Küresel piyasalarda emtia fiyatları ve döviz seyrindeki değişimler değerli metallere olan talebi artırırken, altın fiyatları perşembe günü petrol fiyatlarındaki düşüş ve doların zayıflamasının desteğiyle yükselişe geçti.
Yatırımcılar, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin, özellikle de ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışma riskinin azalmasına yönelik diplomatik beklentileri yeniden değerlendiriyor. Spot altın piyasasında işlemler yüzde 0,7 artışla ons başına 4.461,09 dolardan karşılık bulurken, Ağustos vadeli ABD altın kontratları ise yüzde 0,5 değer kazanarak 4.487,90 dolara ulaştı.
ABD dolarının küresel para birimleri karşısında gerilemesi, dolar cinsinden fiyatlanan kıymetli metali diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha cazip hale getirerek yukarı yönlü ivmeyi destekledi.

Uluslararası piyasalardaki bu dinamikleri değerlendiren KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, altın fiyatları üzerindeki ana belirleyicilerin petrol ve dolar seyrindeki hareketler olduğunu vurguladı. Kıymetli metalin kalıcı bir ivme yakalayabilmesi için ABD-İran ilişkilerine dair olumlu haber akışının devam etmesi gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, ham madde maliyetlerindeki gerilemenin ve zayıf doların kısa vadeli kazançları beraberinde getirdiğini ifade ediyor.
Diplomatik kanatlardan gelen açıklamalar da piyasalardaki risk iştahını doğrudan etkiliyor. Washington yönetiminin çarşamba günü yaptığı resmi açıklamaya göre, İsrail ve Lübnan çatışmaları sona erdirmek amacıyla bir ateşkesi uygulamaya koyma konusunda mutabık kaldı. Bu kritik gelişme, bölgedeki jeopolitik risk primini düşürürken İran ile yaşanan krizin de daha geniş kapsamlı bir uzlaşıyla sonlandırılabileceği yönündeki beklentileri küresel piyasalarda belirgin şekilde güçlendirdi.

Siyasi cephedeki hareketlilik piyasalardaki volatiliteyi şekillendirmeye devam ederken, ABD Temsilciler Meclisi’nde alınan yeni bir karar da ekonomi koridorlarında yakından izleniyor. Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi, Beyaz Saray’ın İran’a karşı yürütülen askeri hamleleri sürdürmesini sınırlandırmayı amaçlayan bir karar tasarısını onayladı. Bu adım, aylardır devam eden çatışma ortamına ve askeri harcamalara ilişkin siyasi kanatta artan endişeleri yansıtırken, jeopolitik risklerin azalacağına yönelik senaryoları destekledi.
Yaşanan bu gelişmelerle birlikte petrol fiyatları, Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkes kararı sonrasında perşembe günü erken saatlerde yönünü aşağı çevirdi. Enerji maliyetlerindeki düşüş küresel enflasyon beklentilerini hafifletirken, madalyonun diğer yüzünde faiz politikalarına dair öngörüler yer alıyor.
Altın üzerinde faiz baskısı var
Yüksek petrol fiyatları normal şartlarda enflasyonu hızlandırarak merkez bankalarının faiz oranlarını daha uzun süre yüksek seviyelerde tutmasına yol açabiliyor. Değerli metaller enflasyona karşı geleneksel bir korunma aracı olarak görülse de, faiz oranlarının yüksek seyretmesi faiz getirisi olmayan altın üzerinde baskı oluşturuyor.

Güncel tabloda diğer kıymetli madenlerde de pozitif seyir hakim oldu; spot gümüş yüzde 0,6 yükselişle ons başına 73,13 dolara, platin yüzde 0,7 artışla 1.872,11 dolara ve paladyum yüzde 0,9 yükselişle 1.313,51 dolara çıktı.
Küresel piyasalarda jeopolitik gelişmeler ve faiz beklentileri
Emtia piyasalarındaki bu hareketlilik, küresel makroekonomik dengeler ve merkez bankalarının para politikası adımları açısından büyük bir önem taşıyor. Enerji maliyetlerinin gerilemesi, sanayi üretimi ve tüketici fiyatları üzerindeki maliyet baskısını hafifleterek küresel ölçekte enflasyon artış hızının yavaşlamasına katkı sağlıyor.
Yatırımcılar ve piyasa aktörleri, enflasyondaki olası yavaşlamanın merkez bankalarına faiz indirimleri konusunda daha esnek bir alan tanıyabileceğini öngörüyor. Gelecek dönem beklentilerinde ise Orta Doğu’daki diplomatik süreçlerin kalıcılığı ve ABD merkezli ekonomi politikalarının seyri, altın fiyatları ve dolar endeksinin yönünü belirlemede en kritik faktörler olarak kalmaya devam edecek.

Piyasalar, jeopolitik risklerin tamamen izole edilmesi durumunda güvenli liman talebinin dengeleneceğini ve fiyatlamaların doğrudan ekonomik verilere odaklanacağını tahmin ediyor.







