ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın Jackson Hole Sempozyumu’nda yapacağı ve küresel piyasaların rotasını çizebilecek kritik konuşmasına sayılı saatler kala, ABD Başkanı Donald Trump’tan faiz politikalarına yönelik sert eleştiriler geldi.
Trump, Powell’ı yüksek faiz oranlarıyla konut sektörünü baltalamakla suçlarken, büyük bir faiz indirimi yapılması yönündeki çağrısını yineledi. Bu baskı, Powell’ın para politikasının geleceğine dair vereceği mesajları daha da önemli hale getirdi.
Peki Powell, bu siyasi baskı ile piyasa gerçekleri arasında nasıl bir denge kuracak?
Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı son açıklamada, Fed Başkanı’nı doğrudan hedef aldı. Powell’ın yüksek faiz politikalarının konut kredisi maliyetlerini artırarak vatandaşların ev sahibi olmasını engellediğini savunan Trump, “Lütfen birisi Jerome ‘Çok Geç’ Powell’a konut sektörüne çok kötü zarar verdiğini söylesin. Enflasyon yok ve her işaret büyük bir faiz indirimine işaret ediyor,” ifadelerini kullandı.
Powell üzerindeki siyasi baskının zamanlaması

Trump’ın bu sert çıkışının zamanlaması da dikkat çekici. Açıklamalar, küresel yatırımcıların ve ekonomistlerin nefesini tutarak beklediği, Powell’ın Cuma günü yapacağı Jackson Hole konuşmasının hemen öncesinde geldi. Bu hamle, Fed’in bağımsızlığı üzerinde baskı kurma ve para politikası kararlarını etkileme stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor.
Ancak uzmanlara göre Trump’ın “enflasyon yok” iddiası ile ekonomik veriler arasında belirgin bir fark bulunuyor. Enflasyon oranı pandemi dönemindeki zirvelerinden gerilemiş olsa da, hâlâ Fed’in %2’lik resmi hedefinin üzerinde seyrediyor. Bu durum, merkez bankasının neden hemen büyük bir faiz indirimine gitmek yerine daha temkinli ve veri odaklı bir yaklaşımı benimsediğini açıklıyor.
Piyasalar temkinli indirim beklerken gözler Fed’in yeni üyesinde

Piyasalar, Trump’ın talep ettiği sert indirimler yerine, Fed’in 16-17 Eylül’deki toplantısında daha ölçülü, 25 baz puanlık bir faiz indirimi yapmasını bekliyor. Ekonomistlerin genel kanısı, yılın geri kalanında belki bir çeyrek puanlık indirim daha olabileceği, ancak Trump’ın arzuladığı büyüklükte bir gevşemenin olası olmadığı yönünde.
Bu tartışmaların gölgesinde ise Beyaz Saray’ın, Trump’ın ekonomi danışmanlarından Stephen Miran’ı Fed Yönetim Kurulu’na atama sürecini hızlandırmak için harekete geçtiği belirtiliyor.
Politico’nun haberine göre yönetim, Miran’ın Eylül toplantısından önce Senato’dan onay alması için kulis yapıyor. Bu hamle, Trump’ın merkez bankası kararları üzerinde daha fazla etki sahibi olma çabası olarak görülüyor.







