Asya piyasaları, petrol fiyatlarındaki gerileme ve teknoloji hisselerine yönelik güçlü yatırımcı ilgisiyle Cuma gününü yükselişle tamamladı. Japonya’nın son iki yılın ilk döviz müdahalesini gerçekleştirerek değer kaybeden yen birimini desteklemesi, bölge genelindeki risk iştahını artıran önemli bir gelişme olarak kaydedildi.
Teknoloji devi Apple’ın çip tedariki kısıtlarına rağmen beklentilerin üzerinde bir mali tablo ve iyimser satış projeksiyonu açıklaması, küresel piyasalardaki olumlu havayı pekiştirdi. Şirketin hisseleri seans sonrası işlemlerde %2,7 oranında değer kazanırken; Caterpillar ve Alphabet gibi devlerin beklentileri aşan kâr açıklamaları da bu yükselişi destekleyen kritik unsurlar arasında yer aldı.
Nisan ayı, küresel endeksler için oldukça verimli bir dönem olarak kayıtlara geçti. S&P 500 endeksi ay genelinde %10’un üzerinde bir artış gösterirken, Nasdaq endeksi %15’lik sıçrayışıyla 2020 yılından bu yana en güçlü aylık performansını sergiledi. Asya cephesinde de benzer bir tablo hakimdi; Japonya’nın Nikkei endeksi Nisan ayında %16, Tayvan endeksi %23 ve Güney Kore endeksi yaklaşık %31 oranında değer kazandı.

Cuma günü itibarıyla bölgedeki tatil takvimi piyasa hacmini sınırlasa da Nikkei endeksi %0,4, Avustralya hisseleri ise %0,7 oranında artış kaydetti. Japonya dışındaki Asya-Pasifik hisselerini izleyen MSCI endeksi ise %0,3 oranında sınırlı bir yükselişle işlem gördü.
Asya piyasaları enerji fiyatları ve döviz müdahalelerinin etkisini takip ediyor
Enerji ithalatına olan yüksek bağımlılığı nedeniyle Asya piyasaları, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı hassasiyetini korumaya devam ediyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat riskleri ve İran’dan gelen açıklamalar piyasalar üzerinde baskı oluşturuyor.
Brent petrolün varil fiyatı, haftalık zirve olan 126,41 dolardan gerileyerek 111,70 dolar seviyelerinde dengelendi. Döviz piyasalarında ise Japonya’nın dolar satıp yen alarak piyasaya müdahale etmesi, dolar/yen paritesini geçici olarak 155,50 seviyesine kadar çekti. Ancak piyasa analistleri, Tokyo’nun 160,00 yen sınırını korumak için daha fazla müdahale yapmak zorunda kalabileceğini değerlendiriyor. Deutsche Bank stratejistleri, yenin mevcut seviyelerinin ekonomik modellere göre hala düşük kaldığını ve müdahale maliyetinin on milyarlarca doları bulabileceğini ifade ediyor.

Doların küresel çapta bir miktar baskılanması, euro ve sterlin gibi para birimlerine nefes aldırdı. Euro 1,1729 dolar seviyesine yükselirken, sterlin son 10 haftanın zirvesi olan 1,3612 dolara ulaştı.
Avrupa ve İngiltere merkez bankalarından gelen şahin açıklamalar, bu yükselişleri destekleyen temel etkenler oldu. İngiltere Merkez Bankası, enerji fiyatlarındaki artışın devam etmesi durumunda sert faiz artışlarının gündeme gelebileceği uyarısında bulundu.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde ise Haziran ayındaki toplantıda faiz artışı ihtimalinin yüksek olduğu sinyalini verdi. Citi analistleri, bankanın Haziran ve Temmuz aylarında ardışık faiz artışlarına gitmesini beklediklerini belirten bir değerlendirme paylaştı.
Küresel para politikaları ve piyasaların gelecek beklentileri
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) hafta içindeki şahin duruşu, piyasalarda bu yıl için beklenen faiz indirimi umutlarını büyük ölçüde zayıflattı. Bu durum ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin %4,390 seviyelerinde seyretmesine neden olurken, emtia piyasalarında altının ons fiyatı 4.623 dolar bandında yatay bir seyir izlemeye devam ediyor.

Küresel ekonomide enflasyonla mücadele kapsamında merkez bankalarının sıkı para politikası duruşlarını koruması, önümüzdeki dönemde volatiliteyi artırabilecek bir unsur olarak görülüyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki olası yeni bir tırmanışın, gelişmekte olan piyasalardaki ticaret dengeleri üzerinde belirgin bir baskı oluşturması bekleniyor. Yatırımcılar, Mayıs ayı boyunca açıklanacak olan istihdam ve enflasyon verilerinin, faiz artırım döngülerinin geleceğine dair en net rotayı çizeceği görüşünde birleşiyor.






