Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilim küresel piyasalarda belirsizliği artırırken, Asya borsaları çarşamba günü işlemlerinde belirgin bir düşüş kaydetti. Bölgedeki çatışmaların emtia fiyatlarını yukarı çekmesi ve enflasyon endişelerini tetiklemesi, aylardır süren savaşın sona ereceğine dair beklentileri zayıflattı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nda bir Amerikan Apache helikopterini düşürdüğünü açıklamasının ardından ABD’nin İran’a yönelik hava saldırıları başlatması, taraflar arasındaki kırılgan ateşkes umutlarını zedeleyerek yatırımcıları temkinli bir duruşa sevk etti.
Asya borsalarında son durum
Piyasalardaki bu hareketlilik, küresel hisse senedi endekslerine de doğrudan yansıdı. Japonya dışındaki Asya-Pasifik piyasalarını izleyen en kapsamlı endeks olan MSCI endeksi yüzde 0,6 oranında değer kaybetti.
Japonya’da Nikkei endeksi günü yüzde 0,9 düşüşle tamamlarken, teknoloji hisselerinin yoğunlukta olduğu Güney Kore KOSPI endeksi, yapay zeka hisselerinin baskı altında kaldığı volatil haftada yüzde 2 oranında sert bir gerileme gösterdi.

ABD’de gerçekleştirilen hava saldırılarının ardından petrol fiyatları ise erken saatlerdeki işlemlerde yaklaşık yüzde 1 oranında yükselerek bir önceki seansta test ettiği yedi haftanın en düşük seviyesinden uzaklaştı. Londra Brent petrolünün varil fiyatı yüzde 0,9 artışla 92,29 dolara ulaşırken, Batı Teksas türü (WTI) ham petrolünün varili yüzde 0,8 değer kazanarak 88,97 dolardan işlem gördü. Küresel yatırım stratejistleri, petrol fiyatlarının yeni gerilim haberlerine rağmen 90 dolar sınırında seyretmesinin, piyasaların henüz kalıcı bir arz kesintisini fiyatlamadığını gösterdiğini belirtiyor.
Ancak enerji altyapısı, sevkiyat rotaları veya ABD’nin sürece daha fazla dahil olması gibi bir tırmanma senaryosunda, piyasalarda çok daha büyük bir yeniden fiyatlama riskinin oluşabileceği değerlendiriliyor.
ABD enflasyon verisi ve merkez bankalarının kritik faiz sınavı
Küresel piyasaların odağı, Orta Doğu’daki savaşın ekonomik etkilerini ve enflasyonist baskıları daha net ölçebilmek adına bugün açıklanacak olan ABD tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verilerine çevrilmiş durumda. Reuters tarafından ekonomistler arasında gerçekleştirilen anket sonuçlarına göre, ABD’de yıllık enflasyonun mayıs ayında yüzde 4,2 oranında artış göstermesi bekleniyor.
Bu durum gerçekleştiği takdirde, Nisan 2023’ten bu yana tüketici fiyatlarında görülen en büyük yıllık artış kaydedilmiş olacak. Geçtiğimiz cuma günü ABD’de beklentilerin üzerinde gelen istihdam verileri, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yıl içinde faiz artışı hamlesine başvurabileceğine yönelik öngörüleri kuvvetlendirmişti. Savaş öncesinde piyasalarda bu yıl için iki faiz indirimi senaryosu ağırlık kazanırken, güncel vadeli işlem piyasalarında aralık ayında 25 baz puanlık bir faiz artışı olasılığı tamamen fiyatlanmaya başladı. Uzmanlar, enflasyon verisinin beklentilerin üzerinde yüksek gelmesi durumunda Fed’in önümüzdeki hafta gerçekleştireceği toplantıda güvercin bir ton benimsemesinin zorlaşacağını, saf bir arz şokuna karşı agresif faiz artırılamasa bile petrol fiyatlarındaki yükselişin sürdüğü bir ortamda enflasyon beklentilerinin göz ardı edilemeyeceğini vurguluyor.

Doların küresel para birimleri karşısındaki güçlü duruşunu koruduğu günde euro 1,1537 dolar, sterlin ise 1,337 dolar seviyelerinden işlem gördü. Japon yeni ise dolar karşısında, resmi müdahale sınırı olarak kabul edilen 160 kritik seviyesine yakın bir seyir izleyerek 160,38 seviyesinden el değiştirdi.
Bölgesel fiyat baskıları ve küresel piyasalarda artan risk dengesi
Japonya’da çarşamba günü açıklanan veriler, savaş kaynaklı fiyat baskılarının genele yayılmasıyla mayıs ayında üretici enflasyonunun son üç yılın en hızlı ivmesini yakaladığını ortaya koydu. Bu gelişme, Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) faiz artırımı patikasına devam etmesi gerektiği yönündeki argümanları destekliyor. Analistler, yendeki kronik değer kaybı ve Fed’in şahin duruşunun, BOJ’u faiz artışlarını hızlandırmaya zorlayabileceğini belirtirken, 16 Haziran’da gerçekleştirilecek politika toplantısında bir faiz artışına gidilmesi ihtimali piyasalar tarafından neredeyse tamamen fiyatlanmış durumda.

Enerji fiyatlarının kontrol altında kaldığı dönemlerde jeopolitik risklerin piyasalar tarafından absorbe edilebildiğini ifade eden piyasa stratejistleri; petrol fiyatları, enflasyon verileri ve merkez bankası politikalarının aynı anda hisse senedi piyasalarını desteklemeyen bir yöne evrilmesi durumunda hareket alanının daralacağına dikkat çekiyor. Nitekim bu risk dalgası gelişmekte olan piyasalarda da etkisini göstermeye başladı. Endonezya Merkez Bankası (BI), kısa süre önce gerçekleştirdiği yüklü faiz artırımının ardından, zayıflayan rüpyayı desteklemek amacıyla çarşamba günü takvim dışı sürpriz bir toplantı yaparak politika faizinde yeniden artışa gitti.
Küresel finans koridorlarında jeopolitik risklerin makroekonomik parametreleri doğrudan etkilediği bu süreçte, yatırımcıların güvenli liman arayışı ve sıkı para politikası beklentileri önümüzdeki dönemde de Asya borsaları ve emtia piyasaları üzerindeki yön belirleyici temel dinamik olmayı sürdürecek.







