Samsung, Mayıs 2025’te amiral gemisi donanımı ultra ince bir gövdede sunan ilk model olarak Galaxy S25 Edge’i tanıtmıştı. Sektörde dikkat çeken bu hamlenin ardından Apple da Eylül 2025’te benzer bir stratejiyle iPhone Air’i piyasaya sürdü. Ancak her iki model de beklentileri karşılayan satış rakamlarına ulaşamadı.

Samsung vazgeçti, Apple ise iPhone Air 2 ile devam edecek
Pazar kaynaklarına göre, tüketicilerin ultra ince tasarıma olan ilgisi, pil kapasitesi ve kamera esnekliği gibi temel beklentiler karşılanmadığında sınırlı kalıyor. Bu tablo sonrası Samsung, Edge konseptini sürdürmekten vazgeçti ve Galaxy S26 Edge olarak anılan devam modelini rafa kaldırdı. Şirketin odağını yeniden klasik amiral gemisi formuna ve katlanabilir modellere çevirdiği belirtiliyor.
Apple cephesinde ise tablo farklı. The Information ve tedarik zincirine yakın Asya merkezli kaynakların aktardığına göre şirket, ultra ince telefon fikrinden geri adım atmak yerine konsepti olgunlaştırmayı tercih ediyor. Buna göre iPhone Air 2, önceki nesilden farklı olarak çift arka kamera ile gelecek. Mevcut bilgiler, ikinci kameranın telefoto yerine ultra geniş açı olacağına işaret ediyor. Apple’ın bu tercihle hem cihaz kalınlığını sınırlı tutmayı hem de fotoğraf tarafında daha esnek bir deneyim sunmayı hedeflediği ifade ediliyor.

Daha da dikkat çekici olan ise fiyat politikası. Apple’ın, iPhone Air 2’yi ABD pazarında ilk iPhone Air’den daha düşük bir başlangıç fiyatıyla sunmayı değerlendirdiği konuşuluyor. Bu iddia, küresel ölçekte bellek ve bileşen maliyetleri artarken akıllı telefon fiyatlarının yukarı yönlü seyrettiği bir dönemde sektör açısından sıra dışı kabul ediliyor. Analistler, Apple’ın bunu ancak üretim maliyetlerini agresif biçimde düşürmesi veya kâr marjından feragat etmesi halinde başarabileceğini vurguluyor.
Eğer Apple, daha gelişmiş kamera sistemi ve daha büyük bataryaya rağmen iPhone Air 2’yi daha erişilebilir bir fiyatla sunmayı başarırsa, ultra ince telefon segmenti yeniden ivme kazanabilir. Böyle bir senaryoda, Samsung’un Edge serisini erkenden sonlandırmasının stratejik bir hata olarak yeniden tartışmaya açılması da kaçınılmaz görünüyor.







