Altın fiyatları, Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik risklerin ABD ile İran arasındaki diplomatik çözüm umutlarını gölgelemesi ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında yeniden faiz artışına gidebileceğine yönelik endişelerin güçlenmesiyle haftalık bazda kayba yöneldi.
Küresel piyasalarda spot altın haftanın son işlem gününde yüzde 0,5 oranında belirgin bir düşüş kaydederek ons başına 4.452,20 dolar seviyesine geri çekildi. Hafta genelindeki performans incelendiğinde, değerli metalin yatırımcısına yaklaşık yüzde 1,8 oranında değer kaybı yaşattığı gözlendi. Vadeli işlemler cephesinde de benzer bir seyir hakim olurken, ABD’de ağustos vadeli altın kontratları yüzde 0,6 azalarak 4.478,50 dolardan işlem gördü.
Küresel ekonomideki bu hareketlilik, hem bölgedeki diplomatik tıkanıklığın hem de büyük merkez bankalarının para politikalarındaki sıkı duruş sinyallerinin piyasalarda yarattığı volatil yapıyı net bir şekilde ortaya koyuyor.

Ekonomik parametrelerin seyrini doğrudan etkileyen jeopolitik gelişmelerde, İran tarafından desteklenen Hizbullah’ın Lübnan için masaya getirilen yeni ateşkes önerisini reddetmesi ve İsrail yönetiminin ülkedeki askeri unsurlarını çekmeyeceğini duyurması gerilimi tırmandırdı. Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgedeki sıcak çatışmaları sonlandırarak Tahran yönetimiyle yeni bir barış süreci başlatma yönündeki diplomatik çabalarını zora soktu.
ABC Refinery Kurumsal Piyasalar Küresel Başkanı Nicholas Frappell, yayımladığı değerlendirmesinde, İran krizinin çözümüne ilişkin piyasalarda artan karamsarlığın altın fiyatları üzerinde doğrudan olumsuz bir baskı yarattığını belirtti. Frappell ayrıca, küresel yatırımcıların Fed’den daha sıkı para politikası hamleleri ve daha yüksek faiz oranları beklemesinin de emtia piyasasındaki bu geri çekilmeyi tetikleyen temel unsurlar arasında yer aldığını ifade etti.
Küresel piyasalarda altın fiyatları ve Fed yetkililerinin faiz sinyalleri
Para politikasının geleceğine yönelik yönlendirici açıklamalar yapan Kansas City Fed Başkanı Jeffrey Schmid, merkez bankasının önünde iki temel patika bulunduğunu vurguladı. Schmid, yıllardır resmi hedeflerin üzerinde katı bir seyir izleyen enflasyonu kontrol altına alabilmek adına faiz artırımı seçeneğinin masada kalması gerektiğini veya mevcut yüksek faiz oranlarının bir süre daha sabit tutularak sabırlı davranılması icap ettiğini kaydetti. San Francisco Fed Başkanı Mary Daly ise faiz politikasının tamamen makroekonomik verilerin performansına bağlı olarak şekilleneceğine dikkat çekti.

Mevcut para politikasının ekonomik dengeler açısından iyi bir noktada konumlandığını ifade eden Daly, Fed’in ekonomik göstergelerdeki değişimlere göre her iki yönde de adım atmaya operasyonel olarak hazır olduğunun altını çizdi. Finansal piyasalarda altın geleneksel bir enflasyondan korunma aracı olarak kabul görse de, artan faiz oranları faiz getirisi sunmayan değerli metalleri elde tutmanın fırsat maliyetini yükselterek cazibesini sınırlıyor.
CME Group tarafından yayımlanan FedWatch verilerine göre, türev piyasalardaki fiyatlamalar Fed’in yıl sonuna kadar yeni bir faiz artışına gitme olasılığını ciddi şekilde gündeme aldığını gösteriyor. Aralık ayındaki para politikası toplantısına kadar en az bir faiz artışı gerçekleştirilme ihtimali yüzde 51 seviyesine yükselmiş durumda. Bu veri seti, piyasa aktörlerinin uzun süre yüksek faiz ortamına kendilerini hazırladıklarına işaret ediyor.
Yatırımcıların ve fon yöneticilerinin küresel makroekonomik görünüm ile Fed’in gelecekteki olası hamlelerine dair daha net ve somut sinyaller alabilmek adına gün içinde açıklanacak olan mayıs ayı ABD tarım dışı istihdam verisine odaklandığı gözleniyor. Sektördeki genel satış baskısı sadece altınla sınırlı kalmayıp diğer emtialara da yansıdı; spot gümüş yüzde 1,4 düşüşle ons başına 72,89 dolara, platin yüzde 1,1 gerileyerek 1.878,68 dolara ve paladyum yüzde 1,7 kayıpla 1.298,45 dolara inerek haftayı negatif bölgede kapatmaya hazırlanıyor.
Emtia piyasalarında jeopolitik risklerin geleceği ve genel görünüm
Küresel ekonomide jeopolitik risklerin ulaştığı boyutlar ile merkez bankalarının enflasyon yapışkanlığı karşısında geri adım atmayan sıkı duruşları, emtia piyasalarının orta vadeli görünümünde belirleyici rol oynamaya devam ediyor. Orta Doğu coğrafyasındaki diplomatik çözümsüzlüklerin sürmesi, güvenli liman algısını dönemsel olarak desteklese de, Fed’in faizleri uzun süre yüksek tutma hatta artırma eğilimi bu yükseliş potansiyelini önemli ölçüde törpülüyor.

Önümüzdeki süreçte, özellikle ABD istihdam piyasasından gelecek veriler ile çekirdek enflasyon göstergeleri, altın fiyatları üzerinde ana belirleyici kırılma noktalarını oluşturacaktır. Yatırımcıların risk iştahındaki dalgalanmalar ve tahvil getirilerindeki yukarı yönlü hareketler, değerli metallerdeki oynaklığın bir süre daha yüksek seyredeceğine ve piyasaların yeni dengeler arayacağına işaret ediyor.







