Altının fiyatı tarihi seviyeye çıktı. Geçtiğimiz hafta altın, ons başına 3.000 doları aşarak yeni bir rekor kırdı. Güvenli liman arayışı ve küresel ölçekte artan dolarsızlaşma eğilimleri, değerli metale olan ilgiyi artırdı. Ancak bu yükselişin uzun vadeli sürdürülebilirliği tartışma konusu olmaya devam ediyor, üstelik artan şekilde.
Çin’in etkisi büyüyor
Duke Üniversitesi’nden Prof. Campbell Harvey, LinkedIn üzerinden yaptığı değerlendirmede, Çin’in Kasım 2022’den bu yana resmi altın rezervlerini %15 oranında artırdığını belirtti. Harvey’e göre bu hamle, Çin yuanına olan güveni artırma stratejisinin bir parçasıydı. Son dönemdeki yükselişi, “dolarsızlaşma” ve “güvenli liman talebi” ile ilişkilendirdi.
Belirsizlik döneminin favorisi

Harvey, ekonomik belirsizlikleri ölçen Ekonomik Politika Belirsizliği Endeksi’ne dikkat çekti. Endeksteki artış dönemlerinde yatırımcıların koruma amacıyla sarı maden gibi varlıklara yöneldiğini söyledi. Ancak bu yönelimin her zaman olumlu sonuçlar doğurmadığına da vurgu yaptı.
Altının geçmiş performansı karışık sinyaller veriyor
Tarihsel veriler, bu kıymetli madenin her kriz döneminde aynı şekilde davranmadığını ortaya koydu. Kara Pazartesi (1987), Körfez Savaşı (1990) ve Büyük Durgunluk (2007-2009) gibi dönemlerde değer kazanırken; Asya krizinde (1998) ve pandemi döneminde (2020) yatırımcıları koruyamadı.
Enflasyona karşı da yeterli olmadı

2021 ve 2022 yıllarında enflasyon yüksek seyretmesine rağmen, kıymetli maden %6’dan fazla değer kaybetti. Bu durum, onun bir enflasyondan korunma aracı olarak sınırlı kalabileceğini gösterdi.
ETF’lerde performans farkı dikkat çekti
Yatırımcılar için altın yatırımının bir diğer boyutu da ETF’ler. SPDR Gold Shares (GLD) gibi borsada işlem gören fonlar fiziki altını takip ediyor. Ancak fiyat ile net varlık değeri (NAV) arasında son yıllarda tutarsızlıklar görüldü. GLD’nin yıllık fiyat getirisi %12,2 olurken, NAV artışı %11,5’te kaldı.








