ABD Merkez Bankası’nın (Fed) şahin tonlu politika sinyalleri, küresel para piyasalarında taşları yerinden oynattı. Yatırımcıların bu yıl içinde yeni faiz artışları yapılacağına yönelik beklentilerini artırmasıyla birlikte, küresel piyasalarda ABD doları zirve noktasına ulaştı.
Doların başlıca para birimleri karşısındaki değerini ölçen uluslararası dolar endeksi, perşembe günü yüzde 0,45 oranında belirgin bir yükseliş kaydederek 100,80 seviyesine tırmandı ve Mayıs 2025’ten bu yana en yüksek düzeyi test etti. Öte yandan, dolardaki bu agresif güçlenme karşısında Japon yeni son iki yılın en zayıf seviyesine gerilerken, Tokyo yönetiminden piyasalara yönelik doğrudan müdahale uyarıları gecikmedi.
Küresel finans merkezlerinde hareketlilik yaratan bu durum, Fed’in son toplantısında politika faizini yüzde 3,50 ile yüzde 3,75 aralığında sabit bırakmasının ardından netleşti. Fed’in yeni başkanı Kevin Warsh liderliğinde gerçekleştirilen ilk kapsamlı politika gözden geçirme sürecinde, karar metninde enflasyon endişelerinin korunduğu görüldü.

Güncellenen faiz tahmin grafiği, kurul üyelerinin neredeyse yarısının bu yıl bitmeden en az bir faiz artışı (hike) daha beklediğini ortaya koydu. LSEG tarafından paylaşılan piyasa verilerine göre, vadeli işlem piyasaları Eylül ayına kadar Fed’den yeni bir faiz artırımı gelme olasılığını yüzde 68 olarak fiyatlıyor.
ABD ekonomisine dair güçlü büyüme görünümü ve son üç ayda açıklanan tarım dışı istihdam verilerinin beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşmesi de bu tahminleri destekliyor. Son olarak perşembe günü açıklanan resmi veriler, ülkede işten çıkarmaların düşük seyrini koruduğunu ve haftalık işsizlik maaşı başvurularının gerilediğini gösterdi.
Küresel para birimleri baskı altında ve Japon yeni kritik eşikte
Uluslararası döviz stratejistleri, ABD’den gelen verilerin nisan ayından bu yana yukarı yönlü sürprizler yaptığını ve Fed’in duruşunun piyasa beklentilerinden çok daha katı olduğunu vurguluyor. Dolar endeksinin bir önceki seansta yüzde 0,85 ile son üç ayın en büyük günlük yükselişini gerçekleştirmesinin ardından, para birimindeki yukarı yönlü hareket alanının sürdüğü ifade ediliyor.
Finansal analiz kurumu MUFG analistleri, Fed’in şahin politika güncellemesinin dolar için teknik bir kırılmayı tetikleyebileceğini kaydetti. Analistler, kısa vadeli ABD tahvil faizlerindeki yukarı yönlü sert ayarlamanın, Washington ile Tahran arasında hafta sonu sağlanan geçici barış anlaşmasının piyasalar üzerindeki hafifletici etkisini tamamen gölgelediğini ve dolara ek destek sağladığını belirtiyor.

Enerji koridorunun açılmasıyla birlikte ham petrol fiyatları şubat sonundan bu yana en düşük seviyeye gerilese de, para piyasalarındaki sıkılaşma eğilimi emtia etkisinin önüne geçmiş durumda.
Dolar karşısındaki değer kaybı derinleşen Japon yeni ise 161,45 seviyesine kadar gerileyerek Temmuz 2024’ten bu yana en düşük seviyesini gördü. Bu sert düşüş, Tokyo hükümetinin 30 Nisan’da gerçekleştirdiği tarihi döviz müdahalesinin tüm kazançlarını sıfırladı. Paritenin 2024 yılında gördüğü 161,99 rekorunu aşması durumunda, yenin 1986 yılından bu yana en değersiz seviyeye gerileme riski bulunuyor.
Para birimindeki bu kan kaybı, Japonya hükümetini yeniden harekete geçirdi. Japonya Kabine Başsekreteri Minoru Kihara düzenlediği basın toplantısında, döviz hareketlerini yakından izlediklerini belirterek, “Gerekli görüldüğü takdirde döviz hareketlerine her an uygun karşılığı vermeye hazırız” diyerek piyasaya resmi müdahale sinyali verdi.
Küresel piyasaların diğer kanadında ise Avrupa para birimleri de dolardaki rüzgardan olumsuz etkilendi; euro dolar karşısında yüzde 0,31 kayıpla 1,1463’e, sterlin ise yüzde 0,62 düşüşle 1,3206’ya gerileyerek son iki ayın en düşük seviyelerine indi. Aynı gün İngiltere Merkez Bankası (BoE) ise politika faizini değiştirmeyerek yüzde 3,75 seviyesinde sabit tuttu.
Merkez bankalarının kararları ve küresel piyasa beklentileri
Uluslararası finans çevreleri, yeni Fed Başkanı Kevin Warsh döneminde ABD para politikasının ne ölçüde şahin kalacağını ve bu durumun gelişmekte olan piyasalar ile diğer gelişmiş ülke ekonomilerini nasıl etkileyeceğini yakından analiz ediyor.
Yatırımcılar, nükleer müzakereler ve jeopolitik normalleşme adımlarının emtia fiyatlarını aşağı çekmesini beklerken, ABD’deki güçlü iç talep ve katı enflasyon görünümünün doları küresel ölçekte bir sığınak haline getirmeye devam edeceğini öngörüyor. Önümüzdeki çeyrek dönemlerde, Japonya Merkez Bankasının (BoJ) yen üzerindeki spekülatif baskıyı azaltmak amacıyla doğrudan döviz alım hamlesi yapıp yapmayacağı ve tahvil piyasalarına getireceği ek kısıtlamalar, küresel döviz koridorlarındaki oynaklığı belirleyen ana unsur olacak.

Kurumsal portföy yöneticileri, faiz makasının ABD lehine açık kalmasının carry trade operasyonlarını desteklediğini ve bu dinamik değişmediği sürece majör para birimlerinin dolar karşısında kalıcı bir toparlanma sergilemesinin zaman alacağını tahmin ediyor.







