ABD ve İran arasındaki barış görüşmelerinin çıkmaza girdiğine dair işaretlerin ardından, küresel enerji arzı için kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi piyasalarda hareketliliği artırdı. Haftanın ilk işlem gününde Asya piyasalarında dolar değer kazanırken, petrol fiyatları arz endişeleriyle sert bir yükseliş kaydetti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Tahran’ın sunduğu çözüm önerilerini “tamamen kabul edilemez” diyerek reddetmesi, bölgedeki jeopolitik risklerin on birinci haftasına taşınmasına neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı Asya seansında %4,3 oranında değer kazanarak 105,47 dolara çıkarken, ABD hafif petrolü (WTI) %4,7 artışla 99,92 dolara ulaştı.
Orta Doğu’da devam eden çatışmaların enerji maliyetleri üzerindeki baskısı, küresel enflasyon beklentilerini de tetikliyor. İran medyasında yer alan haberlere göre Tahran yönetimi, savaşın tüm cephelerde sona ermesini, yaptırımların kaldırılmasını ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün tanınmasını talep ediyor.

Ancak Washington’ın bu talepleri geri çevirmesi, dünya petrol ve doğalgaz trafiğinin yaklaşık beşte birinin geçtiği boğazdaki tıkanıklığın süreceği endişesini pekiştirdi.
JPMorgan Küresel Ekonomi Başkanı Bruce Kasman, enerji fiyatlarındaki artışın şu an için ekonomik büyümeyi durduracak bir seviyede olmadığını ancak boğazın kapalı kaldığı her hafta operasyonel stres riskinin arttığını vurguladı.
Küresel piyasalar ve hisse senedi endekslerinde belirsizlik hakim
Jeopolitik risklerin tırmanmasıyla birlikte yatırımcılar güvenli liman arayışına girerken, dolar likidite avantajıyla diğer para birimleri karşısında güç kazandı. Dolar/Yen paritesi %0,33 artışla 157,16 seviyesine yükselirken, Euro dolar karşısında %0,24 değer kaybederek 1,1757 seviyesine geriledi. Özellikle enerji ithalatına bağımlı olan Japonya ve Avrupa ekonomileri için artan petrol maliyetleri ek bir yük oluşturuyor. Japonya tarafında ise, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) şahin tutumu ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in desteğiyle yenin değer kaybını yavaşlatmaya yönelik müdahale beklentileri korunuyor.

Hisse senedi piyasalarında ise karışık bir seyir izleniyor. Geçtiğimiz hafta güçlü kurumsal bilançolar ve istihdam verileriyle rekor kıran S&P 500 ve Nasdaq vadeli endeksleri yeni haftaya hafif düşüşle başladı. Peki ya Asya borsalarında durum ne?
Asya cephesinde, yapay zeka bağlantılı hisselerin desteğiyle Güney Kore’nin KOSPI endeksi %4 yükselirken, Çin’de CSI300 endeksi %1,4 değer kazandı. Ancak Çin’den gelen son veriler, küresel enerji maliyetlerindeki artışın etkisiyle üretici fiyatlarının son 45 ayın zirvesine çıktığını ve tüketici enflasyonunun ivme kazandığını gösterdi. Asya borsaları dışında küresel piyasalar bu hafta Cisco ve Applied Materials gibi teknoloji devlerinin bilançolarını takip ederken, ay sonuna doğru Nvidia ve Walmart sonuçları odağa yerleşecek.
Enerji krizi ve diplomatik temasların piyasa beklentisi üzerindeki etkisi
Asya borsaları haftaya güçlü bir yükseliş yapsa da bölgesel çatışmanın küresel ticaret üzerindeki baskısı artarken, ABD Başkanı Trump’ın Çarşamba günü başlayacak Çin ziyareti ve Devlet Başkanı Şi Cinping ile yapacağı görüşme kritik önem taşıyor. Altı aydan uzun süredir ilk kez yüz yüze gelecek olan iki liderin ajandasında Körfez bölgesindeki durumun yanı sıra ticaret, Tayvan, yapay zeka ve kritik maden anlaşmaları yer alıyor. Diplomatik kanallardan gelecek mesajlar, özellikle emtia piyasalarındaki volatiliteyi dindirme potansiyeline sahip. Öte yandan, geleneksel güvenli liman altın, enflasyon risklerine karşı beklenen korumayı sağlayamayarak %0,5 düşüşle 4.690 dolar seviyesine geriledi.

Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ve enerji maliyetlerindeki sert yükseliş, kısa vadede küresel büyüme üzerinde belirgin bir durgunluk riski oluşturmaya devam ediyor. Piyasa analistleri, Haziran ayından itibaren tedarik zincirlerindeki stresin operasyonel kırılmalara yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Sonuç olarak, diplomatik müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanana kadar doların güçlü seyrini koruması ve petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskının devam etmesi bekleniyor. Yatırımcılar, enerji arz güvenliğine ilişkin resmi açıklamaları ve merkez bankalarının enflasyonist baskılara vereceği reaksiyonları yakından izlemeyi sürdürecek.







