Orta Doğu’da ateşkes umutlarının zayıflamasıyla birlikte brent petrol fiyatları haftanın ilk işlem gününde varil başına 3 dolardan fazla değer kazandı. İsrail‘in Lübnan’a yönelik hava saldırılarını yeniden başlatması ve ardından İran’ın başkenti Tahran dahil olmak üzere stratejik kentlerinde patlama seslerinin duyulması, küresel enerji piyasalarında yeni bir arz şokunu tetikledi.
Bölgedeki gerilimin küresel tedarik zincirini doğrudan etkileyeceğine yönelik endişeler, geçtiğimiz haftanın son işlem gününde yaşanan sınırlı düşüşlerin tamamen telafi edilmesine yol açtı.
Londra piyasalarında işlem gören Brent ham petrol vadeli kontratları, pazartesi günü erken saatlerde yüzde 3,39 oranında önemli bir artış kaydederek 96,24 dolar seviyesine ulaştı.
Eş zamanlı olarak ABD hafif petrolü (WTI) vadeli işlemleri de yüzde 3,17 oranında yükselişle varil başına 93,41 dolardan işlem gördü. Küresel enerji piyasalarında mart ayından bu yana yüzde 50’yi aşan değer kazancı, ABD ile İran arasındaki diplomatik temasların olumlu sonuçlanabileceği beklentisiyle cuma günü hafif bir duraklama göstermişti. Ancak hafta sonu yaşanan askeri hareketlilik, piyasalardaki volatiliteyi yeniden en üst seviyeye çıkardı.

Piyasalarda Hürmüz Boğazı ve arz endişesi tırmanıyor
İsrail ile Lübnan arasında 3 Haziran’da Washington’da yürütülen müzakerelerin ardından varılan ateşkes mutabakatı, pazar günü Beyrut’un güney mahallelerine düzenlenen yeni operasyonlarla büyük yara aldı. İran destekli Hizbullah unsurlarını hedef alan bu hamleye misilleme olarak Tahran yönetimi, İsrail hedeflerine yönelik füze salvosu başlattı.
Yaşanan bu kırılma, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçiş güzergahı olan Hürmüz Boğazı’nın yakın vadede trafiğe açılamayacağı endişesini pekiştirdi. İran, Lübnan’da kalıcı bir sükunet sağlanmasını, Washington ile yürüttüğü kapsamlı barış müzakerelerinin temel şartı olarak öne sürüyordu.
Gelişmelerin ardından açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, bölgedeki geniş çaplı savaşı sonlandıracak bir anlaşmaya varılması ihtimalinin halen yüksek olduğunu belirtti.

Trump, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya yeni bir misilleme saldırısından kaçınması yönünde telkinde bulunduğunu ifade ederek, yaşanan askeri gerilimin nihai diplomatik süreç üzerinde bir etki yaratmayacağını kaydetti.
Ancak sahadaki jeopolitik gerçekler, diplomatik iyimserliğin aksine enerji koridorlarındaki tıkanıklığın süreceğine işaret ediyor. Nisan ayından bu yana ABD ve İsrail’in İran’a yönelik doğrudan operasyonlarını askıya almasına rağmen, Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki nakliye engellemeleri ve Washington’ın İran limanlarına uyguladığı abluka kesintisiz devam ediyor.
OPEC+ koalisyonu, tırmanan arz krizine yanıt olarak pazar günü gerçekleştirdiği toplantıda son dört ay içindeki dördüncü üretim artışı kararı üzerinde uzlaştı. Fakat enerji analistleri, kartel üyelerinin mevcut üretim kotalarını doldurmakta zaten zorlandığını, dolayısıyla bu hamlenin piyasa üzerinde belirgin bir gevşeme yaratmayacağını vurguluyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kapanma nedeniyle Körfez üreticileri küresel pazarlara erişemezken, altyapı tesisleri saldırıya uğrayan Rusya’nın da üretim kapasitesi önemli ölçüde aşınmış durumda. Sektör uzmanları, mevcut piyasa dinamikleri altında OPEC+ tarafından alınan üretim artış kararlarının fiziki arz üzerinde neredeyse sıfıra yakın bir etkiye sahip olduğunu değerlendiriyor.

Jeopolitik risklerin küresel enerji piyasalarına etkisi
Orta Doğu’da diplomatik kanalların tıkanması ve Hürmüz Boğazı gibi kritik bir lojistik merkezinin kapalı kalması, brent petrol fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskıyı uzun vadeli bir yapıya büründürüyor. Küresel petrol stoklarının hızla gerilediği bu dönemde, arz ve talep dengesindeki sıkılaşma fiyatların üst bantlara doğru hareket etmesini kolaylaştırıyor.
Sektör temsilcileri ve uluslararası yatırım bankaları, Hürmüz Boğazı’ndaki aksamaların haziran ayı boyunca devam etmesi durumunda küresel ekonomide yeni bir enflasyonist dalganın tetiklenebileceğini ifade ediyor. ABD’nin ham petrol ihracatını artırması ve Çin’den gelen zayıf talep şu ana kadar şokun bir kısmını absorbe etse de, lojistik hatlardaki kalıcı hasarların piyasayı istikrara kavuşturma sürecini gelecek yıllara kadar erteleyebileceği öngörülüyor.







