Küresel piyasalarda iki gündür devam eden değer kayıplarının ardından, İran barış anlaşmasına ilişkin belirsizlikler ve ABD’nin stratejik petrol rezervlerindeki tarihi düşüşün arz endişelerini tetiklemesiyle petrol fiyatlarında kritik yükseliş kaydedildi.
Londra seansında işlem gören Brent petrolün varil fiyatı, çarşamba günkü sert düşüşün ardından toparlanarak yüzde 0,77 artışla 105,83 dolara ulaştı. Eş zamanlı olarak ABD Batı Teksas Tipi (WTI) ham petrolünün varil fiyatı da yüzde 0,99 oranında değer kazanarak 99,23 dolar seviyesine yükseldi.
Hafta ortasında ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran ile müzakerelerde son aşamaya gelindiğini açıklamasıyla gerileyen enerji kontratları, Trump’ın anlaşma sağlanamaması halinde yeni askeri müdahale tehdidinde bulunması ve Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimini artıracağını duyurmasıyla yönünü yeniden yukarı çevirdi.

Piyasa uzmanları, küresel enerji ticaretinin kalbi konumundaki Ortadoğu’da diplomatik bir çözüme ulaşılamamasının önümüzdeki dönemde volatiliteyi artırabileceğini belirtiyor. Haitong Futures analistlerinden Yang An, hani fiyat dalgalanmalarının müzakerelerdeki olası bir kırılma riskini fiyatladığını ifade etti.
Trump yönetiminin İran’a karşı tavizsiz bir tutum sergilemeye devam etmesi durumunda kalıcı bir uzlaşmanın uzak bir ihtimal olarak kalacağını vurgulayan Yang, görüşmelerin nihai sonucuna dair belirsizliğin piyasadaki hassasiyeti en üst düzeye çıkardığını kaydetti.
Çarşamba günü Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nda “kontrollü deniz bölgesi” ilan ederek yeni bir Basra Körfezi Boğazı Otoritesi kurduğunu açıklaması, küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’sine denk gelen petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyat rotasındaki krizi daha da derinleştirdi.
Hürmüz Boğazı krizi ve rezervlerdeki tarihi erime
Şubat ayının sonunda başlayan askeri gerilimin ardından İran’ın Hürmüz Boğazı’nı deniz trafiğine büyük ölçüde kapatması, küresel enerji arzında son 50 yılın en büyük kesintilerinden birine yol açtı.
Nisan ayında sağlanan geçici ateşkese rağmen hat üzerindeki ablukanın ve deniz güvenliği risklerinin devam etmesi, sanayileşmiş ülkeleri ticari ve stratejik petrol rezervlerini tarihte görülmemiş bir hızla tüketmeye zorluyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) tarafından açıklanan resmi veriler, Washington yönetiminin geçtiğimiz hafta Stratejik Petrol Rezervi’nden (SPR) yaklaşık 10 milyon varil petrol çektiğini ortaya koydu. Kurum kayıtlarına göre bu miktar, ABD tarihinde stratejik rezervlerden tek seferde yapılan en büyük hacimli stok çıkışı olarak kayıtlara geçti.

Aynı rapora göre, ABD’deki ticari ham petrol stokları da piyasa beklentilerinin çok üzerinde bir düşüş gösterdi. Reuters anketine katılan ekonomi analistlerinin 2,9 million varillik azalma öngörüsüne karşılık, ticari stokların 7,9 milyon varil eriyerek 445 milyon varile gerilediği resmiyet kazandı.
Enerji arzındaki bu hızlı daralmayı değerlendiren China Futures Baş Araştırmacısı Mingyu Gao, stoklardaki sert düşüş eğiliminin petrol fiyatlarının düşük seviyelerde kalmasını zorlaştıracağını ifade etti.
Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın sürmesi durumunda, küresel işlenmiş ürün ve karadaki ham petrol rezervlerinin mayıs ve haziran ayları sonu itibarıyla son beş yılın en düşük seviyelerinin altına gerileyeceği tahmin ediliyor.
Piyasalarda genel görünüm ve küresel arz beklentileri
Küresel enerji piyasalarında yaşanan bu gelişmeler, arz ve talep dengelerine yönelik orta vadeli beklentileri de doğrudan şekillendiriyor. Analistler, jeopolitik risk priminin ortadan kalkması için tarafların kalıcı bir barış anlaşmasına imza atması ve uluslararası nakliye rotalarının yeniden güvenli hale gelmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Kısa vadede ham petrol fiyatlarının varil başına 100 dolar sınırındaki seyrini koruması beklenirken, rafineri kapasitelerindeki stok erimelerinin küresel enflasyon baskısını artırabileceği değerlendiriliyor. Yatırım bankaları ve uluslararası finans kuruluşları, Ortadoğu kaynaklı lojistik darboğaz çözülmediği müddetçe enerji kontratlarında yukarı yönlü hareket alanının korunacağını, olası bir diplomatik başarısızlık senaryosunda ise fiyatların yeni zirveleri test edebileceğini öngörüyor.







