Küresel piyasalar, jeopolitik gerginlikler ve merkez bankalarının para politikaları ekseninde hareket ederken, petrol fiyatları yükseliş, altın ise düşüş yönlü bir seyir izledi. Yatırımcıların ABD faiz oranlarının geleceğine ilişkin ipuçları beklediği Federal Rezerv’in (Fed) Jackson Hole toplantısı öncesinde, altın hafif bir gerileme yaşadı. Ons başına 3.340 dolar civarında işlem gören külçe altın, bir gün önce güvenli liman talebiyle elde ettiği kazanımların bir kısmını kaybetti. Piyasaların odağı şimdi, merkez bankasının gelecek para politikası kararlarına dair ipuçları için Fed Başkanı Jerome Powell’ın Jackson Hole’da yapacağı konuşmaya çevrildi.
Piyasa uzmanları ve analistler, Fed’in gelecek ay faizleri en az 25 baz puan düşüreceğini tahmin ediyor. Bu durum, faiz getirisi sağlamayan altın için olumlu bir gelişme olarak görülüyor. Geçen ayki toplantı tutanakları, yetkililerin enflasyon risklerini, yavaşlayan iş gücü piyasası endişelerinden daha önemli gördüğünü gösterdi. Değerli metal altın, bu yıl %25’in üzerinde değer kazandı. Bu yükselişin büyük bir kısmı yılın ilk dört ayında gerçekleşmişti. Küresel merkez bankalarının alımları ve borsa yatırım fonlarına (ETF) olan ilginin artması, bu yükselişi destekleyen ana faktörler arasında yer aldı. Birçok finansal kuruluş, altının daha fazla yükseliş potansiyeli taşıdığını savunuyor.
Ticaret gerginlikleri petrol piyasasını hareketlendirdi

Petrol fiyatları ise ABD’nin Hindistan’a yönelik ticari kısıtlamaları artıracağı yönündeki açıklamalarla yükseliş kaydetti. Trump yönetiminden bir ticaret yetkilisinin, Hindistan’ın Rusya’dan ham petrol alımı nedeniyle bu ülkeye ek gümrük vergisi uygulanmasını beklediğini açıklaması, piyasalarda dalgalanmaya neden oldu. Bu açıklama sonrası Ekim teslimli Batı Teksas petrolü %1’in üzerinde artışla varil başına 63 doların üzerine çıktı. Brent petrolü ise 68 dolar civarında kapandı.
Piyasa aktörleri, ABD’nin arabuluculuğunda Rusya ile Ukrayna arasında ateşkesin sağlanmasına yönelik gelişmeleri de yakından takip ediyor. ABD’nin savaşan taraflar arasında bir toplantı düzenleme çabaları sürüyor, ancak Kremlin şu ana kadar bu konuda net bir duruş sergilemedi. Herhangi bir barış anlaşması, Rusya’nın ham petrol ihracatına getirilen kısıtlamaların azaltılmasına yol açabilir. Ancak Rusya, bir dizi yaptırıma rağmen petrol akışını büyük ölçüde sürdürdü.
Küresel emtia ve ekonomi üzerindeki etkiler

Yatırımcılar, ABD ham petrol stoklarına ilişkin karışık raporları analiz etmeye devam etti. Enerji Enformasyon İdaresi tarafından yayımlanan verilere göre, stoklar haziran ortasından bu yana en büyük düşüşü kaydetti. Ancak, West Texas Intermediate (WTI) vadeli işlemlerinin teslimat noktası olan Oklahoma’daki Cushing depolama merkezinde artışlar yedinci haftaya ulaştı. Bu durum, piyasada arz fazlasına yönelik endişelerin devam ettiğini gösterdi. ABD benzin stokları da beş haftalık artışın ardından geriledi. Bu düşüşe rağmen, birçok tüccarın yıl sonuna doğru arz fazlası beklemelerine rağmen küresel stokların hala anormal derecede düşük olduğunu hatırlattı.

OPEC+ ülkelerinin durdurulan üretimi yeniden başlatması ve ABD’nin uyguladığı gümrük vergilerinin ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyeceği endişeleriyle petrol, bu yıl %10’un üzerinde değer kaybetti. Bu durum, yazın en yoğun talep döneminin sona ermesiyle arz fazlası beklentilerini artırdı. Saxo Bank emtia stratejisi başkanı Ole Hansen, piyasanın yaz aylarında yaşanan likidite darlığına rağmen fiyatları sabit tutan birçok olumlu ve olumsuz faktörü değerlendirmeye devam ettiğini belirtti. Bu faktörler arasında, Çin’deki ekonomik yavaşlama endişeleri ve küresel resesyon korkuları da yer alıyor. Ancak, güçlü jet yakıtı talebi gibi bazı olumlu sinyaller de piyasanın tamamen aşağı yönlü bir baskı altında kalmasını engelledi.
Diğer Değerli Metaller ve Endüstriyel Emtialar

Altın piyasasında yaşanan düşüşe rağmen, diğer bazı değerli metaller değer kazandı. Gümüş ve platin değer kazanırken, paladyum ise düşüş yaşadı. Londra Metal Borsası’nda (LME) işlem gören bakır, ton başına 9.724,50 dolara gerileyerek neredeyse değişmedi. Endüstriyel metallerde ise karışık bir tablo çizildi. Alüminyum %0,3 değer kazanırken, çinko %0,8 değer kaybetti. Bu farklılaşan hareketler, küresel ekonomik görünümdeki belirsizliklerin ve sektör bazlı taleplerin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.






