Gözler İran'da

İran’la nükleer müzakerelerin anlaşmayla sonuçlanması bankacılık dahil 13 sektörde umutları artırdı.

İran’la nükleer müzakerelerin anlaşmayla sonuçlanması bankacılık dahil 13 sektörde umutları artırdı. Buna enerji sektörü de eklenebilir. Çimento, inşaat, mermer gibi birkaçı hariç, tüm sektörler olumlu beklenti içinde. İnşaata da bir ölçüde iş çıkacağı tahmin ediliyor. Çimento ve mermerde ise enerji maliyeti dezavantajı var.

Bazı sektörler heyet gönderme hazırlığında. İranlı yatırımcılar da araştırmaya gelmeye başladı. Yaptırımlar bir takvim içinde adım adım kalkacak. Politik süreçlerin 6 ila 9 ay sürecek. Arkasından finansal işlemler, yatırım kısıtları, enerji ithalatına ilişkin yaptırımlar kalkacak. Silah ithalat ambargosu 5 yıl daha yürürlükte. Savunma sanayiinde kısıtlar devam etse de birçok büyük sektörde ticaretin yolu açılacak.

İran ekonomisinin hızlı büyüyeceği, 18 ay sonra GSYH büyümesinin %8’e ulaşabileceğine ilişkin tahminler var. 80 milyon nüfusu, 400 milyar dolarlık ekonomisi ve bu hızlı büyüme sektörlerin ilgisini çekiyor. Enerji, kimya, gıda ve otomotivde işbirlikleri bekleniyor. Gelişmeler en başta bankacılık sektörüne yarayacak.

DEİK Türkiye-İran İş Konseyi Başkanı Rıza Eser, “Ambargodan çok önce İran'la ilişkilerimizi iyi götürdük. Biz hazırız. Umarım en iyi payı biz alırız. Enerji, kimya, gıda ve otomotivde işbirliği bekliyoruz. Türk müteşebbisleri olarak İran’a yatırımlarımız devam ediyor. Ticaretimiz artıyor. Otellerle ilgili çalışmalar var. Konutlarla ilgili çalışmalar da sürüyor. Kimya, demir-çelik, gıdada yatırımlar da oldu. Uzun yıllardır kalmış projeler de devam edecek. İranlılar ambargo zamanındaki desteğimizi unutmuyor. Öncelik Türkiye’nin diye yazılı ve şifahi söylediler. Umarım sözlerini tutarlar. Her iki ülke komşu. Herşey muhtemelen yüksek düzeyde devam edecektir” dedi.

tablo-iran.jpg

UMUTLU SEKTÖRLER

Lojistik

İhracat artacak, geçiş ülkesi olarak bize nefes aldıracak

TİM Denetim Kurulu üyesi Bülent Aymen: Lojistik için olumlu bir gelişme. Özellikle jeopolitik nedenlerden ötürü Türkiye’nin bölgesindeki ülkelerle ihracatında önemli bir daralma yaşandı. Beklentimiz İran’a ihracatın önümüzdeki yıl yüzde 35 artması yönünde. Tabii ihracatın artması lojistiği de harekete geçirecek. Böyle olunca yara alan lojistik sektörü için İran adeta nefes borusu olacak. Aynı zamanda İran bir geçiş ülkesi olması da bizim için önemli. Öte yandan bu ülkeye TIR’ların girmesiyle ilgili sorunların çözümü için geçen yıl bazı adımlar atılmıştı. Bu yönde istikrarlı bir şekilde çözüme gidiliyor. Lojistik sektörü İran fırsatını değerlendirecek kapasiteye sahip. Özellikle şu an atıl durumda olan TIR’lar yeniden kullanılacak. Yani kapasitemizi daha yüksek oranda kullanacağız.


