Küresel emtia piyasaları, Amerika Birleşik Devletleri’nden esen ekonomik rüzgarlar ve jeopolitik gerilimlerin gölgesinde ilginç bir ayrışmaya sahne oluyor. Bir yanda faiz indirimi umutlarıyla parlayan altın, diğer yanda ise talep endişeleriyle duraksayan petrol…
Yatırımcıların radarında ise hem büyük güçlerin diplomatik hamleleri hem de enerji piyasasının geleceğine ışık tutacak kritik veriler bulunuyor.
Peki, bu zıt yönlü hareketin arkasında yatan temel dinamikler neler?
ABD’den gelen son enflasyon verilerinin beklentilerin altında kalması, piyasalarda Eylül ayında bir faiz indirimi yapılacağı ihtimalini kuvvetlendirdi. Bu gelişme, küresel piyasalarda doların gücünü törpülerken, yatırımcıları yeniden güvenli liman arayışına itti.
Bu arayışın doğal adresi olan altın ise değer kazanarak 3.355 dolar seviyelerine yükseldi. Gram altın da bu yükselişten payını aldı ve yurt içinde 4.395 TL bandını aştı.
Faiz indirimi beklentisi altın fiyatlarını yükseltti

Piyasaların nefesini tutarak beklediği bir diğer gelişme ise bu hafta ABD ve Rusya liderleri arasında gerçekleşmesi planlanan kritik görüşme.
KCM Trade baş piyasa analisti Tim Waterer’a göre, bu görüşmeden somut bir barış adımı çıkmaması, Ukrayna’daki belirsizliği sürdürerek altının güvenli liman cazibesini daha da artırabilir ve fiyatları yeniden 3.400 dolar seviyesine taşıyabilir.
Zayıflayan dolar ve artan jeopolitik riskler, değerli metali yatırımcılar için bir kez daha ön plana çıkarıyor.
Petrolde talep endişeleri fiyatı baskılıyor

Petrol cephesinde ise hava daha durgun. Dünyanın en büyük petrol tüketicisi olan ABD’de talebin yavaşladığına dair öncü sinyaller, fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor. Geçtiğimiz hafta ülkedeki ham petrol stoklarının beklenmedik bir şekilde 1,52 milyon varil artması, bu endişeleri somutlaştırdı.
Gözler şimdi, bugün açıklanacak olan resmi Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine çevrilmiş durumda. Analistler, resmi verilerde düşüş beklese de, aksi bir durum yaz sonu talep zirvesinin geride kaldığını teyit edebilir.








