ABD ve İsrail’in İran ile yaşadığı askeri gerilimin petrol fiyatlarında yarattığı sert yükseliş, küresel piyasalarda 1970’li yılların kabusu olan stagflasyon endişelerini yeniden gündeme taşıdı.
Yüksek enflasyon ve düşük büyüme hızının birleşimiyle oluşan “stagflasyon” senaryosu, hem hisse senedi hem de tahvil piyasaları için riskli bir atmosfer yaratıyor. Stagflasyon korkusu yaratan benzer bir tablo en son 2022 yılında, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası petrol fiyatlarının varil başına 120 doları aşmasıyla yaşanmıştı.
Yatırımcılar, portföylerini bu “hayalet”ten korumaya çalışırken, ekonomi tarihinin dersleri 1973 yılındaki OPEC petrol krizi ile bugünün dinamikleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyuyor. Capital Economics verilerine göre, 1973 yılında S&P 500 endeksi, resesyon ve petrol krizinin eş zamanlı etkisiyle yüzde 40’tan fazla değer kaybetmiş ve büyük ölçekli şirketler için “kayıp bir on yılın” başlangıcı olmuştu.

Stagflasyon korkusunun perde arkası
Güncel piyasa dinamikleri, 1970’li yılların ezberlerini bozacak bazı önemli farklılıklar barındırıyor. 1973 yılında petrol fiyatlarındaki artış zayıf bir dolar eşliğinde altın yatırımcılarına rekor kazançlar sağlamıştı.
Ancak 2026 yılındaki bu son gelişme, doların diğer majör para birimleri karşısında güçlenmesiyle sonuçlandı. Gam Çoklu Varlık Bölüm Başkanı Julian Howard, CNBC’ye yaptığı açıklamada, altının belirsizliğe karşı güçlü bir korunma aracı olduğunu ancak yatırımcıların güçlü dolar karşısında altının bu kez beklenen performansı sergileyememesine hazırlıksız yakalandığını belirtti.

Howard, ABD’nin artık dünyanın en büyük petrol üreticisi ve ihracatçısı konumunda olması nedeniyle, Orta Doğu’daki arz kısıtlamalarına karşı 50 yıl öncesine göre çok daha az kırılgan olduğunu vurguladı.
Diğer yandan, 1970’li yıllarda küçük ölçekli şirketlerin hisseleri adeta zirve yapmıştı. BofA Global Research analizine göre, 1975-1977 yılları arasında bu varlık sınıfı üst üste üç yıl boyunca en iyi performansı gösteren grup olmuştu. Howard, bu yükselişin ancak piyasadaki sert çöküşten sonra gerçekleştiğini hatırlatarak, 2020’li yıllarda benzer bir performans beklemek için henüz bir piyasa çöküşünün yaşanmadığına dikkat çekti.
Fiziksel varlıklara dönüş ve piyasa beklentileri
Syz Group Yatırım Direktörü Charles-Henry Monchau, mevcut tablonun 1970’lerden farklı olduğunu savunuyor. Monchau’ya göre, o dönemde hedeflerin çok üzerinde kemikleşmiş bir enflasyon, durma noktasına gelmiş büyüme ve çökmüş bir politika çerçevesi varken bugün bu unsurların hiçbiri tam anlamıyla mevcut değil.
Ancak Monchau, “Bu 1970’ler değil ama benzer derecede önemli bir şeyin başlangıcı olabilir” değerlendirmesinde bulunarak, finansal varlıklardan fiziksel varlıklara doğru kalıcı bir rejim değişikliği yaşanabileceğini ifade etti. Bu senaryoda enerji, bakır, çelik ve kritik mineraller gibi fiziksel ekonomiyi destekleyen sektörlerin, dev teknoloji şirketlerinden pay alarak ana yararlanıcılar olması bekleniyor.

Piyasalardaki güncel duruma bakıldığında petrol fiyatları, Rusya işgali ve OPEC krizi dönemindeki tarihi zirvelerinin altında seyretmeye devam ediyor. Brent petrol vadeli işlemleri, Perşembe günü 100 doların üzerinde kapandıktan sonra bugün yüzde 0,7 düşüşle varil başına 99,78 dolardan işlem görüyor. ABD Batı Teksas tipi ham petrol (WTI) ise yüzde 1,3’lük bir değer kaybıyla 94,42 dolar seviyesinde bulunuyor. Analistler, jeopolitik gerilimin seyri ve merkez bankalarının enflasyonla mücadele adımlarının, piyasaların stagflasyon sarmalına girip girmeyeceğini belirleyecek kritik eşik olduğunu öngörüyor.







