S&P 500 endeksi, Orta Doğu bölgesinde Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile İran arasında tırmanan askeri hareketliliğin yarattığı jeopolitik risklere rağmen belirgin bir direnç sergiliyor.
Yatırımcıların uzun bir süredir kuyruk riski (tail risk) olarak tanımladığı Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması senaryosu gerçeğe dönüşme emareleri gösterirken, finansal piyasalar söz konusu makroekonomik sarsıntıyı beklenenden çok daha ılımlı bir şekilde fiyatlıyor. Küresel enerji arzının yaklaşık yüzde yirmisini sekteye uğratan ve petrol fiyatlarında sert hareketlere yol açan mevcut tablo, S&P 500 hisse senedi piyasalarında topyekûn bir panik satışından ziyade, yatırımcıların dipten alım stratejilerini devreye soktuğu analitik bir stres testine dönüşmüş durumda.
S&P 500’deki jeopolitik fiyatlamalar ve petrol arzı
Küresel finans ekosisteminin merkezinde yer alan S&P 500 endeksi, uluslararası ticaret yollarındaki tıkanıklıklara ve enerji piyasalarındaki asimetrik dalgalanmalara karşı tarihsel bir sınav veriyor. Finansal terminolojide siyah kuğu (black swan) olarak adlandırılan ve gerçekleşme ihtimali düşük ancak etkileri son derece yıkıcı olan riskler silsilesi, Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kilitlenme ile masaya gelmiş bulunuyor. Umman ile İran arasındaki dar ve stratejik su yolunda deniz trafiği, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail güçlerinin yirmi sekiz şubat tarihinde İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından tamamen durma noktasına geldi.
Bölgede henüz resmi bir deniz ablukası ilan edilmemiş olmasına karşın, Tahran yönetiminin boğazdan geçiş yapmaya çalışan tüm ticari gemileri hedef alacağına dair sert uyarıları, uluslararası lojistik ağlarında derin bir felç durumu yarattı. Küresel sigorta şirketlerinin bölgedeki gemiler için sağladıkları savaş riski poliçelerini (war-risk policies) hızla askıya alması veya iptal etmesi, yüzlerce dev petrol tankerinin açık denizlerde belirsizlik içinde beklemesine yol açtı.

Enerji piyasası uzmanlarının belirttiği üzere, yaşanan jeopolitik kilitlenme dünya petrol arzının beşte birini doğrudan devre dışı bırakarak S&P 500 endeksi şirketlerinin maliyet projeksiyonlarını sarsan ağır bir tablo ortaya koyuyor. Eğilimin haftalar veya aylar boyunca devam etmesi halinde, küresel bir resesyonun tetiklenmesi riski üstel bir şekilde artış gösteriyor. Enerji piyasalarında genellikle bir amortisör işlevi gören ve fiyat istikrarını sağlayan atıl kapasite (spare capacity), devam eden sıcak çatışmalar nedeniyle fiilen sıfırlanmış durumda.

