Apple, akıllı telefon pazarında rekabeti canlandırmayı hedefleyen yeni yasal düzenlemelere uyum sağlamak amacıyla Japonya’daki iPhone ekosistemini üçüncü taraf uygulama mağazalarına açtığını duyurdu. Çarşamba günü yapılan açıklamaya göre, teknoloji devi Japonya’da yürürlüğe giren Mobil Yazılım Rekabet Yasası (MSCA) çerçevesinde radikal değişikliklere gitti.
Şirket tarafından yayımlanan basın bülteninde, Japon geliştiricilerin artık kendi uygulama marketlerini kurabilecekleri ve bu marketler üzerinden gerçekleştirilen satışlar için Apple firmasına sadece yüzde 5 oranında “Temel Teknoloji Ücreti” ödeyecekleri belirtildi. Bu adım, teknoloji devinin uzun süredir devam eden kapalı ekosistem politikasında Japonya özelinde büyük bir dönüşüm yaşandığını gösterdi.
Japonya’da alternatif ödeme sistemleri dönemi

Yeni düzenleme kapsamında geliştiriciler, standart App Store üzerinden dağıttıkları uygulamalarda da kendi ödeme yöntemlerini kullanıcılara sunma hakkını kazandı.
Ancak bu seçenek tercih edildiğinde, Apple geliştiricilerden yüzde 15 oranında komisyon almaya devam etti. Şirket, bu sistemin App Store’un sağladığı güvenlik ve kullanıcı deneyimi standartlarını korumak amacıyla sürdürüldüğünü savundu.
Japonya, Avrupa Birliği’nin ardından Apple ekosisteminde dışarıdan uygulama yüklenmesine (sideloading) ve alternatif marketlere izin veren ikinci büyük bölge oldu. Şirketin resmi web sitesindeki bilgilere göre, şu an için dünya genelinde sadece Avrupa Birliği ve Japonya’da bu tür esneklikler uygulandı.
Mobil yazılım rekabet yasası ve sektördeki yankıları

Apple, söz konusu değişikliklerin tamamen Japonya’nın bu yıl kabul ettiği Mobil Yazılım Rekabet Yasası’na uyum çerçevesinde gerçekleştirildiğini vurguladı. Benzer bir baskı altında olan Alphabet çatısı altındaki Google da geçtiğimiz günlerde kendi servislerinde benzer düzenlemeler yapacağını açıklamıştı.
Yasa kapsamında Apple, üçüncü taraf mağazalardan indirilen uygulamaların güvenliğini sağlamak için “Noter Onayı” (Notarization) adı verilen bir denetim mekanizması kurdu. Bu süreçte uygulamalar; kötü amaçlı yazılım ve dolandırıcılık gibi risklere karşı incelenirken, kullanıcı gizliliğinin en üst düzeyde tutulması hedeflendi. Özellikle reşit olmayan kullanıcıları korumaya yönelik ek güvenlik katmanları da sisteme dahil edildi.








