ABD doları, enerji maliyetlerindeki artış ve küresel tedarik zincirlerindeki aksamaların enflasyonist baskıları tetiklemesiyle Cuma günü değer kazanarak son iki ayın en güçlü haftalık performansını sergilemeye yöneldi.
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yıl içinde faiz artırımına gideceğine yönelik piyasa beklentilerinin %22,5 seviyesinden %44’ün üzerine çıkması, dolar endeksini diğer önemli para birimleri karşısında son iki haftanın en yüksek seviyesi olan 98,98 puana taşıdı. Hafta genelinde %1’den fazla değer kazanan dolar, Mart başından bu yana en sert yükseliş ivmesini yakalamış durumda.
Küresel piyasalarda yatırımcılar, bir yandan makroekonomik verileri takip ederken diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki kritik zirvenin ikinci gününe odaklandı. İran ile yaşanan gerilimin gölgesinde gerçekleşen görüşmelerde, Şubat ayı sonunda kapanan Hürmüz Boğazı’nın yeniden trafiğe açılması ve Çin’in enerji bağımlılığını azaltmak adına ABD’den petrol ithalatını artırma eğilimi öne çıkan başlıklar oldu. CCB International Başekonomisti Cliff Zhao, görüşmelerin piyasa beklentileriyle uyumlu olduğunu ve marjinal düzeyde yapıcı bir hava sunduğunu belirtirken, ticaret ve spesifik politika düzenlemeleri konusunda daha fazla netliğe ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

ABD ekonomisindeki direnç ve enflasyon baskısı faiz artışı ihtimalini güçlendiriyor
Dolar endeksi tarafındaki ralli, Orta Doğu’daki çatışmalara rağmen ABD ekonomisinin dayanıklılığını koruduğunu gösteren verilerle destekleniyor. Perşembe günü açıklanan veriler, Nisan ayında perakende satışların artmaya devam ettiğini, haftalık işsizlik maaşı başvurularının ise iş gücü piyasasındaki istikrara işaret ettiğini ortaya koydu.
Bu tablo, iç talebin enerji maliyetleri nedeniyle baskılanabileceği endişelerine rağmen enflasyon risklerini canlı tutuyor. CME FedWatch aracına göre piyasalar, Fed’in Aralık ayında faiz artırma ihtimalini bir hafta önceki düşük seviyelerden %44 seviyesine revize etti.

Doların küresel çapta güçlenmesi, diğer para birimleri üzerinde belirgin bir baskı oluşturuyor. Japon yeni, dolar karşısında 158,45 seviyesine gerileyerek Tokyo yönetiminin piyasaya müdahale edebileceği sınır olan kritik eşiklere yaklaştı.
Euro, haftalık bazda %1’den fazla değer kaybederek 1,1662 dolar seviyesinden işlem görürken; İngiltere’de Sağlık Bakanı Wes Streeting’in istifasıyla derinleşen siyasi belirsizlik Sterlin’i son bir ayın en düşük seviyesi olan 1,3385 dolara çekti.
MUFG Bank Kıdemli Avrupa Ekonomisti Henry Cook, İngiltere’deki liderlik değişimi olasılığı ve zorlu mali koşulların ülke ekonomisine yönelik aşağı yönlü riskleri artırdığı değerlendirmesinde bulundu.
Küresel piyasalarda kritik beklenti ve ekonomik görünüm
Para piyasalarında yaşanan bu volatilite, küresel ekonomi için kritik bir dönemece işaret ediyor. ABD ekonomisindeki sıcak seyir ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, merkez bankalarının “şahin” duruşlarını beklenenden daha uzun süre korumasına neden olabilir.

Ekonomistler, Fed’in 2026 yılının geri kalanında faizleri sabit tutarak beklemeye geçebileceğini, ancak enflasyonun kontrol altına alınamaması durumunda yeni artış hamlelerinin kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor.
Piyasa oyuncuları için önümüzdeki haftalarda açıklanacak olan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verileri, doların küresel rezerv para birimi olarak gücünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek temel unsur olacak. Mevcut görünüm, yüksek faiz ortamının bir süre daha devam edeceği ve risk iştahının düşük seyredeceği yönündeki beklentileri güçlendiriyor.