Makine

Kısa vadede iyi satış yaparız, uzun vadede bize rakip olur

İSO Yönetim Kurulu üyesi Ali Eren: Başlangıç aşamasında marka avantajımız var. Buna karşın İran’ın temel olarak altyapıları kuvvetli. Ara malı ithal edemeden üretim yapıyorlardı. Biz ise montaj yapma kolaylığına kaçmış durumdayız. 10 yıl sonra İran know howları nedeniyle iyi konuma gelebilir. Kısa vadede İran’a iyi satış yaparız ama uzun vadede bize rakip olurlar. Mutlaka cari fazla veririz. Muazzam bir yatırım başlayacak. Fiyat ve lojistik avantajımız nedeniyle biz de iyi satış yapacağız. Almanya’yı geçip pazar lideri olmamız zor. 2’nci 5 yıllık dönemde satış yapmaya devam edebilmemiz için ilk aşamada Almanlarla işbirliğine gitmemiz gerek.

Deri

Gümrük Duvarlarını indirirse pazardan payımız artabilir

İDMİD Mustafa Şenocak: Sektör olarak umutluyuz. Özellikle ayakkabı ve saraciye için bu anlaşmanın ardından önemli bir fırsat doğacaktır. İran’ın yaklaşık 600 milyon dolarlık bir ayakkabı ithalatı var. Türkiye de bundan alacağı payı artırabilir. Deri konfeksiyonda da zamanla artacak bir performans görülecektir. İran’dan Türk firmalara mağaza açma ve ülkede yatırım yapma adına talepler geliyor. Eğer gümrükteki duvarlar indirilirse Türk firmaları bu fırsatları değerlendirebilirler. Ancak mevcut durumda o kadar çok korumacı önlem var ki bu şartlarda yatırım yapmak zor. İran korumacı tavrını bırakıp daha liberalleşirse Türk firmaları bu ülkede yapacakları yatırımla pastadan önemli pay alacaktır.

Tekstil

Avrupalı markalar yerleşmeden pazarda yol alma imkanı var

İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi: İran, Türk tekstil için ciddi bir pazar. Ucuz enerji ve maliyetlerden dolayı birçok firmanın bu ülkeye yatırım yapacağını düşünüyorum. Hazır giyimciler için de İran ciddi bir pazar. Prestiji çok yüksek. En azından Avrupa markaları oraya yerleşmeden Türk firmaları orada ciddi yol alabilir. Biz bu konuda Avrupalı firmalardan daha hızlıyız. Avrupalı firmalar için orada hala ciddi sıkıntılar var; marka koruması, gümrük sıkıntısı gibi. Avrupalı firmaların kısa vadede gireceklerini sanmıyorum. Bizim açımızdan o boşluğu doldurmak daha kolay. Tekstil, konfeksiyon ihracatımız artarak sürecektir. Yeter ki İran ile Türkiye arasında bir siyasi kriz olmasın.

Çelik

Ciddi rakibimiz olabilir, ihracatımız da artar

ÇİB Başkanı Namık Ekici: Çelikte İran önemli bir pazar. 2009’da 433 bin ton olan ihracatımız 2010’da 1 milyon ton seviyesine geldi. 2011’de 623 bin tona gerilemesine rağmen 2012’de tekrar artış gösterip 940 bin tona çıktı. Ambargo koşulları ağırlaşınca sert düşüşler yaşadık. 2013’te 195 bin ton, 2014’te 166 bin tona kadar geriledi. 2015’in ilk 6 ayında geçen yılın aynı dönemine oranla yaklaşık %40 geriledi ve 51 bin ton civarında kaldı. Sonuç olarak, nükleer müzakerelerde uzlaşmaya varılması gerek dünya ticareti gerekse ülkemiz ve çelik sektörü ticareti açısından olumlu sonuçlar doğuracak. İran, önemli bir çelik ithalatçısı. İlerleyen yıllarda ciddi bir rakibimiz olma ihtimali yüksektir. Buna rağmen, ambargonun kalkması sektörümüz için olumlu.

Kimya

Bazı gruplarda ihracat artacak, hammadde fiyatları düşecek

İKMİB Başkanı Murat Akyüz: Ambargonun kalkması kimyada önemli gelişmeler yaratacak. Kimyanın kozmetik, plastikler ve mamulleri, eczacılık ürünleri, boya, organik kimyasallar gibi en önemli alt gruplarının ihracatında İran ciddi bir öneme sahip. Bu sektörlerin ihracatında artış yaşanacağına inanıyoruz. Petrol ve petrokimyasal ürünlerin fiyatlarının düşmesi özellikle hammaddesini bu ürünlerin oluşturduğu sektörleri olumlu etkileyecek. İran’la petrokimyasal hammadde ticaretimize hız kazandıracak ve İran’ı genel ihracatımızda daha üst sıralara taşıyacak. İran ve Türkiye tarife dışı engellerden uzaklaşarak ticaret artırıcı çabalar içinde olmalı.

