Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında 25 Eylül’de gerçekleşmesi planlanan kritik görüşmenin gündeminde, büyük ölçekli bir sivil havacılık anlaşmasının olabileceği sinyali bizzat Trump tarafından verildi.
Henüz Türk kanadından resmi bir teyit gelmese de, bu potansiyel anlaşma, Türk Hava Yolları’nın (THY) filo genişletme stratejisi ve Amerikalı uçak üreticisi Boeing’in son dönemdeki durumu ekseninde pek çok soruyu beraberinde getiriyor.
Uluslararası basında bir süredir Türkiye’nin 200’den fazla uçak için sipariş verebileceği konuşuluyordu. THY yetkilileri de bu iddiaları tamamen yalanlamadı. THY İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Yahya Üstün, 19 Eylül’de yaptığı açıklamada, üretici firma ile görüşmelerin uzun süredir devam ettiğini ancak henüz nihai bir karara varılmadığını belirtti.
Peki, bu devasa alım iddiası, taraflar için ne anlama geliyor?
THY’nin büyüme stratejisi ve Boeing görüşmeleri

Türk Hava Yolları, 2033 yılına kadar filosundaki uçak sayısını yaklaşık iki katına çıkararak 813’e ulaştırma gibi iddialı bir hedef belirlemiş durumda. Bu strateji doğrultusunda şirket, Aralık 2023’te Avrupalı rakip Airbus’a 355 uçaklık dev bir sipariş vermişti.
Yılın ilk yarısı itibarıyla şirketin 485 uçaklık filosunun 206’sını Boeing, 279’unu ise Airbus modelleri oluşturuyor. THY Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bolat’ın Haziran 2024’te 250 uçak için Boeing ile “ileri düzey” görüşmeler yapıldığını açıklaması, filodaki denge arayışının ve büyüme iştahının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Trump’ın ticaret diplomasisi ve Boeing’in zorlu yılı

Donald Trump’ın dünya liderleriyle yaptığı görüşmelerin ardından Amerikan şirketleri lehine büyük ticari anlaşmalar duyurması, başkanlık döneminin belirgin bir özelliği haline geldi. Suudi Arabistan, Güney Kore, Japonya ve Özbekistan gibi çok sayıda ülke, Trump ile yapılan temasların ardından milyarlarca dolarlık Boeing siparişleriyle gündeme geldi.
Bu durum, 25 Eylül’deki görüşmeyi Boeing için kritik bir fırsata dönüştürüyor. Ancak bu potansiyel anlaşma, üreticinin oldukça zorlu bir yılın ardından toparlanmaya çalıştığı bir döneme denk geliyor. 2024’te yaşadığı güvenlik ve kalite kontrol krizleri nedeniyle milyarlarca dolar zarar eden şirket, uzay programında da Starliner kapsülündeki arızayla ciddi bir itibar kaybı yaşamıştı.








