Suudi Arabistan futbol yıldızlarına neden milyonlar harcıyor?

Suudi Arabistan, Suudi Pro Ligi'nin kadrosunu güçlendirmek için son aylarda Cristiano Ronaldo ve Karim Benzema gibi efsanevi oyuncular da dahil olmak üzere uluslararası futbol yıldızlarını kapmak için yüz milyonlarca dolar harcıyor. Peki bunun sebebi ne?

Suudi Arabistan, Suudi Pro Ligi'nin kadrosunu güçlendirmek için son aylarda Cristiano Ronaldo ve Karim Benzema gibi efsanevi oyuncular da dahil olmak üzere uluslararası futbol yıldızlarını kapmak için yüz milyonlarca dolar harcıyor.

Bir ülkenin yerel bir spor ligi kurmak için çok para harcadığını ilk kez görmüyoruz, ancak Çin'de ya da ABD'de Major League Soccer'da gördüğümüz gibi önceki girişimlerden bazı önemli farklılıkları var.

Öncelikle, krallık çok fazla para harcıyor ve bu da dünya çapında rekabet ve özellikle Avrupa'daki Finansal Fair Play kuralları hakkında çetrefilli sorulara yol açıyor.

Daha da önemlisi, bunu devlet ölçeğinde yapıyor ve krallığın egemen varlık fonu ile devlete ait petrol devi aktif roller üstleniyor. Peki Suudi Arabistan tam olarak neyi başarmaya çalışıyor ve başarılı olacak mı? Ve bu büyük para akışı dünyanın geri kalanındaki futbol için ne anlama geliyor? 

Suudi Arabistan son dönemde uluslararası yatırımlar yapmaya başladı. Türkçesi 'Kamu Yatırım Fonu' olan Public Investment Fund (PIF), Suudi Arabistan hükümetine ait olan ve ülkenin ekonomik çeşitlendirilmesi, sürdürülebilirlik ve yenilikçilik gibi hedefleri desteklemek için kullanılan bir finansal araç.

Ülkenin petrol gelirlerine olan bağımlılığını azaltmak ve ülkeyi çeşitli sektörlere yönlendirerek ekonomide yelpazeyi genişletmek istiyorlar. Yerli ve yabancı şirketlere sermaye sağlamak, ortak girişimler oluşturmak, hisse senedi almak veya gayrimenkul yatırımları yapmak gibi faaliyetler yürütüyorlar.

PIF, dünyanın en büyük petrol şirketi olan Saudi Aramco'nun yüzde 70 hissesine sahip. Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu, aynı zamanda Premier Lig'in köklü ekiplerinden biri olan Newcastle United'ın da sahibi. Kulübün hisselerinin yüzde 80'i Suudi konsorsiyumun elinde. PIF'in Suudi Arabistan'ın önde gelen dört kulübünü finanse edeceği belirtiliyor.

PIF'in Al Ahli, Al Ittihad, Al Hilal ve Al Nassr'ın hisselerinin yüzde 75'ini kontrol edeceği, yüzde 25'lik kısmına ise kar amacı gütmeyen bir kuruluşun sahip olacağı kaydediliyor. Suudi Arabistan kökenli olan bazı çok uluslu şirketlerin de bu dört kulübün dışında dört kulübü fonlayarak ligin ortalama kalitesini artırmayı hedeflediği de öne sürülüyor.

Cristiano Ronaldo'nun transferinden sonra Suudi Arabistan'ın futbola olan ilgisinin çığ gibi büyüdüğü belirtiliyor. Son yıllarda golfe yönelik ciddi yatırımlar yapan Suudi Arabistan, halk tabanında karşılığını görmekte zorlanırken futboldaki geri dönüş ise daha ciddi oldu.

Cristiano Ronaldo'nun transferinden sonra Al Nassr'ın maçlarına gelen taraftar sayısı yüzde 143 atarken bilet gelirlerinde de önemli bir yükseliş söz konusu. Ronaldo transferinden önce bilet fiyatları 10 Suudi Arabistan Riyali civarındayken Portekizli yıldızdan sonra bilet fiyatları 150 Suudi Arabistan Riyali'ne çıkmış durumda. Diğer yandan Ronaldo transferinin futbolcular üzerinde de olumlu etki ettiği belirtiliyor. Al Nassr'da forma giyen bir futbolcunun, Portekizliyle çıktığı ilk idmanda duygusal anlar yaşayarak ağlaması gündeme gelmişti.

