Küresel havacılık sektörü, İran’daki savaşın başlangıcından bu yana ağır bir baskı altında kalırken, havayolu şirketleri Salı günü işlemlerinde yeniden değer kaybına uğradı.
Sektör hisseleri, haftanın ilk gününde ham petrol fiyatlarındaki sert düşüşle bir miktar toparlanma emaresi gösterse de, yüksek yakıt maliyetleri ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle kırılgan yapısını koruyor.
Pazartesi günü 120 dolar seviyelerine yaklaşan Brent petrol vadeli işlemlerinin 83,66 dolara kadar gerilemesiyle nefes alan sektör, Salı sabahı petrolün 91 dolar seviyelerinde dengelenmesiyle kazançlarının bir kısmını geri verdi.

Havayolu hisselerinin performansını takip eden ABD merkezli JETS borsa yatırım fonu, Pazartesi günü yüzde 1,7 yükselmesine rağmen Salı sabahı yüzde 2 oranında geriledi. Sektörün genel kaybı, savaşın başladığı günden bu yana yüzde 11 seviyesine ulaştı.
Piyasalardaki bu volatilite, özellikle yakıt maliyetlerine doğrudan bağımlı olan havayolu şirketleri üzerinde belirleyici bir rol oynuyor. United Airlines, Delta Air Lines ve American Airlines hisseleri haftanın ilk seansında yüzde 2 ile 3 arasında değer kazanmış olsa da, Salı günkü erken işlemlerde bu yükseliş yerini düşüşe bıraktı.
Enerji veri şirketi OPIS’in paylaştığı verilere göre, jet yakıtı fiyatları Los Angeles’ta galon başına 4,19 dolara, New York’ta ise 3,92 dolara kadar yükselmiş durumda.
Analistler, yakıt fiyatlarındaki bu sert artışın havayolu şirketlerinin kârlılık oranlarını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtiyor. UBS analisti Atul Maheswari, paylaştığı notta, yakıtın galon fiyatının 4 dolar ve üzerinde seyretmesi durumunda sadece Delta, United ve Southwest Airlines’ın kısıtlı bir kâr elde edebileceğini, diğer taşıyıcıların ise büyük bir zarara sürüklenebileceğini vurguladı.
Havayolu sektörü genelinde yüksek maliyet baskısı artıyor
Savaşın patlak vermesinden bu yana United ve American Airlines yaklaşık yüzde 15, Southwest yüzde 14, Delta ise yüzde 10 oranında değer kaybetti. Bu süreçte en büyük yarayı alan şirketlerden biri olan JetBlue Airways’in hisseleri, ay başından bu yana yüzde 20 oranında geriledi.

Şirket, Salı günü ayrıca operasyonel sorunlarla da karşı karşıya kaldı; Federal Havacılık Dairesi (FAA), havayolunun talebi üzerine tüm JetBlue uçuşlarını kısa süreliğine durdurdu. Özellikle düşük maliyetli taşıyıcıların (LCC), artan yakıt giderlerini bilet fiyatlarına yansıtmakta zorlanması, iş modelleri üzerindeki baskıyı artırıyor.
Tüketicilerin fiyat hassasiyeti, maliyet artışlarının son kullanıcıya aktarılmasını zorlaştırırken, şirketlerin operasyonel marjlarını daraltıyor.
Avrupa merkezli havayolu şirketleri ise Salı günü ABD piyasalarındaki gecikmeli toparlanmayı takip ederek pozitif bir ayrışma sergiledi. British Airways’in sahibi IAG yüzde 4, EasyJet yüzde 2 ve Ryanair yüzde 3 oranında yükseliş kaydetti.
Avrupa ve ABD havayolu şirketleri arasındaki bu ayrışmanın temel nedenlerinden biri de yakıt riskinden korunma (hedging) stratejileri olarak gösteriliyor.
Avrupalı taşıyıcılar yakıt tüketimlerini büyük ölçüde hedge ederek fiyat dalgalanmalarına karşı kendilerini korumaya alırken, büyük ABD’li havayolu şirketlerinin 2010’lu yıllarda bu uygulamadan büyük ölçüde vazgeçmiş olması, onları petrol fiyatlarındaki değişimlere karşı daha savunmasız bırakıyor.
Sektörün geleceğine yönelik projeksiyonlar, havayolu hisselerinin bir süre daha petrol fiyatlarıyla ters korelasyon içerisinde hareket edeceğini gösteriyor.

Petrol piyasasındaki arz endişeleri ve jeopolitik gerilimin tırmanma riski, yakıt maliyetlerinin yüksek kalmaya devam edeceğine işaret ederken, havayolu şirketleri için kârlılık beklentileri aşağı yönlü revize ediliyor. Piyasalar, özellikle ABD’li taşıyıcıların yakıt stratejilerini yeniden gözden geçirip geçirmeyeceğini ve savaşın seyrine bağlı olarak enerji fiyatlarının hangi seviyede dengeleneceğini yakından izliyor. Mevcut tabloda, operasyonel verimliliğini artıramayan ve yakıt maliyetlerini yönetemeyen şirketlerin piyasa değerlerindeki kayıpların derinleşmesi bekleniyor.







