Borsa İstanbul (BIST), yatırımcıları yakından ilgilendiren tarihi bir değişikliğe gidildiğini duyurdu. Hisse senedi alım satım işlemlerinin para ve hisse devir süresi olan takas süresi, iki günden bir güne indirildi.
Bu stratejik hamleyle Borsa İstanbul, işlem sonrası riskleri ve maliyetleri azaltmayı, en önemlisi de Türk sermaye piyasalarını küresel standartlarla uyumlu hale getirmeyi hedefliyor.
Borsa İstanbul Grubu tarafından yapılan duyuruya göre, “T+1” olarak bilinen bu yeni sisteme geçiş için hazırlıklar hız kazandı. Peki, bu teknik değişiklik yatırımcıların hayatında neyi değiştirecek ve Borsa İstanbul’u nasıl bir gelecek bekliyor?
Neden T+1’e geçiliyor?

Bu dönüşüm, küresel finans dünyasında yaşanan köklü bir değişimin yansıması. ABD’nin takas süresini bir güne indirmesinin ardından, Avrupa Birliği, İngiltere ve İsviçre gibi finans merkezleri de benzer adımlar atmak için çalışmalarını sürdürüyor. Borsa İstanbul, bu adımıyla uluslararası arenada geri kalmamayı ve rekabet gücünü korumayı amaçlıyor.
“T+1” sisteminin en büyük avantajı, işlem sonrası riskleri önemli ölçüde azaltması. Bir alım-satım emri verildikten sonra paranın ve hissenin el değiştirmesi için geçen sürenin kısalması, bu arada oluşabilecek olası aksaklık risklerini en aza indiriyor.
Bu durumun, işlem maliyetlerini düşürmesi ve piyasaya olan güveni artırarak yatırımcı ilgisini daha da canlandırması bekleniyor.
BIST’in yol haritası: Test süreci ve paydaşların rolü

Borsa İstanbul, bu önemli geçiş sürecini tüm piyasa paydaşlarıyla iş birliği içinde yürütüyor. Açıklanan takvime göre, tüm aracı kurumların ve bankaların yeni sistemi test edebileceği ortamlar 5 Ocak 2026 tarihinde faaliyete geçirilecek. Tüm analiz, geliştirme ve test süreçlerinin ise 31 Aralık 2026 tarihine kadar tamamlanması hedefleniyor.
BIST yönetimi, geçişin sorunsuz ve sistemsel risklerden arındırılmış bir şekilde gerçekleşmesi için test sürecine tüm üyelerin aktif katılımının kritik önem taşıdığını vurguladı. Yapılan duyuruda, bu sürecin yalnızca teknik bir dönüşüm olmadığı, aynı zamanda Türk sermaye piyasasının uluslararası standartlara uyumunu güçlendiren stratejik bir adım olduğunun altı çizildi.