Plastik

Hammadde fiyatı düşecek bilançolar olumlu etkilenecek

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu: Anlaşmanın etkisiyle petrol ve dolayısıyla petrokimyasal ürünlerin fiyatının düşmesi plastik firmalarımızın bilançolarını olumlu etkileyecek. İran petrol ve doğalgazda dünyanın en önemli kaynaklarına sahip. Petrolde dünyanın dördüncü, doğalgazda en büyük rezervlerine sahip. Petrokimya alanında da 55 milyon tonluk bir kapasiteye sahip. Türkiye’nin toplam petrokimyasal mamul üretim kapasitesi yurtiçi talebin sadece yüzde 15’ini karşılayabiliyorken; İran’ın kendi iç piyasasından aldığı talep sadece 9 milyon ton. Bu nedenle petrokimya üretiminin minimum 46 milyon tonluk bölümünü ihraç etmek zorunda. Dolayısıyla komşumuz İran ile Türkiye’nin ihtiyaçları birbirini tam destekler ve tamamlar durumda.

Turizm

İran ekonomisi toparlandıkça gelen turist daha da artar

TURSAB Başkanı Başaran Ulusoy: Geçen yıl İran’dan Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısı %32 arttı. 80 milyon nüfusu göre gelen turist çok düşük. İran’dan Türkiye’ye turistik talep çok daha yukarılara çıkacak. Petrol fiyatlarındaki düşüşe rağmen Türkiye’ye yönelik turizm talebinde kaydedilen büyüme devam ediyor. Ambargoların kalkmasıyla İran ekonomisi çok daha hızlı bir kalkınma sürecine girecek. Turizme olumlu yansımaları olacak. 2014 verileri esas alındığında Türkiye’ye en çok turist gönderen ülkeler arasında İran 6. sırada. Türk turizmcilerin İran konusunda genel olarak başarılı bir pazar yaklaşımı gösterdiklerini ifade edebiliriz. İranlı müşterileri ağırlayan tesislerde küçük bazı değişiklikler de yapılıyor. Türkçe ve İngilizce’nin dışında misafirlerimizin kendi dillerinde yönlendirme tabelaları ve mönüler bulunuyor.

Perakende

20 Türk markası 3 yılda İran'da 500 mağaza açacak

BMD Başkanı Sami Kariyo: Öngörülerimize göre; İran’da 20 Türk markası 3 yılda 500 mağaza açacak. Anlaşmanın çok değerli olduğunu düşünüyorum. Elbette daha atılacak çok adım ve gidilecek çok yol var. ABD Senatosu'nda ve BM Güvenlik Konseyi’nde yaklaşık 60-90 gün arasında sürecek bir süreç var. Yani bugünden yarına İran pazarı tamamen açılacak anlamına gelmiyor. Ancak daha şimdiden kendimizi yeni döneme hazırlamalıyız. Bunun için yeterli zaman var. Daha aylar önce biz İran’ın hedef pazar konumunda olduğunu tekrar teyid ederek, 1-4 Eylül arasında Tahran ticaret turunu organize ettik. 27 markamızdan 35 kadar temsilci İran’a gidecek ve bu ülkedeki fırsatları inceleyecek. Penti olarak biz en az 20 mağaza açacağız.

Metal

İki alt sektörde heyetler düzenlendi

İDDMİB Başkanı Rıdvan Mertöz: İhracatımız yukarı yönlü ivme kazanacak. Türkiye - İran ticaretinde yeni bir sayfa açılacak. Anlaşma daha yeni ama Türk ihracatçıları son 1 yıldaki olumlu hava sayesinde İran’a çoktan yönelmiş durumda. İDDMİB olarak alt sektörlerimizden mutfak ve ev gereçleri sektöründe 16-20 Ocak 2015 tarihleri arasında 10 firma ile ve bağlantı elemanları, kilit ve el aletleri sektöründe 13- 17 Aralık 2014 tarihinde 9 firma ile sektörel ticaret heyetleri düzenlendi. Yine mutfak ve ev gereçleri sektöründe 11 – 15 Eylül 2015 tarihinde 25 firma ile sektörel ticaret heyet organizasyonu çalışmalarına devam ediliyor.

