- İstihdam piyasası ve faiz beklentilerindeki değişim
- Faiz artırımı döngülerinin endeksler üzerindeki tarihsel etkisi
- Borçlanma maliyetleri ve şirket kârlılığına yansımalar
- Kritik Sorular
- Güçlü istihdam verileri neden FED’in faiz artırım ihtimalini güçlendirdi?
- Tarihsel veriler ışığında faiz artışları borsayı nasıl etkiliyor?
ABD’de beklenenden güçlü gelen istihdam raporları ve yükseliş eğilimini koruyan enflasyon verileri, yatırımcıların gözünü tekrar Federal Rezerv‘e (FED) çevirmesine neden oldu.
Özellikle nisanda yüzde 3,8’e ulaşarak Mayıs 2023’ten bu yana en yüksek seviyesini kaydeden yıllık enflasyon oranı, FED’in faiz indirim senaryolarını rafa kaldırarak yeniden faiz artış döngüsüne girebileceği yönündeki beklentileri körüklüyor.
İstihdam piyasası ve faiz beklentilerindeki değişim
Geçtiğimiz yıl işe alım hızında yavaşlama yaşayan ABD ekonomisi, bu yıl 569 bin kişilik istihdam artışıyla beklentileri aşan bir direnç sergiledi. İş gücü piyasasındaki bu “yakalama” etkisi, ekonomik aktivitenin politika yapıcıların faizleri sabit tutamayacak kadar güçlü olduğu endişelerini pekiştirdi.

Piyasa analistleri, özellikle İran çatışması sonrası enerji piyasalarındaki arz şoklarının enflasyonist baskıları derinleştirdiğine dikkat çekiyor. Citadel Securities gibi önde gelen finans kuruluşları, yapay zeka yatırımları, sıkılaşan enerji piyasaları ve güçlenen iş gücü piyasasının birleşimiyle FED’in “yakında” faiz artırımına gitmek zorunda kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Faiz artırımı döngülerinin endeksler üzerindeki tarihsel etkisi
Ekonomi literatürü ve tarihsel veriler, FED’in faiz artışlarına başladığı “sıkılaşma” dönemlerinin, borsa endeksleri üzerinde kısa ve orta vadede satış baskısı yarattığını gösteriyor. 1999 yılından bu yana gerçekleşen faiz artış döngülerinde S&P 500 ve Nasdaq endekslerinin ilk üç ayda gösterdiği performans şu şekilde:
| Döngü Başlangıcı | S&P 500 (3 Aylık Getiri) | Nasdaq (3 Aylık Getiri) |
| Haziran 1999 | -%8 | +%2 |
| Haziran 2004 | -%2 | -%8 |
| Aralık 2015 | -%1 | -%5 |
| Mart 2022 | -%17 | -%22 |
| Ortalama | -%7 | -%8 |
Veri Kaynağı: Federal Reserve
Borçlanma maliyetleri ve şirket kârlılığına yansımalar

Yüksek faiz oranları iki temel kanaldan hisse senedi piyasalarını baskı altına alıyor. İlk olarak, şirketlerin borçlanma maliyetlerini artırarak kârlılık marjlarını daraltması, doğrudan hisse fiyatlarını aşağı çekiyor. İkinci olarak, devlet tahvili gibi sabit getirili enstrümanların getiri oranlarının (30 yıllık tahvil faizlerinin %5,18 seviyelerine ulaşması gibi) yükselmesi, hisse senetlerine olan risk iştahını azaltarak sermayeyi güvenli limanlara kaydırıyor.
Analistler, mevcut ekonomik konjonktürde enerji fiyatlarındaki artışın “çekirdek enflasyona” (gıda ve enerji hariç) kalıcı olarak yansıması durumunda FED’in oldukça agresif bir tutum takınabileceğini belirtiyor. Dow Jones, S&P 500 ve Nasdaq endeksleri için kritik gösterge, yarın açıklanacak Haziran ayı enflasyon verileri olacak. Piyasalar, bu verilerin merkez bankasının atacağı “sıkılaştırma” adımlarının şiddetini belirleyecek ana unsur olacağını öngörüyor.
Kritik Sorular
Güçlü istihdam verileri neden FED’in faiz artırım ihtimalini güçlendirdi?
İstihdam piyasasındaki direnç, ekonominin faiz artışlarına dayanacak güce sahip olduğu sinyalini veriyor. Bu durum, FED’in enflasyonu kontrol altına almak için büyümeden ödün verme pahasına faizleri yükseltme konusundaki çekincesini azaltıyor.
Tarihsel veriler ışığında faiz artışları borsayı nasıl etkiliyor?
1999’dan bu yana gerçekleşen faiz artış döngülerinde, S&P 500 ve Nasdaq endeksleri, sıkılaşma sürecinin ilk üç ayında ortalama olarak sırasıyla yüzde 7 ve yüzde 8 oranında değer kaybı yaşadı.








