Orta Doğu’da tırmanan askeri hareketlilik ve İran ile yaşanan çatışma süreci, küresel yatırımcıların riskli varlıklardan kaçarak güvenli limanlara yönelmesine neden oldu. Bu süreçte ABD doları, jeopolitik belirsizlikler karşısında en çok tercih edilen para birimi olarak değer kazandı.
$’ın başlıca altı para birimi karşısındaki değerini ölçen DXY dolar endeksi, Pazartesi günü erken saatlerde yüzde 0,8 oranında bir artışla 98,42 seviyesine yükselerek son bir ayın en yüksek noktasını gördü.
ABD’nin enerji konusundaki bağımsız yapısı ve artan petrol fiyatlarının Federal Rezerv’in (Fed) faiz politikası üzerindeki olası etkileri, yeşil baknotu uluslararası piyasalarda daha cazip bir konuma taşıyor.
ING stratejisti Chris Turner, konuya ilişkin hazırladığı analiz notunda, yatırımcıların bu çatışmanın ne zaman sona ereceğine dair net bir öngörüye sahip olana kadar $’ın desteklenmeye devam etmesini beklediklerini ifade etti.

Geçtiğimiz yıl boyunca altın gibi alternatif güvenli limanlara ve gelişmekte olan piyasalardaki varlıklara yönelik ilgi nedeniyle baskı altında kalan $, jeopolitik risklerin somutlaşmasıyla birlikte yeniden liderliği ele aldı.
Özellikle enerji şoklarının yaşandığı dönemlerde ABD ekonomisinin iç enerji kaynaklarına sahip olması, para biriminin diğer gelişmiş ülke para birimlerine göre daha dayanıklı bir performans sergilemesine olanak tanıyor.
Enerji şokları ve gümrük vergisi kararlarının dolara etkisi
TS Lombard Başekonomisti Freya Beamish ve ekibi, doların tarihsel olarak enerji krizleri döneminde, diğer makroekonomik dengelerin stabil kalması şartıyla güçlü performans sergilediğini hatırlatıyor. Öte yandan, ABD Yüksek Mahkemesi’nin Başkan Donald Trump tarafından Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası kapsamında uygulanan geniş kapsamlı gümrük vergilerini iptal etme kararı da dolara ek bir destek sağladı.
Bu hukuki gelişme, keyfi vergi artışlarından kaynaklanabilecek ani enflasyon riskini ve buna bağlı olarak tahvil, hisse senedi ve doların eş zamanlı olarak değer kaybetme ihtimalini minimize ediyor.

Analistler, doların sürdürülebilir bir ralli yapma potansiyeli konusunda temkinli davranılması gerektiğini vurguluyor. Geçmiş veriler, doların enflasyonist enerji şokları sırasında ancak ABD ekonomisinin reel anlamda beklentilerin altında performans sergilediği dönemlerde (2022’deki Ukrayna işgali süreci gibi) çok güçlü değer kazandığını gösteriyor.
Güncel durumda ise ABD’nin bol miktardaki yerel enerji kaynakları, ekonomiyi Orta Doğu’daki aksaklıklardan kaynaklanan petrol fiyat artışlarına karşı nispeten korunaklı kılıyor. Bu durum, ABD’nin fiyatlar yükseldiğinde daha maliyetli yerli üretimi devreye alarak kendi arzını artırma kapasitesine dayanıyor.
Fed’in faiz politikası ve gelişmekte olan piyasalar üzerindeki baskı
Piyasa aktörleri, enerji fiyatlarındaki artışın Fed’in faiz indirim sürecini askıya alıp almayacağını yakından takip ediyor. Yüksek seyreden faiz oranları, Hazine tahvilleri ve diğer dolar cinsinden varlıkların getirisini artırarak doların değerini doğrudan destekliyor.
Ancak bu durum, gelişmekte olan piyasalar için ciddi bir sermaye çıkışı riski taşıyor. ING’den Chris Turner, artan enerji maliyetlerinin ve Fed’in faiz indirimlerine dair oluşan soru işaretlerinin, gelişmekte olan piyasalara yönelik portföy akışlarını durdurabileceğini, hatta tersine çevirebileceğini vurguluyor.

Özetle, küresel enerji arzındaki kesintiler ve jeopolitik gerilimler, doların kısa vadede güçlü kalmasını sağlayan temel itici güçler olarak öne çıkıyor. ABD’nin enerji üreticisi kimliği, dış şoklara karşı bir kalkan görevi görürken, para politikasındaki belirsizlikler döviz piyasalarındaki volatiliteyi tetiklemeye devam ediyor.
Yatırımcılar, bölgedeki askeri durumun seyrine ve enerji koridorlarındaki güvenliğe odaklanmış durumda.







