Türkiye’de fiilen 2004’te başlayan ama özellikle 2013’te devreye giren yüzde 25’lik devlet katkısıyla ivme kazanan bireysel emeklilik sisteminden (BES), emeklilik hakkı kazananlar da artıyor. BES’ten emekli olmak için 10 yıl sistemde kalmak ve 56 yaşını doldurmak gerekiyor. Bu kapsamda bakıldığında EGM verilerine göre 17 Şubat itibariyle BES’ten emekli olanların sayısı yaklaşık 47 bin kişiye ulaştı. Ancak bu sayı, gönüllü BES’te 6,7 milyondan fazla kişi olduğu düşünüldüğünde gerçekte daha yüksek. Birçok kişi sistemden çıkmadan ödemeyi sürdürüyor. Bu yolu tercih edenlerin oranı yüzde 40-50 arasında.
Emeklilik hakkını kullananlar ise bugün için daha çok “toplu para” alarak BES’ten çıkmayı tercih ediyor. Bu yönetimi tercih edenlerin oranı da yüzde 85-95 arasında değişiyor. Emeklilik hakkını kazanan diğer kişiler ise “planlı geri ödeme” ve “gelir sigortası” seçeneklerini tercih ediyor.
Gelir sigortası beklemede
Planlı geri ödemede biriken paranın katılımcı tarafından belli periyodlarla (aylık, 6 aylık gibi) alınmasını içeriyor. Gelir sigortası ise “sigortalı veya bildirdiği lehdar”ına genelde ömür boyu ve aylık olarak maaş gibi ödemeleri düzenleyen sözleşmeyi ifade ediyor. Sigorta şirketleri aynı zamanda bu tür maaşlara, üzerinde anlaşılacak periyod (örneğin yıllık) ve kriterle (TÜFE gibi) zam yapmayı da taahhüt ediyor. Zaman içinde BES’in ana unsurlarından birinin bu olması öngörülüyor. Ancak sektör bu işin henüz başında. Çünkü BES şirketlerinin gelir sigortasına uygun ürünler geliştirmesi ve satışa sunması gerekiyor.
Bu konuda gereken mevzuatın Hazine’ce oluşturulduğu, ancak BES şirketlerinin henüz gelir sigortası ürünü çıkarmadığını belirten Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Uğur Erkan, şu bilgileri verdi:
Yüzde 5 ek devlet katkısı
“Bu tür ürünler için çalışmalar sürüyor. Örneğin mortalite tabloları inceleniyor. Risklerle ilgili hesaplamalar devam ediyor. Hazırlanacak ürünlerle ilgili daha sonra Hazine ile de görüşmeler yapılacak. Önümüzdeki dönemde bu tür ürünler çıkacak. Ayrıca bildiğiniz gibi sektörün bu aralar temel önceliği ‘otomatik katılım.’ Sektör enerjisini daha çok bu alana harcıyor. Sistemin doğru işlemesi için yoğun bir çaba var.” Ayrıca otomatik katılım kapsamında, emeklilik hakkı sonrası birikimini en az 10 yıllık gelir sigortası sözleşmesiyle almayı tercih eden çalışanlara birikimin yüzde 5’i karşılığı ek devlet katkısı verileceğini hatırlatan Erkan, bunun da gelir sigortasını daha cazip hale getireceğini düşünüyor.
YÜZDE 50’SİNİN BİRİKİMİ 50 BİN LİRANIN ALTINDA
Allianz Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü Taylan Türkölmez, emeklilik hakkını elde eden katılımcıların yaklaşık yüzde 50’sinin ortalama birikiminin 50 bin lira olduğunu hatırlatarak şu noktaya dikkat çekti: “Bu birikim tutarının taksitlendirilmesi sonucu elde edilecek gelirin tutar olarak düşük kalması nedeni ile çoğunluk birikimlerini toplu olarak almayı tercih etmektedir.” Türkölmez, bu nedenle makul seviyede bir gelir elde edebilmek için 20 ila 30 yıl arasında bir birikim ve yatırım süresi gerektiğini vurguladı. Bu tür bir birikime ulaşıldığında; gelir planlarına ve gelir sigortasına olan talep de artacak.
PRİM ÜRETİMDEN ACENTELER YÜKSELİŞTE!
Sigorta sektöründe geçen yıl üretilen toplam 40,5 milyar liralık prim üretiminin yüzde 61,1’i acenteler eliyle sağlandı. Bu oran 2015’te yüzde 59’du.
TSB verilerine göre acentelerin hayat dışı branştaki payı yüzde 66,1’den yüzde 68,9’a çıkarken, hayat branşında yüzde 7,5’ten yüzde 5,5’e indi.
Prim üretiminde ikinci sırada bankalar var. Bankaların payı genelde yüzde 22,3’ten yüzde 21,8, hayat dışında yüzde 14,3’ten yüzde 13,2’ye düşerken, hayat branşında yüzde 79,9’dan yüzde 82,9’a yükseldi.
2016 yılında ayrıca genel prim üretiminde brokerlerin payı yüzde 10,7, şirket merkezlerinin payı yüzde 5,3 oldu. Bu oranla 2015’te sırasıyla yüzde 11,2 ve yüzde 6,2 idi. (Dünya / Serhat Aligil)







