Apple, Trump’ın Çin ve Hindistan’a uyguladığı gümrük vergileri nedeniyle brüt kar marjında daralma riski ile karşı karşıya. Apple hisseleri, bu gelişmenin ardından dün New York borsasında sert düşüş gösterdi.
Citi, konu ile ilgili olarak yaptığı değerlendirmede ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ve Hindistan’a uyguladığı yüksek gümrük tarifeleri nedeniyle şirketin brüt kâr marjında önemli bir düşüş yaşanabileceğini belirtti.

Analistler, Apple üretiminin %90’ından fazlasının Çin’de gerçekleştiğini ve bu ülkenin muaf tutulmaması durumunda, şirketin toplam brüt kâr marjında %9’a kadar gerileme olabileceğini ifade etti.
Trump’ın duyurduğu son tarifelerle, Çin’den ithal edilen ürünlere uygulanan toplam vergi oranı %54’e çıkarken, bu artışın Apple gibi Çin’e bağımlı şirketler üzerindeki etkisinin büyük olacağı belirtildi.
Teknoloji devinin tedarik zinciri aynı zamanda %32 gümrük vergisi uygulanan Tayvan’ı da kapsıyor. Öte yandan Hindistan’a yönelik uygulanan %26’lık vergi, üretimin küçük bir bölümünün burada yapılması nedeniyle brüt kâr marjını %0,5 oranında etkileyebilir.
Citi, tarifelerin uygulama detaylarının henüz netleşmemesi nedeniyle “bekle ve gör” yaklaşımının sürdüğünü vurguladı.
Apple hisselerinde sert düşüş yaşandı

Apple hisseleri, bu gelişmelerin ardından Çarşamba günü piyasa sonrası işlemlerde %7’ye varan düşüş yaşadı. Bu oran, Wall Street’in “Muhteşem Yedilisi” içinde en büyük kaybı yaşayan şirket olarak Apple’ı en öne çıkardı.
Trump aynı gün yaptığı açıklamada, ABD’ye ithal edilen tüm mallara %10’luk evrensel vergi getirdiğini ve büyük ticaret ortaklarına karşılık olarak bu ülkelerin ABD ürünlerine uyguladığı vergilerin yaklaşık yarısı kadar yeni tarifeler uygulayacağını açıkladı.
Özellikle teknoloji ve otomotiv sektörlerinin bu yeni tarifelerden en fazla etkilenen sektörler olacağı değerlendirildi. Ayrıca, Trump’ın Perşembe günü itibarıyla yürürlüğe soktuğu yabancı üretimli tüm otomobillere yönelik %25’lik yeni vergi kararı da bu tabloyu ağırlaştırdı.
Yeni tarifelerin ABD’li ithalatçılar tarafından karşılanacak olması, işletme maliyetlerini artırarak tüketicilere yansıtılabileceği, bu durumun da ABD’de enflasyon baskısını artırabileceği ve küresel resesyon riskini yükseltebileceği ifade ediliyor.






