Geçen yılın en çok kazandıran yatırım aracı olan altına olan talep bitmiyor. Ons altın fiyatı 5 bin doların üstüne çıkarken 2026 için hedefler de büyüyor.
SBG Securities tarafından yayımlanan yeni bir rapor altın piyasasında dengeleri değiştirebilecek öngörüler içeriyor. Aracı kurumun analisti Adrian Hammond, parasal politikaların daha destekleyici hale gelmesi ve jeopolitik güçlerin ABD dolarını zayıflatmaya devam etmesi durumunda sarı metalin fiyatlarının bu yıl 10.000 dolar seviyesine kadar yükselebileceğini belirtti. Analiste göre değerli metal, madencilik kaldıracından ziyade makroekonomik güçlerin yönlendirdiği “son yükseliş aşamasında” (last leg) bulunuyor.
Hammond müşterilere gönderdiği notta, yatırımcılar için altın madenciliği hisselerini tutmanın, fiziksel metali tutmaya kıyasla artık yeterli getiri sağlamadığını vurguladı. Raporda, şirket kazançlarının “parada” (in the money) olduğu, ancak mevcut seviyelerden itibaren fiyat artışlarından anlamlı bir kaldıraç etkisi sağlanamadığı ifade edildi.
Geçmişte sarı metal fiyatlarındaki yüzde 10’luk bir artış (ons başına 3.000 dolar seviyelerindeyken) şirket kazançlarında yüzde 30’luk bir büyümeye işaret ederken, mevcut seviyelerde bu oranın yüzde 13’e gerilediği kaydedildi. Bu durum, büyük üreticilerin hisse senetlerinin artık külçe fiyatları için doğrusal bir gösterge (proxy) gibi işlem görmesine neden oluyor.
Faiz politikası ve altın fiyatları üzerindeki olası etkiler

Analist Hammond, Harmony Gold ve Sibanye Stillwater gibi yüksek maliyetli madencilerin hala nispeten daha fazla kaldıraç potansiyeli taşıdığını belirtmekle birlikte, sektör genelindeki risklerin arttığına dikkat çekti.
Maliyet enflasyonu, enflasyonun üzerinde seyreden sermaye harcamaları, artan birleşme ve satın alma (M&A) faaliyetleri ve yükselen kaynak milliyetçiliği, kurumun altın hisseleri konusunda “nötr” kalmasına neden oluyor. Buna karşın külçe altın için bu yıl yüzde 20 ila 30 arasında bir yukarı yönlü potansiyel öngörülüyor.

Fiyatlar için temel itici güç ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimi patikası olmaya devam ediyor. Piyasalar şu anda bu yıl için iki faiz indirimi fiyatlarken, Hammond daha fazla indirim için alan olduğunu savunuyor. SBG’nin baz senaryosuna göre üç faiz indirimi altın fiyatlarını yıl sonuna kadar 7.000 dolara taşıyabilir. Daha “güvercin” bir Fed duruşu ise fiyatları 10.000 dolar seviyesine gönderebilir.
Ancak analist, zayıf doların halihazırda ABD enflasyonunu beslediği ve yüksek enerji fiyatlarıyla bu durumun birleşebileceği uyarısında bulunarak, faizlerin sabit tutulmasının daha “ihtiyatlı” bir sonuç olacağını değerlendiriyor. Petrol piyasasında da olumlu bir görüşe sahip olan Hammond, bunun enflasyonu daha da yukarı çekebileceğini ve fiyatların temellerin çok önüne geçmesi durumunda altın aleyhine bir tablo oluşabileceğini kaydetti.
Merkez bankaları ve yatırım fonlarından altına güçlü destek

Piyasadaki aşırı iyimser anlatının, özellikle politikanın yatırımcıların beklediğinden daha sıkı kalması durumunda ters tepebileceği riski de raporda yer aldı. Analist, fiyatların adil değerin üzerine çıkması (overshooting) riskine karşı uyarılarda bulunsa da, uzun vadede enflasyonun külçe altın için yapısal olarak destekleyici kalmaya devam edeceğini ve olası geri çekilmelerin sınırlı olacağını öngörüyor. Kısa vadeli en büyük risk ise siyasi baskıların faiz indirimlerini zorlaması ancak Fed’in temkinli kalmaya devam etmesiyle oluşabilecek uyumsuzluk olarak gösteriliyor.
Öte yandan merkez bankası alımları talebi desteklemeyi sürdürüyor. Küresel rezervler Kasım ayında 45 ton artış gösterirken, Çin’in resmi altın varlıkları 2025’in üçüncü çeyreği sonunda 2.304 ton ile rekor seviyeye ulaştı. Çin Merkez Bankası’nın geçen yıl her ay alım yaptığı ve rezervlerin toplam varlıklar içindeki payının yüzde 8,5’e ulaştığı belirtildi.
Yatırım akışları da bu tabloyu destekler nitelikte; Altın borsa yatırım fonlarına (ETF) 2025 yılında yaklaşık 16 milyon ons giriş yaşandı ve COMEX piyasasındaki spekülatif pozisyonlanma yıl sonuna doğru net uzun pozisyonların artmasıyla giderek daha iyimser bir hal aldı. Zayıf dolar ve artan küresel siyasi riskler, faiz beklentilerinin geçen yılın sonlarına göre daha şahinleşmesine rağmen fiyat gücünü pekiştiriyor.







