New York borsasında Dow Jones, S&P 500 ve Nasdaq, Orta Doğu’da yeniden tırmanan askeri gerilimin küresel petrol fiyatlarını yukarı çekmesi ve enflasyonist baskılara yönelik endişeleri tırmandırmasıyla günü belirgin bir düşüşle tamamladı.
Kapanışta Dow Jones 600 puanın üzerinde değer kaybederek yüzde 1,21 azalışla 50.687,07 puana indi. Yatırımcıların risk iştahını sınırlayan gelişmeler odağında, S&P 500 endeksi yüzde 0,74 azalarak 7.553,68 puana, teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq endeksi ise yüzde 0,89 kayıpla 26.853,98 puana geriledi.
Çatışma bölgesindeki hareketliliğin askeri operasyonların kısa sürede sona ereceğine dair piyasa beklentilerini zayıflatması, pay piyasalarında satış ağırlıklı bir seyrin hakimiyet kurmasına yol açtı.
Küresel enerji koridorlarını doğrudan etkileyen jeopolitik gelişmeler, uluslararası piyasaların ana gündem maddesi olmayı sürdürüyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu, Amerika Birleşik Devletleri ordusunun İran’a ait Keşm Adası’na düzenlediği saldırıya misilleme olarak, Kuveyt topraklarında Amerikan güçlerine ev sahipliği yapan askeri üsleri füzelerle vurduğunu duyurdu.

Tahran yönetimi ayrıca, ABD’nin Bahreyn’de konuşlu bulunan Beşinci Filo Karargahı’nın da füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Diplomatik kanatta ise taraflardan çelişkili açıklamalar gelmeye devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, New York Post gazetesinin “Pod Force One” programında yaptığı değerlendirmede, Tahran ile yeni bir anlaşma zemini üzerinde çalışmayı sürdürdüklerini belirterek, İran tarafının nükleer silaha sahip olmamayı geçmiş süreçte kabul ettiğini dile getirdi.
İran yerel basını ise Washington yönetiminin iddialarının aksine, Lübnan’a yönelik son saldırılar nedeniyle ABD ile doğrudan veya dolaylı mesaj alışverişinin tamamen kesildiğini ve Amerikalı muhataplara hiçbir yanıt iletilmediğini aktardı.
Dow Jones’ta yükselen petrol fiyatlarının etkileri
Uluslararası ilişkilerdeki belirsizlikler ile Körfez bölgesinde artan risk primi, zaten yüksek seviyelerde seyreden ham petrol fiyatlarında yukarı yönlü yeni bir ivmelenme yarattı. Brent petrolün vadeli varil fiyatı, Türkiye saati ile 23.15 itibarıyla yüzde 2’nin üzerinde artış kaydederek 98,04 dolara yükselirken, aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 96,32 dolardan alıcı buldu.
Enerji maliyetlerindeki sert yükselişin küresel enflasyon dalgasını yeniden tetikleyebileceği endişesi, tahvil piyasasında da kendisini gösterdi. Söz konusu gelişmelerin etkisiyle tahvil getirilerindeki yükseliş hızı dikkat çekici seviyelere ulaştı; ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,5, 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5 sınırına yaklaştı.

Piyasa aktörleri, cuma günü açıklanacak olan tarım dışı istihdam verisi öncesinde iş gücü piyasasının sağlığına ilişkin güncel öncü göstergeleri de mercek altına aldı. ADP Araştırma Enstitüsü tarafından yayımlanan mayıs ayı raporu, özel sektör istihdamının beklentilerin üzerinde bir performans göstererek 122 bin kişi arttığını ortaya koydu.
Makroekonomik takvimin bir diğer önemli verisi olan Tedarik Yönetim Enstitüsü (ISM) hizmet sektörü Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) de mayısta 54,5 değerine ulaşarak ekonomik aktivitenin dirençli kalmaya devam ettiğini gösterdi.
FED’in faiz politikaları ve ekonomik görünüm
Para politikası cephesinde ise ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinden gelen temkinli açıklamalar varlık fiyatlamalarını şekillendiriyor. New York Fed Başkanı John Williams, mevcut para politikasının ekonomik konjonktür açısından doğru konumda yer aldığını belirterek, şimdilik faiz oranlarını artırmaya ya da düşürmeye yönelik acil bir ihtiyaç görmediğini ifade etti.
Öte yandan Fed, Amerikan ekonomisinin güncel durumuna ilişkin kapsamlı analizlerin yer aldığı “Bej Kitap” raporunun mayıs sayısını yayımladı. Bankanın 12 farklı şubesinden gelen bölgesel veriler doğrultusunda hazırlanan raporda, iktisadi faaliyetlerin genel seyri ile maliyet unsurları detaylandırıldı.

Bej Kitap raporunda, Orta Doğu bölgesindeki çatışma ortamına bağlı olarak gelişen enerji maliyetlerinin, küresel ve yerel enflasyonist baskıların başlıca itici gücü konumunda bulunduğu vurgulandı. Raporda, enerji fiyatlarındaki artış trendinin yalnızca akaryakıtla sınırlı kalmadığı; nakliye, ambalaj, gıda ve gübre gibi üretimin temel girdi kollarındaki geniş bir sektörel yelpazeye yayıldığı kaydedildi.
Üretim maliyetlerindeki bu genele yayılan artış eğilimi, Dow Jones endeksi başta olmak üzere New York borsasındaki hisse senedi piyasalarında satış baskısını derinleştiren ve sıkı para politikasının beklenenden daha uzun süre korunabileceği endişesini besleyen temel finansal dinamik olarak öne çıkıyor.







