Euro, dolar karşısında güçlenmesini sürdürerek 2021’den bu yana ilk kez 1,20 seviyesinin üzerine çıktı. Paritedeki bu hareket, yatırımcıların dolara olan güveninde belirgin bir aşınmaya işaret ederken, Avrupa para birimine yönelik talebin arttığını gösteriyor.
Piyasalarda 1,20 seviyesi uzun süredir kritik bir psikolojik eşik olarak izleniyor. €, geçen yıl dolar karşısında yaklaşık yüzde 13 değer kazanarak son yılların en güçlü performanslarından birini sergilemişti. Avrupa Merkez Bankası (ECB) cephesinde de bu seviyenin önemi daha önce açıkça dile getirilmişti. Ancak bu noktaya ulaşmak kolay olmadı; €, geçen sonbaharda benzer seviyelere yaklaşsa da doların geçici toparlanmasıyla geri çekilmişti.
Almanya’nın öncülük ettiği mali teşvikler euroda yükselişi tetikledi
Son yükselişte Avrupa ülkelerinin, özellikle Almanya’nın öncülük ettiği mali teşvikler belirleyici oldu. Yaklaşık bir yıl önce 1 dolar civarında seyreden €, bu desteklerle yeniden güç kazandı. Tarihsel olarak bakıldığında 1,20 seviyesi, euronun uzun dönem ortalamasının biraz üzerinde olsa da 2008’de görülen 1,60 zirvesinin oldukça altında kalıyor.

Dolar cephesindeki zayıflığın arkasında ise ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret politikaları, müttefik ülkelerle yaşanan gerilimler ve Fed’e yönelik müdahaleci söylemleri bulunuyor. Grönland tartışmaları ve Japon yeni için olası ortak müdahale spekülasyonları da dolar üzerindeki baskıyı artıran unsurlar arasında yer alıyor. Trump her ne kadar doların seviyesini “harika” olarak tanımlasa da piyasalar bu görüşü paylaşmıyor.

Eurodaki güçlenme, Avrupa şirketleri için karmaşık sonuçlar doğuruyor. Daha güçlü bir euro, Avrupa’dan ithal edilen ürünleri özellikle ABD pazarında daha pahalı hale getirerek rekabet gücünü zayıflatabilir. Analistlere göre STOXX 600 endeksindeki büyük şirketlerin gelirlerinin önemli bir bölümü yurtdışından ve bunun kayda değer kısmı ABD’den geliyor. Şimdilik hisse senedi piyasaları bu kur etkisini göz ardı etse de, 2025 kârlarına ilişkin beklentiler aşağı yönlü revize ediliyor.

ECB ise kurun seviyesinden çok hareketin hızıyla ilgileniyor. Yetkililer, zayıf doların enflasyon üzerindeki etkilerini yakından izliyor. Eurodaki son haftalık yükseliş, geçen yılki sert hareketlerden bu yana görülen en güçlü artışlardan biri oldu. Güçlü euro, ithalat fiyatlarını düşürerek enflasyonu sınırlayabilir; ancak ECB, yüzde 2’lik hedefe ulaşmanın kısa vadede zor olduğunun da farkında.
Eurodaki bu ivmeye rağmen, ortak para biriminin yakın zamanda doların yerini alması beklenmiyor. Küresel rezervlerin büyük kısmı hâlâ dolarda tutulurken, Avrupa’nın finansal entegrasyonunu tamamlaması bu dengeyi değiştirebilecek temel şart olarak görülüyor.







