Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, ABD ekonomisine yönelik karamsar bir tablo çizdi. Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, son açıklanan zayıf verilerin ardından Amerikan ekonomisinin büyüme ivmesini tamamen kaybettiğini ve bir “duraklama evresine” girdiğini belirterek resesyon uyarısında bulundu.
Peki, dünyanın en büyük ekonomisini bu kritik eşiğe getiren sebepler neler ve Zandi’nin işaret ettiği tehlikeler ne kadar ciddi?
Zandi’ye göre, ABD’de ekonominin temel direkleri sallanıyor. Tüketici harcamaları durağanlaşırken, sanayi üretimi ve inşaat gibi öncü sektörlerde belirgin bir daralma gözlemleniyor.
En endişe verici sinyaller ise dışarıdan bakıldığında güçlü görünen istihdam piyasasının derinliklerinde saklı. Zandi, yüksek enflasyonun ise ABD Merkez Bankası’nın (Fed) olası bir yavaşlamaya karşı elini kolunu bağladığını ve ekonomiyi destekleyici adımlar atmasını engellediğini vurguluyor.
“Yapay düşük işsizlik” ve istihdamdaki gizli çatlaklar

Mark Zandi, rekor seviyelerde düşük görünen işsizlik oranının yanıltıcı olduğu konusunda net bir uyarıda bulunuyor. Ona göre bu durum, ekonominin gücünden değil, iş gücü büyümesinin durmasından kaynaklanıyor. İş gücüne katılım oranındaki düşüş ve ülkeye gelen göçmen sayısındaki azalma, işsizlik oranını yapay bir şekilde aşağıda tutuyor.
Asıl tehlike ise yüzeyin altında yatıyor. Yeni mezunlar için iş bulmak giderek zorlaşırken, birçok sektörde işe alımlar neredeyse durma noktasına gelmiş durumda.
Çalışanların toplam çalışma saatlerindeki düşüş de iş gücü piyasasında artan stresin ve şirketlerin frene bastığının bir başka kanıtı. Bu tablo, istihdam cephesinde baskının önümüzdeki dönemde daha da artacağına işaret ediyor.
Moody’s faturayı Washington’a kesti

Moody’s başekonomisti, ekonomideki bu tehlikeli yavaşlamanın temel nedeni olarak Washington’daki politika tercihlerini gösteriyor. Zandi, son dönemde artırılan gümrük vergileri ve göçmen politikalarındaki katı kısıtlamaların ekonomiye kendi kendini yaralayan bir darbe vurduğunu savunuyor.
Uygulanan ithalat vergilerinin bir yandan şirketlerin kâr marjlarını eritirken, diğer yandan artan maliyetler yoluyla hane halkının satın alma gücünü zayıflattığını belirtiyor.
Göçmen girişinin sınırlandırılmasının ise daha uzun vadede ekonominin büyüme potansiyelini ve dinamizmini baltaladığını dile getiriyor. Zandi’ye göre, bu iki hatalı politika birleşerek ekonomik aktiviteyi zayıflatıyor ve ABD’yi resesyon riskine her zamankinden daha fazla yaklaştırıyor.