Demiryolu

Ciddi pazarımız olabilir, 20 gün içinde gideceğiz

RAYDER Başkanı Taha Aydın: 20 gün içinde İran’a gideceğiz. Demiryolu ulaşımında Türkiye’nin İran’la ciddi işler yapacağına inanıyorum. Ambargo tamamen kalkarsa bizim en büyük pazarımız olur. İran’ın bu alanda mevcut teknolojisi ve üretimi yok. Batılı ülkeler de orada iş yapmadıkları için İran pazarında Çin hakimiyeti ve baskısı var. Ancak İranlılar Çinliler ile ticaret yapma konusunda biraz çekimser. Bize daha sıcak bakıyorlar. İranlı firmalar Türkiye’de yoğun görüşmeler yapıyorlar. İran için 20 yıllık projeksiyon yapacağız.

Gıda

Avantajlar var

Sezon Pirinç Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erdoğan, “Bölgedeki ticareti de artıracak. Türkiye’nin tarımsal sanayi çok gelişmiş durumda. Gıdada, İran’la benzer ürünleri ithal ettiğimiz için stratejik bir işbirliği imkanı yok ancak Türkiye’nin işleme kapasitesinden dolayı, ithalatçı olduğu ürünleri işleyip ithal edebilme avantajı var” dedi.

ÜÇ SEKTÖR ENDİŞELİ

Mermer

'İran ucuz enerji ve işçilikle pazarımızı elimizden alabilir'

İMİB Başkanı Ali Kahyaoğlu: Mermerde büyük bir tehlike bekliyor. Zengin mermer yataklarına sahip olan İran, ucuz enerji avantajıyla ihracatta Türkiye’nin ciddi rakibi olacak. Sektör desteklenmezse birçok ocak kapanacak. Türkiye ekonomisi ve birçok sektör açısından sevindirici karşılanan bu gelişme maalesef mermer sektörü açısından bir kabusa dönüşebilir. Çünkü İran da bizim gibi çok zengin mermer yataklarına sahip. Belki teknolojileri eski, ambargo nedeniyle satamadıkları için üretimleri gelişmemiş olabilir. Ancak petrol zengini olmaları nedeniyle onlarda enerji fiyatları çok ucuz. Enerjinin maliyeteler içinde büyük pay aldığı bizim sektörde onlarla rekabet etmemiz imkansız. Bu şartlarda İran’la dünya pazarlarında rekabet edemeyiz. Bizde enerji maliyetleri çok yüksek. Sektörümüzün mazot desteği kapsamına alınması gerekir.

İnşaat - Çimento

Geleneksel pazarlarda rakip olur, dengeler sarsılabilir

TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı: İnşaat ve başta çimento olmak üzere inşaat malzemeleri sektörlerinde kayıplar yaşanabilir. Hükümeti önlem almaya davet ediyoruz. Çimento ve kimi inşaat malzemelerinde, Mısır ve Irak gibi yakın pazarlarda İran lehine kayıplarımız oldu. Ambargonun kaldırılmasıyla İran, geleneksel pazarlarda Türkiye için önemli rakip olarak dış ticaret dengemizde kayıplar yaratabilir. Bunu göz ardı edemeyiz. Üç yönde önlem faydalı olur. İlki İran’dan ve diğer ülkelerden çimento ithalatlarında fiyat oluşumlarına (damping) hassas olmalı, kalite standartlarını denetlemeli ve kayıt dışılığa izin vermemeli. İkincisi kamu altyapı yatırımları ve inşaat sektörü canlandırılarak çimento talebini desteklemelidir. Üçüncü olarak fabrikalarının yüksek enerji, çevre, atık maliyetlerini düşürmeli.