Uluslararası petrol fiyatlarında kaydedilen yeni artış dalgası, Çarşamba günü küresel hisse senedi piyasalarındaki satışların ivme kazanmasına neden oldu. ABD borsalarında ana endeksler günü belirgin kayıplarla tamamlarken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,1 oranında yükselerek 109,74 dolar seviyesine ulaştı.
ABD hafif petrolü (WTI) ise yüzde 3,2’lik artışla varil başına 99,27 dolara çıktı. Piyasalardaki bu volatiliteye paralel olarak Dow Jones endeksi 407 puanlık bir gerilemeyle yüzde 0,9 değer kaybetti.
Benzer şekilde S&P 500 endeksi yüzde 0,6, teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi ise yine yüzde 0,6 oranında düşüş kaydetti.

Enflasyon verileri ve petrol fiyatları merkez bankalarının hamlelerini kısıtlıyor
Yatırımcıların dikkati her ne kadar ABD Merkez Bankası’nın (Fed) açıklayacağı faiz kararı ve yılın geri kalanına ilişkin güncellenmiş ekonomik projeksiyonlarında olsa da, İran kaynaklı jeopolitik gelişmelerin petrol fiyatları üzerindeki etkisi piyasa gündemini domine etmeye devam ediyor.
İran ile ilgili haber akışı, enerji maliyetlerini yukarı çekerek halihazırda yüksek seyreden enflasyonist baskıyı daha da körüklüyor. ABD’de Şubat ayı üretici fiyat endeksi (ÜFE) beklentilerin üzerinde, yüzde 0,7 oranında artış göstererek maliyet baskılarının kalıcı olduğuna işaret etti.

Piyasa analistleri, enerji fiyatlarındaki bu tırmanışın Fed’in manevra alanını daralttığını ve dezenflasyon sürecini sekteye uğratabileceğini değerlendiriyor.
Renaissance Macro Research Ekonomi Bölümü Başkanı Neil Dutta, Şubat ayına ilişkin tüketici ve toptan eşya fiyat enflasyonu verilerinin, Fed’in yakından takip ettiği çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksinde aylık yüzde 0,3’lük bir artışa işaret ettiğini belirtti.
Bu durumun üç ay üst üste yüksek seyreden çekirdek enflasyon verisi anlamına geleceğini vurgulayan Dutta, Fed’in Mart ayı Ekonomik Projeksiyon Özeti’nde (SEP) enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize etmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Bu tablonun, mevcut toplantıda bir faiz indirimi beklentisinin neden tamamen ortadan kalktığını açıkça ortaya koyduğunu da sözlerine ekledi.
Fed kararı öncesi piyasa beklentileri ve risk analizi
Küresel ekonomideki bu son gelişmeler, merkez bankalarının “yüksek faiz, yüksek enflasyon” sarmalından çıkış stratejilerini yeniden değerlendirmelerine yol açıyor. Enerji maliyetlerindeki artışın sadece manşet enflasyonu değil, üretim maliyetleri kanalıyla çekirdek enflasyonu da yukarı yönlü tetiklemesi, piyasalarda resesyon endişelerini canlı tutuyor.

Fed’in faiz kararının ardından yapacağı açıklamalar, yılın ikinci yarısında beklenen gevşeme adımlarının takvimi açısından kritik bir önem taşıyor. Mevcut veriler ışığında, piyasa aktörleri merkez bankasının şahin duruşunu koruyacağını ve faiz indirimlerine başlamak için daha net bir dezenflasyon patikası görmeyi bekleyeceğini öngörüyor. Petrol fiyatlarındaki seyrin arz yönlü endişelerle yüksek kalmaya devam etmesi, önümüzdeki dönemde de hisse senedi piyasaları üzerindeki satış baskısının sürmesine neden olabilir.







