Wall Street dün yeni haftaya temkinli bir iyimserlikle başlarken, bugün Dow Jones, S&P 500 ve Nasdaq vadeli işlemleri yatırımcıların zihnindeki temel ikilemi yeniden gözler önüne serdi: Bir yanda güçlü gelen şirket bilançoları ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faizleri indireceği yönündeki kuvvetli beklentiler, diğer yanda ise Beyaz Saray’dan gelen ve bu kez Hindistan’ı hedef alan yeni ticaret savaşı tehditleri.
İşte piyasalar, bu iki zıt gücün çekişmesiyle yönünü bulmaya çalışıyor.
Geçtiğimiz hafta açıklanan zayıf istihdam verilerinin ardından ekonominin yavaşladığına dair endişeler artsa da, bu durum aynı zamanda Fed’in müdahale kapısını araladı. Piyasa aktörleri, Fed’in Eylül ayındaki toplantısında faiz indirme olasılığını artık neredeyse kesin olarak fiyatlıyor.
Bu beklenti, endekslere destek veren en önemli faktör olarak öne çıkıyor. Peki, bu kırılgan toparlanma, jeopolitik risklerin giderek artan gölgesinde ne kadar sürdürülebilir?
Dow Jones’u destekleyen iki temel güç: Fed ve bilançolar

Pazartesi seansında ana endekslerin toparlanmasının ardından Salı gününe de artıda başlayan vadeli işlemler, piyasadaki risk iştahının tamamen kaybolmadığını gösteriyor.
Bu iyimserliğin arkasında, Fed beklentilerinin yanı sıra, devam eden bilanço sezonunun genel olarak olumlu bir tablo çizmesi yatıyor. Özellikle yapay zeka ve veri analizi alanında faaliyet gösteren Palantir gibi şirketlerin, hükümetten gelen güçlü taleple gelir tahminlerini yukarı çekmesi, teknoloji hisseleri ve genel piyasa morali üzerinde pozitif bir etki yaratıyor.
Yatırımcılar şimdi gözlerini, ekonomik bir barometre olarak kabul edilen Caterpillar ve ilaç devi Pfizer’dan gelecek raporlara çevirmiş durumda. Bu şirketlerin sonuçları, Dow Jones endeksinin yönü hakkında daha net sinyaller verebilir.
Ticaret cephesinde yeni risk: Hedef Hindistan

Piyasalardaki iyimserliği baltalayan en büyük risk ise ABD Başkanı Donald Trump’ın öngörülemez ticaret politikaları. Trump, bu kez de Rusya’dan petrol alımları nedeniyle Hindistan’ı “önemli ölçüde” daha yüksek gümrük vergileriyle tehdit etti.
Bu hamle, Trump’ın Ukrayna’daki barış görüşmelerinin başarısız olmasının ardından Moskova’ya karşı tutumunu sertleştirdiğinin ve bu kapsamda Rusya’nın en büyük petrol alıcıları olan Çin ve Hindistan üzerindeki baskıyı artırdığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Hindistan’ın bu tehditlere rağmen Rus petrolü alımına devam etme niyetini açıklaması, iki ülke arasında gerilimin tırmanabileceği endişelerini artırıyor. Bu jeopolitik satranç oyunu, küresel tedarik zincirleri ve dolayısıyla Dow Jones gibi küresel ölçekteki endeksler üzerinde doğrudan bir baskı unsuru oluşturuyor.
Yatırımcılar hafta boyunca açıklanacak olan ve ABD ekonomisinin üçte ikisini oluşturan hizmet sektörüne ilişkin ISM verilerini de yakından takip edecek.








