Amerika Birleşik Devletleri hisse senedi piyasalarındaki yükseliş ve yoğun işlem trafiği, finans dünyasının en büyük yatırım bankalarının bilançolarına olumlu yansıdı. Sektörün kilit oyuncuları dördüncü çeyrek verilerini paylaşırken, çift haneli büyüme rakamları dikkat çekti. Goldman Sachs ve Morgan Stanley tarafından açıklanan sonuçlar, piyasa beklentilerinin üzerine çıkarak finans koridorlarında yeni bir dönemin işaretçisi oldu. Söz konusu tablonun, değişen siyasi atmosferle ne kadar bağlantılı olduğu ise ekonomi çevrelerinde tartışılıyor.
Goldman Sachs net kârını bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 oranında yükselterek 4,62 milyar dolar seviyesine taşıdı. Kurumun hisse başına elde ettiği kazanç 14,01 dolar olarak kayıtlara geçerken, rakip kuruluş Morgan Stanley de kârını 4,4 milyar dolara ulaştırdığını bildirdi. Yatırımcı güvenindeki artış, bankaların dördüncü çeyreği beklentilerin üzerinde bir ivmeyle kapatmasına olanak sağladı.
Deregülasyon adımları ve yapay zeka yatırımları

Wall Street, Trump yönetimi tarafından savunulan denetimlerin gevşetilmesi politikalarından güç alıyor. Şirketlerin birleşme ve satın alma arayışına girmesi, bankaların danışmanlık gelirlerini doğrudan yukarı çekiyor. Yapay zeka projelerine ve ChatGPT gibi teknolojilerin yaygınlaşmasına yönelik küresel ilgi, finansal operasyonların hacmini büyütüyor. Goldman Sachs yatırım ücreti gelirlerinde yıllık bazda yüzde 25’lik bir sıçrama yakalayarak bu alandaki ağırlığını hissettirdi.
Morgan Stanley tarafında ise yatırım bankacılığı biriminin gelirleri yüzde 22 oranında artış gösterdi. Her iki finans kuruluşu, henüz sonuçlanmamış işlem miktarını gösteren birikimlerin dördüncü çeyrekte kayda değer ölçüde yükseldiğini duyurdu. Finansal verilerdeki pozitif yönelim, JPMorgan Chase ve Citigroup gibi diğer büyük bankaların raporlarıyla da paralellik gösteriyor. Acaba teknoloji odaklı bu büyüme dalgası 2026 yılında da aynı hızla devam edecek mi?
Beyaz Saray ile finans çevreleri arasındaki faiz gerilimi tırmanıyor

Büyük bankaların elde ettiği başarılı sonuçlar, Beyaz Saray ile yaşanan siyasi çekişmelerin gölgesinde kalıyor. Federal Rezerv’in özerkliği ve Trump tarafından dile getirilen kredi kartı faizlerini yüzde 10 ile sınırlama planı, bankacılık sektörü üzerinde bir baskı unsuru oluşturuyor. Siyasi otoritenin faiz oranlarına müdahale ihtimali, Wall Street ile Washington arasındaki bağların gerilmesine neden oluyor. Goldman Sachs operasyonel süreçlerini bu hassas denge üzerinde yürütmeye çalışıyor.
Stratejik bir hamle yapan Goldman Sachs, Apple Card kredi kartı portföyünü JPMorgan Chase’e devrederek tüketici bankacılığı alanındaki girişimini sonlandırdı. Bireysel bankacılık segmentinden çıkış kararı alan banka, kurumsal yatırımlara odaklanma niyetini açıkça ortaya koydu. Portföyün indirimli bir bedelle satılması, yönetimin bu operasyonu hızlıca geride bırakma konusundaki kararlılığını gösteriyor. Goldman Sachs önümüzdeki süreçte asıl uzmanlık alanı olan varlık yönetimi ve kurumsal danışmanlık tarafında büyümeyi hedefliyor.







