Cumhubaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, “Geçici kur yükselmeleri ve inişlerinde Merkez Bankası, kur hedeflemek amacıyla müdahalede bulunmaz” dedi.
Merkez Bankası’nın dünkü iki operasyonu piyasalar tarafından dolar/TL’de 3.70’in üstü kapalı da olsa kur hedefi olarak belirlendiğinin ilanı olarak değerlendirilmiş ve yine bu yılın başında benzer bir kararla 3.50’nin kur hedefi olarak ortaya çıktığını ve doların bu seviyenin altına kalıcı olarak gerilemesinin engellendiğine dikkat çekilmişti
Ertem, Milliyet Gazetesi’nde bugün yayınlanan köşe yazısında, derinliği olmayan döviz piyasasında suni oynaklık oluşturmaya çalışılmasının beyhude bir çaba olduğunun görüldüğünü belirtti.
Ertem şöyle devam etti:
“Burada iki önemli husus unutulmasın. Birincisi, Türkiye 2001 krizindeki Türkiye değil, dalgalı kur rejimi uyguluyoruz ve Merkez Bankası, düne göre, elindeki araçları bugün çok daha etkin kullanma ve yeni araçlar geliştirme gücüne, bağımsızlığına sahip. İkincisi, zaten Türkiye gibi dışa tam açık bir ekonomide nihai olarak döviz kuru, dış ticaret dinamiklerine, sermaye giriş ve çıkışlarına bağlı olarak şekillenir.
Dış ticaretin orta vadedeki seyrini ise iç ve dış fiyat dengesi tayin eder. Bu dengenin en önemli yapıcısı ise TL’nin rezerv paralar karşısındaki fiyatıdır. Dalgalı kur rejiminde bu fiyat, dış ticaretin ve sermaye girişlerinin/çıkışlarının doğrudan fonksiyonu olarak, gün sonunda, ortaya çıkar. Dolayısıyla, geçici kur yükselmeleri ve inişlerinde Merkez Bankası, kur hedeflemek amacıyla müdahalede bulunmaz.
Ancak spekülasyonu ve gereksiz döviz talebini önleyecek araçları kullanır. Bugün Türkiye’de spekülatif kur ataklarına bakarak kimse endişeye kapılmasın. Makul bir süre sonra, dış ticaret dinamiklerine ve genel makro verilere, dengeye uygun bir kur seviyesine -zaten- ulaştığımızı görürsünüz.
Tam burada şu önemli notu da eklemek istiyorum; Türkiye’nin etrafında bütün bu olan bitenlere, bütün bu saldırılara rağmen, 2017 yılında kapsayıcı yüksek ve sürdürülebilir bir büyüme temposunu yakaladığını ve 2018’de bunu, yeni üretim yanlısı reformlarla ve kurumlarla sürdüreceğini söyleyelim. Türkiye bölgesinde yeni sanayi devrimini yakalayan tek istikrarlı ve yatırım yapılabilir ülke olacaktır. Ayrıca şunu da ilave edelim ki bu ekonomi tetikçilerinin oyunları karşısında paniğe kapılan, onlara boyun eğmekten başka çaresi olmadığını sanan kurumlarımız ve o kurumlardaki çağdışı ekonomi-politikası anlayışı da artık tarihe karışıyor. ”







