New York borsasında Dow Jones ve S&P 500 yılın birinci çeyreğini pozitif bir ivmeyle tamamlamaya hazırlanıyor. Dow Jones ve S&P 500 endeksi vadeli işlemleri, Washington yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma şartını askıya alarak Orta Doğu’daki askeri operasyonları sonlandırmayı planladığına dair haber akışıyla birlikte yükselişe geçti.
Öte yandan savaş ile ilgili sıcak gelişmelerin gölgesinde ham petrol fiyatları varil başına 110 dolar sınırının üzerindeki kalıcılığını koruyor. Piyasa aktörleri, bir yandan diplomasi trafiğini yakından izlerken diğer yandan açıklanacak makroekonomik verilere odaklanmış vaziyette.
Dubai açıklarında Kuveyt menşeli bir petrol tankerinin saldırıya uğraması, küresel tedarik zincirlerindeki güvenlik endişelerini tırmandırıyor.
Petrolde sert yükseliş Dow Jones vadelileri etkiledi

TSİ 10.00 sıralarında Dow Jones endeksi vadeli kontratları 333 puanlık bir artışla yüzde 0,7 oranında hareket ediyor. S&P 500 vadeli işlemleri 42 puanlık, teknoloji şirketlerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq 100 vadeli işlemleri ise 137 puanlık kazançta.
Yatırımcıların risk iştahındaki toparlanma, büyük ölçüde ABD Başkanı Donald Trump’ın diplomasi alanında verdiği ılımlı mesajlardan besleniyor. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede müzakerelerde önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurguladı. Wall Street Journal gazetesinin yönetim yetkililerine dayandırdığı haberinde, Washington cephesinin ana hedeflerine ulaştıktan sonra düşmanlıkları azaltma eğiliminde olduğu ifade edildi.
Ancak hisse senedi piyasalarındaki iyimserliğe zıt şekilde enerji piyasalarında risk primleri rekor seviyelerde fiyatlanmaya devam ediyor. Boğazın fiilen kapalı kalması, küresel gösterge Brent ham petrol vadeli işlemlerini varil başına 113,39 dolara kadar taşıdı. Savaş öncesinde 70 dolar seviyelerinde dengelenen fiyatlardaki sert sıçrama, enflasyonist baskıları yeniden alevlendirme riski taşıyor.
Basra Körfezi’nde yaşanan güvenlik zafiyetleri ve Kuveyt petrol tankerinde çıkan yangın, arz yönlü endişelerin ne kadar derin olduğunu kanıtlıyor. Tahran yönetiminin şubat ayından itibaren enerji üretim tesislerini hedef alması, Asya ve Avrupa kıtalarındaki sanayi üretimini doğrudan tehdit ediyor.

İlaveten, İran parlamentosunun Hürmüz Boğazı’ndan geçişler için özel bir ücret planını onayladığına dair haberler navlun maliyetlerini yukarı yönlü baskılıyor. Uzmanlar, geçiş ücreti veya seçici erişim uygulamalarının petrol fiyatlarında kalıcı bir risk primi oluşturacağını belirtiyor. Sigorta ve lojistik masraflarındaki artış, üretim süreçlerinde ağır sanayi ve enerji yoğun şirketlerin ağırlıkta olduğu Dow Jones endeksi bileşenlerinin kar marjlarını daraltma potansiyeline sahip.
Makroekonomik veriler ve Dow Jones endeksine yansımaları
Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra, yatırımcıların projeksiyonlarını şekillendiren temel faktörler arasında açıklanacak kritik makroekonomik veriler de yer alıyor. Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinde işgücü talebinin en önemli göstergelerinden biri sayılan açık iş pozisyonları (JOLTS) raporu, piyasaların radarında ilk sıralarda bulunuyor.
Analistler, şubat ayına ait açık pozisyon sayısının 6,89 milyon seviyesinde gerçekleşmesini bekliyor. Bir önceki ay 6,946 milyon olarak ölçülen verilerdeki olası daralma, işgücü piyasasındaki soğuma emarelerini teyit edebilir. İlgili rakamlar, savaş öncesi dönemin ekonomik aktivitesini yansıtması açısından kritik bir öneme sahip. İstihdam piyasasındaki gelişmeler, Federal Rezerv (Fed) yetkililerinin enflasyonla mücadele stratejilerinde rotayı belirlemelerine doğrudan yardımcı oluyor.

Para politikası yapıcıları, cuma günü yayımlanacak tarım dışı istihdam raporunu beklerken faiz patikasına dair verecekleri kararları büyük bir hassasiyetle tartıyor. Sıkılaşma döngüsünün devam etmesi ihtimali, Dow Jones endeksi çatısı altındaki finans ve sanayi şirketlerinin borçlanma maliyetlerini doğrudan etkileyecektir.
Avrupa kıtasında ise enerji krizinin yansımaları enflasyon rakamları üzerinden okunmaya başlandı. Avro Bölgesi mart ayı enflasyon verileri, kıtanın enerji ithalatındaki kırılganlıklarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Avrupa’nın Katar merkezli doğal gaz tedarikine bağımlı olması, Körfez bölgesindeki hava saldırılarının ekonomik faturasını ağırlaştırıyor.
Ekonomistler, mart ayında manşet tüketici fiyatlarının yüzde 2,6 oranında artış göstermesini bekliyor. Şubat ayında yüzde 1,9 seviyesinde kalan enflasyonun hedeflenen yüzde 2 seviyesinin üzerine çıkması, Avrupa Merkez Bankası yetkililerini harekete geçmeye zorlayabilir. Kurum başkanı Christine Lagarde, fiyat artışlarındaki ivmelenmenin politika faizlerinde yeni bir aksiyon gerektirebileceğini ifade etti.
Avro Bölgesi devlet tahvili getirilerinde yaşanan dalgalanmalar, hisse senedi piyasalarından ziyade sabit getirili enstrümanların cazibesini artırıyor. Yatırım fonları, makroekonomik istikrarsızlığın sürdüğü bir konjonktürde varlık dağılımlarını yeniden dengelemek durumunda kalıyor. Küresel faiz oranlarındaki olası bir tırmanış senaryosu, sadece Avrupa borsalarını değil, aynı zamanda Dow Jones endeksi gibi küresel barometreleri de orta vadede satış baskısına maruz bırakabilir. Yatırımcılar, merkez bankalarının büyüme ve enflasyon arasındaki hassas dengeyi nasıl kuracağını yakından izliyor.







