Son birkaç yılda Netflix, en büyük video yayın platformu olma mücadelesinde Walt Disney, Amazon ve Apple gibi devleri geride bıraktı. Ancak şu anda en büyük rakibi konumuna gelen şirket karşısında geri düşüyor: Alphabet’e ait YouTube.
Bu durum, şirketin perşembe günü açıkladığı ikinci çeyrek sonuçlarıyla bir kez daha gözler önüne serildi. Netflix’in hisse başına kârı %47 arttı. Nielsen verilerine göre ABD’deki izleyici payı %8,3 seviyesinde kaldı — bu oran, Disney kanallarının toplamının neredeyse iki katı.

Sorun şu ki; YouTube’un ABD’deki izleyici payı bir yıl önceki %9,9’dan %12,8’e yükseldi. Netflix içeriklerinin çoğunu kendi üretiyor ve ağırlıklı olarak abonelik gelirine dayanıyor. YouTube ise kullanıcı tarafından üretilen içerik ve reklam modeliyle çalışıyor.
Netflix’in en dişli rakibi: YouTube
Şirket, giderek daha fazla YouTube ile karşı karşıya gelirken, diğer yayın platformları birbirleriyle rekabet ediyor.
Netflix’in bilançosuna ilişkin değerlendirmede bulunan analistler, YouTube sorununu gündeme getirdi. LightShed Partners’tan Rich Greenfield, pazar payındaki “durgunluğu” sordu. Netflix eş CEO’su Ted Sarandos ise şirketinin “TV tabanlı yayın hizmetleri”nin çoğalmasına rağmen pazar payının istikrarlı kaldığını savundu. Ancak bu tanım, YouTube’u kapsamıyor.
İki platform izleyicilere farklı yöntemlerle ulaşıyor. Şirketin geliri büyük ölçüde aboneliklerden gelirken, YouTube esasen reklama dayalı. Ancak her iki şirket de birbirinin iş modeline adım atıyor. Netflix, daha ucuz reklam destekli abonelik seçeneğini başarıyla başlattı. YouTube ise YouTube TV, NFL Sunday Ticket gibi hizmetlerle ve kablolu kanalları yayınlayarak önemli bir abonelik geliri elde ediyor.

Finansal açıdan avantaj YouTube’dan yana. Netflix, geçen yıl 39 milyar dolar gelir elde etti ve perşembe günü 2025 gelir hedefinin orta noktasını %15 artışla 45 milyar dolara yükseltti. S&P Global’den Visible Alpha Research yöneticisi Melissa Otto’ya göre, bu büyümenin yaklaşık üçte biri reklamlardan gelecek.
Ancak tüm bunlar YouTube’un rakamlarının yanında sönük kalıyor. Needham analisti Laura Martin’e göre, YouTube’un 2024 gelirleri 58 milyar dolardı, 2025’te ise 70 milyar dolara çıkacak. Bunun 30 milyar doları aboneliklerden gelecek. Martin, bağımsız bir YouTube’un piyasa değerinin 720 milyar dolar olacağını öngörüyor. Netflix’in piyasa değeri ise 556 milyar dolar.
YouTube bu başarı hikayesini nasıl yazdı?
YouTube, genç kitleyi yakalayarak ve yaş aldıkça onları platformda tutarak zirveye çıktı. Bunu yaparken “televizyon” kavramını ve içeriğin kim tarafından üretildiğine dair algıyı değiştirdi. Bu da YouTube’a büyük bir mali avantaj sağlıyor. Şirketin ikinci çeyrek giderlerinin %52’si içerik maliyetiydi. YouTube ise bu maliyetleri içerik üreticilerine yüklüyor; böylece daha az varlıkla çalışıp daha yüksek kâr marjı sağlıyor.
YouTube, platformundaki içeriğin sahibi değil. Bu durum, Netflix’in rakibinin alanına girmesi için bir fırsat sunuyor. Netflix, perşembe günkü kazanç görüşmesinde de belirtildiği gibi, YouTube’u içerik kaynağı olarak kullanıyor ve popüler YouTube içerik üreticilerini bünyesine katıyor.
Netflix YouTube içerik üreticilerine göz koydu
Şirket CEO’su Sarandos, “Dünyadaki en iyi yaratıcılarla iş yapmak istiyoruz, nereden geldikleri fark etmez. Bazıları sadece sosyal medya platformlarında içerik üretiyor. Harika işler yapan bu yaratıcılar için bizde muazzam bir dağıtım ağı, iyi bir gelir modeli ve eğlenmeyi bekleyen bir kitle var” dedi.
Çocuk içerik üreticisi Miss Rachel, YouTube’daki popüler kanalının ardından artık Netflix’te de bir programa sahip ve bu program 2025’in ilk yarısında 53 milyon saat izlenme elde etti.
YouTube’u bekleyen tehdit: TikTok
Bu rekabetin nasıl sonuçlanacağını hâlâ bilmiyoruz. Nasıl ki YouTube on yıl önce televizyonu dönüştürdüyse, şimdi de onu TikTok tehdit ediyor. Daha da genç bir kitleye hitap eden TikTok, televizyonu izleme biçimini yeniden şekillendiriyor. Gençler televizyonu telefonlarında kısa videolar izlemekten ibaret görmeye başlarsa, TikTok’un “sonsuz kaydırma” modeli son kazanan olabilir.






