızın olması gerekiyor. Her ne kadar serbest piyasa koşullarında olduğumuzu konuşuyorsak da ülkenin şartlarından dolayı bu formülün uygulanmamasını şimdilik göz ardı ediyoruz fakat bu durum bizim batışımıza doğru gidiyor. Örnek vermek gerekirse Haziran ayında 10 bin litre akaryakıt satan bir istasyonun ürünü yerine koymak için 2 milyon 36 bin liralık bir sermaye ihtiyacı vardı. Bugün aynı ürünün maliyet 3 milyon 864 bin lira. Bizde bu sermayeler de yerden bitmiyor. Ya kredi çekiyoruz ya da elimizdeki varlıkları satarak sisteme koymaya çalışıyoruz. Mevcut ekonomide dayanacak gücümüz kalmadı açıkçası" yorumunu yaptı.

Taşıt tanıma sisteminde vergi kaçakçılığı iddiası

Taşıt tanıma konusunda son günlerde çıkan bayilerin bu araçları tanımadığı konusuna da değinen Aktaş sorunun sanıldığı kadar basit olmadığını söyleyerek, "Taşıt tanıma konusuna geldiğimizde kurum bizi buradan vurmaya çalışıyor ama biz akaryakıt bayileri olarak bu sistemin sadece akaryakıt servis hizmeti tarafında varız. Bu işin pazarlanmasında ve oranlanmasında hiçbir şekilde biz yokuz. Burada dağıtım şirketleri ve yeni türeyen distribütörler var. Bu iki taraf bizim bilmediğimiz ya da kanunen şeffaf olması gerekirken şeffaf olmayan bir şekilde yüzeysel bir anlaşma yapıyorlar.

Dağıtım şirketleri bize sormadan yaptıkları yüzdesel anlaşmalara geldiğimizde bırakın işletme masrafımızı bu işin nakliyesini bile kurtaramıyoruz. Bu taşıt tanıma sistemleri akaryakıt istasyonlarına külliyen zarar olmaya başladı. Buradan da ilgili kurumları ve vergi dairesini bu yeni oluşan distribütörleri incelemeye davet ediyorum.

Normal şartlarda taşıt tanıma sistemlerinde şirketlerin araçlarının olması gerekiyor fakat distribütörlerin ilanlarına baktığımızda bireysel araçları bile sisteme katmaya başladıklarını görüyoruz. Burada da vergisel bir kaçakçılık söz konusu. Taşıt tanıma sistemindeki bu oranlarda alamamalarının sebebi de bizim bu düşüşlerimiz kaynaklı. Üyelerimiz açıkçası bu taşıt tanıma sisteminin servisini yapmak istemiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Aktaş yapılan taşıt tanıma anlaşmalarında servis vermek harici hiçbir noktasında bulunmadıklarını belirterek anlaşmaları başkaları yaparken zararı kendilerinin karşıladıklarını iddia etti. Anlaşma feshi konusuna da değine Aktaş, "Açıkçası bize kalsa biz hemen feshederiz ama bu dağıtım şirketi distribütör ve müşteri arasında yapılan bir anlaşma. Biz burada sadece bu işin servisini yapıyoruz. Bu işin servisini yaparken de bize yüzdesel bir pay verilmesi gerekiyor ki o yüzdesel pay ile bırakın kârını nakliye parasını karşılayamıyoruz.

Her şeyin yükünü biz çekiyoruz ama zararı bize oluyor. Parayı kazanan dağıtım şirketi ve distribütörler oluyor. Özellikle bu distribütörler kavramını sizin aracılığınızla tekrar kamuya şikayet etmek istiyorum. İsim vermeyelim ama yemek dağıtım şirketleri dahi bir köy istasyonu lisansı alarak distribütörlük adı altında firmalara gidip bu işin satışını yapmaya başladılar. Bir yemek dağıtım şirketinin akaryakıt bayisiyle dağıtım şirketi arasında işi ne?

Teknik olarak baktığınızda dağıtım şirketinin bunu bünyesinde halletmesi gerekiyor. Araya ikinci bir firma daha koyarak kar paylaşımında bayinin hakkı olması gereken kısmı bir nevi kısarak bayiye haksızlık ediyor" dedi.