Suudi Arabistan'ın nüfusunun büyük bölümü profesyonel futbola aday kişilerden ya da profesyonel futbola müşteri olarak dahil olabilecek genç nüfustan oluşuyor. Suudi Arabistan nüfusunun yüzde 70'i, 35 yaşının altında ve futbola bağlılıkları nam salmış kişiler. Buna rağmen nüfusun yüzde 60'ının kilo probleminin bulunduğu hatta obezite hastalığıyla uğraştığı belirtiliyor. Suudi Arabistan Futbol Federasyonu Başkanı Yasser Al-Misehal de buna dikkat çekerek 21 bin olan lisanslı futbolcu sayısını 200 binin yukarısına çıkarmak hedefleniyor.

Çin bundan birkaç yıl öncesine kadar ülkedeki futbol ortamını yukarıya çekmek için devlet eliyle kulüpleri fonlamış ve yıldız futbolcuların transferlerini teşvik etmişti. Uluslararası popülarite sağlansa da kalıcı bir futbol ilerlemesinin gelmemesinin sonrasında 2017 ve 2018 yıllarından itibaren Çin hükümeti, yabancı futbolcuların transferlerine ve yıllık maaşlarına kısıtlamalar getirdi. Bu politikaların amacı, kulüplerin aşırı maliyetlere girmesini önlemek ve yerli futbolcuların gelişimini teşvik etmekti.

Çinlilerin 2050'ye kadar kendi futbol liglerini rekabetçi hale getirerek dünyada bu alanda söz sahibi ülkelerden biri olma hedefi vardı. Çin'in Dünya Kupası adaylığına yardımcı olabileceği öngörülen bu süreç bugün sekteye uğradı. Özellikle yeni tip koronavirüs salgını sonrasında Çin ve futbol bugün yan yana pek anılmıyor. Suudi Arabistan da Çin hükümeti gibi başta Dünya Kupası adaylığı olmak üzere çeşitli spor branşlarında ülkeyi ev sahibi hale getirmeyi hedefliyor. Suudi Arabistan, Cristiano Ronaldo ve Karim Benzema transferleriyle Çin'den daha iddialı bir giriş yapmış durumda.

19 takımlı Suudi Arabistan Pro Ligi'ndeki dört takımının fonlandığı bir ortamda bütünsel bir rekabetçilikten söz edilebilir mi? Devlet fonunun sahibi olduğu dört kulüpten ikisi, başkent Riyad'daki en büyük iki kulüp: Al Hilal ve Al Nassr. Ülkenin ikinci en büyük şehri olan Cidde'nin kulüpleri ise Al Ahli ve Al Ittihad. Yani iki rekabetçi şehrin önde gelen kulüpleriyle rekabet yaratmak isteniyor. Fonlanan bu kulüpleri yıldızlarla dolu kadrolarıyla diğer 15 takımı ezip geçeceği yönünde korkular da var ancak uzmanlar, yıldızlar geldikten sonra bu dört kulüpteki ortalama oyuncuların diğer kulüplere gideceğini ve o takımların seviyesini yukarı çekeceği görüşünde.

Fonlanan dört kulübün bir yıl içinde 20-25 arası dünya yıldızını transfer edeceği öngörülüyor. Şu anda 30 yaş ve üzerinde olan, Avrupa'daki kariyerlerinde başarıya doymuş futbolcuları hedefledikleri belirtiliyor. Resmileşen transferler Cristiano Ronaldo ve Karim Benzema'nın dışında N'Golo Kante, Luka Modric, Wilfried Zaha, Mauro Icardi gibi yıldızların da transferleri için uğraşıldığı belirtiliyor. Suudi Arabistan'ın, Avrupa'da beklentilerin altında kalan yüklü yıllık ücret alan oyuncular için de bir durak olabileceği kaydediliyor.