Altın fiyatları, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni gümrük vergilerini devreye almasıyla tırmanan ticaret savaşı endişelerinin yatırımcıları güvenli liman arayışına itmesiyle son iki haftanın en yüksek seviyesine ulaştı.
Hem ons hem de gram altın değer kazanırken, piyasalar jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin yarattığı risklerden korunmaya çalışıyor.
Peki, yatırımcıları yeniden değerli metale yönelten bu endişe dalgasının arkasında hangi dinamikler yatıyor ve bu yükseliş kalıcı olabilir mi?
Trump’ın gümrük hamleleri risk iştahını düşürüyor

Perşembe sabah saatlerinde spot altın, %0,51’lik bir artışla ons başına 3.386 dolara yükselerek dikkatleri üzerine çekti. Yurt içinde ise gram altın fiyatı, bu yükselişe paralel olarak %0,60’lık bir primle 4.430 TL seviyesinden işlem görmeye başladı. Analistler, fiyattaki yükselişin arkasında üç temel nedenin yattığını belirtiyor.
Sarı metaldeki yükselişin en belirgin tetikleyicisi, Trump yönetiminin daha korumacı bir ticaret politikasına yöneldiğini gösteren yeni gümrük vergisi hamleleri.
Trump’ın, Hindistan’dan ithal edilen ürünlere yönelik mevcut vergilere ek olarak %25’lik yeni bir gümrük vergisi getireceğini açıklaması, küresel piyasalarda risk iştahını düşürdü.
Buna ek olarak, ABD’de üretim yapmayan şirketleri hedef alan ve yarı iletken ithalatına getirilen %100’lük tarife ile bazı Brezilya menşeli ürünlere uygulanan %50’lik vergi artışı, ticaret savaşlarının yeni ve daha sert bir evreye girdiğine dair endişeleri artırdı.
Bu durum, yatırımcıların hisse senedi gibi riskli varlıklardan çıkarak altın gibi daha defansif ve güvenli kabul edilen varlıklara geçmesine neden oldu.
Zayıf veriler ve faiz indirimi beklentileri altını destekliyor

Piyasaları kıymetli metale yönelten ikinci önemli faktör ise ABD ekonomisinden gelen zayıf veriler ve buna bağlı olarak artan faiz indirimi beklentileri.
Son dönemde açıklanan ve hem iş gücü piyasasında hem de ekonomik büyümede yavaşlamaya işaret eden veriler, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasını gevşeteceği umutlarını güçlendirdi.
Piyasalar artık Eylül ayında bir faiz indirimine neredeyse kesin gözüyle bakarken, Aralık ayında ikinci bir indirimin gelme olasılığını da fiyatlıyor. Faiz oranlarının düşmesi, herhangi bir faiz getirisi sunmayan altının elde tutma maliyetini (fırsat maliyetini) düşürerek cazibesini artırıyor.
Bu beklenti, değerli metal için önemli bir destek unsuru oluşturuyor. Ayrıca, Fed yönetimine dair siyasi belirsizlikler ve Trump’ın Fed Başkanı Jerome Powell’ın yerine yeni adayları değerlendirdiğini açıklaması da merkez bankasının bağımsızlığına dair endişeleri körükleyerek altına olan talebi dolaylı olarak artırıyor.








