Orta Doğu’da aylardır süren ve küresel finans piyasalarını baskılayan jeopolitik krizin barış anlaşmasıyla noktalanması, Borsa İstanbul‘da BIST 100 endeksinde tarihi bir yükseliş dalgası başlattı.
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında kalıcı bir barış mutabakatına varılması ve küresel ticaret için kritik önemdeki Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ablukasının kaldırılacağının ilan edilmesi, yurt içi piyasalarda alımları hızlandırdı. Yatırımcıların jeopolitik risklerin azalmasına verdiği olumlu tepkiyle BIST 100 endeksi, küresel barış ikliminin yarattığı yoğun talep doğrultusunda günü yüzde 3,64 değer kazanarak 14.446,42 puandan tamamladı.
BIST 100’de risk iştahı arttı
Önceki kapanışa göre 507,93 puan artış kaydeden endekste, risk iştahının artmasıyla birlikte toplam işlem hacmi de 217,8 milyar lira seviyesine ulaşarak tarihi bir eşiği aşmış oldu.

BIST 100’deki bu sert ve yukarı yönlü hareket, makroekonomik belirsizliklerin yerini öngörülebilirliğe bırakmasının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Analistler, enerji koridorlarının güvenliğe kavuşmasının küresel enflasyon baskılarını hafifleteceğini, bu durumun da Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara yönelik yabancı sermaye girişlerini desteklediğini ifade ediyor.
Diplomatik kanallardan gelen resmi açıklamaların ardından Borsa İstanbul bünyesinde günü ekside kapatan hiçbir sektör endeksinin kalmaması, yükselişin genele yayılan güçlü yapısını ortaya koyuyor. Özellikle lokomotif hisselere yönelen kurumsal alımlar, endeksin gün boyu pozitif bölgede tutunmasında ana itici güç işlevi gördü.
Sektörel endekslerdeki sert yükselişler
Küresel barış hamlesinin ardından BIST 100’deki tüm sektörlerde alıcılı bir seyir izlendi. Yatırımcıların en çok ilgi gösterdiği alanların başında gelen madencilik endeksi, günün en belirgin yükselişini kaydederek yüzde 6,28 oranında prim yaptı. Emtia fiyatlarındaki istikrar beklentisi ve lojistik hatların açılması bu harekette kritik rol oynadı.
Yabancı kurumsal yatırımcıların pozisyonlanmalarında ağırlıklı olarak tercih ettiği bankacılık endeksi ise günü yüzde 5,14 kazançla tamamlayarak rallinin lokomotifi oldu. Türkiye’nin önde gelen sanayi ve ticari iştiraklerini barındıran holding endeksi de bu finansal ralliye güçlü bir katkı sunarak yüzde 4,09 değer kazandı ve piyasadaki genel iyimserliği pekiştirdi.

Söz konusu sektörel bazlı hareketlilik, ekonomi yönetiminin rasyonel politikaları ve düşen risk primi ile birleştiğinde, borsa genelinde kalıcı bir taban oluşabileceği beklentisini doğuruyor. Finansal analistler, özellikle bankacılık ve holding hisselerine gelen bu yoğun talebin, önümüzdeki çeyrek dönemlerde de bilançolara olumlu yansıyacağını öngörüyor.
Bölgesel istikrarın ticaret hacimlerini artırma potansiyeli, lojistik ve imalat sanayi hisselerinde de orta vadeli bir büyüme trendini tetikleyebilir. Jeopolitik risklerin minimize olduğu bu yeni dönemde, şirketlerin borçlanma maliyetlerinin gerilemesi ve özkaynak karlılıklarının artması en önemli beklentiler arasında yer alıyor.
Jeopolitik yumuşamanın küresel piyasalara yansıması ve beklentiler
Orta Doğu’da aylardır süren gerilimin yerini diplomasiye bırakması, yalnızca yurt içi piyasalarda değil, küresel finans merkezlerinde de taşları yerinden oynattı. ABD ve İran arasındaki uzlaşı, petrol fiyatlarındaki volatiliteyi azaltırken, küresel tedarik zincirlerinin en hassas noktası olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden tam kapasiteyle ticarete açılacak olması resesyon endişelerini hafifletiyor.
Yatırımcılar, güvenli limanlardan çıkış yaparak gelişmekte olan piyasaların pay senetlerine yönelirken, risk primlerindeki (CDS) gerileme Türkiye’nin dış borçlanma maliyetlerine de doğrudan pozitif katkı sağlıyor. Bu doğrultuda makroekonomik dengelerin iyileşmesi, BIST 100 endeksi üzerindeki yukarı yönlü baskıyı uzun vadede destekleyebilecek bir zemin sunuyor.

Ekonomi uzmanları, bu kritik diplomatik gelişmenin ardından piyasaların yönünü tamamen merkez bankalarının faiz kararlarına ve makroekonomik verilere çevireceğini vurguluyor. Jeopolitik risklerin masadan kalkmasıyla birlikte, küresel ölçekte enflasyon artış hızının yavaşlaması ve para politikalarında gevşeme adımlarının atılması bekleniyor.
İç piyasada ise yabancı sermaye girişlerinin sürekliliği, Borsa İstanbul’un yeni zirveleri test etmesi açısından belirleyici bir kriter olarak öne çıkıyor. Kısa vadede kâr realizasyonları görülse bile, Orta Doğu’da sağlanan bu kalıcı barış ortamının, finansal istikrarı ve makroekonomik büyüme beklentilerini orta vadede güçlü tutacağı değerlendirmesinde bulunuluyor.







