Altın fiyatları, Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve enerji şokuna rağmen güvenli liman özelliğini korumakta zorlanarak, Mart ayında 2013’ten bu yana en sert aylık değer kaybına yöneldi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarının ardından Mart başından bu yana %11 gerileyen spot altın, Salı günü bir miktar toparlanma gösterse de aylık bazda tarihi bir düşüş trendi içerisinde bulunuyor.
UBS Global Varlık Yönetimi Yatırım Direktörü Mark Haefele ise yayımladığı araştırma notunda, bu düşüşün geçici bir kırılma olduğunu belirterek, kıymetli metalin Temmuz ayına kadar %35 oranında değer kazanabileceği öngörüsünde bulundu.

UBS stratejistleri, sarı metalin onsunun Haziran ayı sonuna kadar 6 bin 200 dolar seviyesine yükseleceğini, yıl sonunda ise hafif bir geri çekilmeyle 5 bin 900 dolar seviyelerinde dengeleneceğini tahmin ediyor.
Mevcut durumda 4 bin 645 dolar seviyelerinde seyreden vadeli kontratlar, özellikle 24 Mart’ta sona eren beş günlük süreçte son 40 yılın en sert kısa vadeli kayıplarından birini yaşadı.
Haefele, tarihsel verilerin sarı metalin çatışma dönemlerinin başlangıcında her zaman ralli yapmadığını hatırlatarak, mevcut tablonun rasyonel bir temeli olduğunu ifade etti.
Yüksek faiz beklentisi ve merkez bankalarının altın hamleleri
Enerji fiyatlarındaki artışın enflasyonist baskıları tetiklemesi, merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesine veya ek faiz artışına gitmesine yönelik beklentileri güçlendirdi.
Tahvil piyasaları şu anda Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası’ndan 2026 yılı için üç faiz artışı fiyatlarken, Fed’in bu yıl faiz indirimine gitmeyeceği öngörülüyor. Ancak UBS, bu beklentilerin aşırı olduğunu savunuyor.

Enerji fiyatlarındaki yükselişin ekonomik büyümeyi baskılayabileceğine dikkat çeken banka, Fed Başkanı Jerome Powell’ın Harvard’daki açıklamalarının da enerji kaynaklı geçici şokları göz ardı etme eğiliminde olduğunu vurguluyor.
Mark Haefele, Orta Doğu krizinden kaynaklanan likidite tercihinin azalmasıyla birlikte yatırımcıların ve merkez bankalarının sarı metale olan talebinin yeniden canlanacağını kaydetti.
Altın fiyatları üzerindeki baskının, Fed’in yılın ilerleyen dönemlerinde gevşeme politikasına dönmesiyle kalkması bekleniyor. Faiz getirisi olmayan altının, yüksek tahvil faizleri karşısında yaşadığı dezavantajın, para politikasındaki netleşmeyle birlikte sona ereceği değerlendiriliyor.
Piyasa dinamikleri ve portföy koruma stratejisi
Altın fiyatları için dip seviyeyi belirlemenin zor olduğunu kabul eden analistler, son dönemdeki geri çekilmenin uzun süreli olmayacağı görüşünde birleşiyor.
UBS, yatırımcılara portföylerini çeşitlendirmek ve olası risklere karşı korunmak amacıyla müşterilerine varlıklarının yaklaşık %5’ini altına ayırmalarını tavsiye ediyor. Jeopolitik risklerin devam ettiği ve küresel ekonomik büyümenin sorgulandığı bu dönemde altın, orta vadeli bir risk yönetimi aracı olarak önemini koruyor.

Piyasa uzmanları, jeopolitik risk iştahındaki dalgalanmaların ve enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkisinin önümüzdeki çeyrekte altının yönünü tayin edeceğini öngörüyor. Kısa vadeli volatiliteye rağmen, merkez bankalarının rezerv biriktirme eğilimi ve küresel borç stokuna ilişkin endişeler, altının Temmuz ayına kadar yeni bir zirve denemesi yapabileceği beklentisini diri tutuyor. Sonuç olarak piyasa, Fed’in atacağı adımlar ve Orta Doğu’daki tansiyonun seyriyle yön bulmaya devam edecek.







