Avrupa’nın en büyük hava yolu şirketi Ryanair’in CEO’su Michael O’Leary, Elon Musk’la yaşanan son tartışmaların ardından dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Dublin’de düzenlenen basın toplantısında konuşan O’Leary, Musk’ın sahibi olduğu Starlink hizmetinin şirkete ait uçaklarda kullanılmaması nedeniyle gerilimin tırmandığını, ancak bunun ticari bir anlaşmazlık olduğunu vurguladı.

O’Leary, yaklaşık bir yıldır Starlink ile temas halinde olduklarını ve teknolojiyi beğendiklerini belirtirken, maliyet–gelir dengesinin Ryanair’in iş modeline uymadığını söyledi.
Şirketin verilerine göre yolcuların yüzde 10’undan azı uçak içi Wi-Fi için ödeme yapıyor. O’Leary’ye göre bu tablo, Starlink entegrasyonunun yıllık 150–250 milyon dolara ulaşabilecek maliyetlerini karşılamayı imkansız hale getiriyor.
Elon Musk Ryanair’in satın alınma kararı için anket açtı
Tartışmanın kamuoyuna yansıyan boyutu ise Musk’ın sosyal medya platformu X’te O’Leary’ye yönelik sert ifadeleri oldu. Musk, Ryanair’in Starlink’i reddetmesini eleştirerek CEO’nun görevden alınması gerektiğini savundu ve hatta Ryanair’i satın alıp almaması gerektiğine dair bir anket başlattı. Buna karşılık O’Leary, Musk’ın böyle bir teklifi teorik olarak her zaman yapabileceğini, ancak bunun hukuki açıdan mümkün olmadığını söyledi.

O’Leary, Avrupa Birliği havacılık mevzuatına dikkat çekerek, AB üyesi olmayan kişi ve şirketlerin Avrupa merkezli hava yollarında çoğunluk hissesine sahip olamayacağını hatırlattı. Mevcut kurallara göre, bir hava yolu şirketinin işletme lisansını koruyabilmesi için hisselerinin en az yüzde 50’sinin AB üyesi ülkelerin vatandaşlarına ait olması gerekiyor.
Bu nedenle Elon Musk’ın söz konusu havayolu şirketini satın almasının önünde ciddi bir yasal engel bulunuyor.
Ryanair CEO’su ayrıca Musk’ın Ryanair’e yatırım yapmasının, X platformuna kıyasla çok daha yüksek ve istikrarlı bir getiri sağlayabileceğini savundu.

Havacılık analistleri de şirketin düşük maliyetli iş modeli, yüksek doluluk oranları ve Avrupa içi uçuş ağının, dış yatırımcılar için cazip olsa bile AB mülkiyet kuralları nedeniyle sıkı şekilde korunduğuna dikkat çekiyor.
Sonuç olarak, O’Leary’ye göre yaşanan polemik kişisel çıkışların ötesinde, Avrupa havacılığında teknoloji, maliyet ve regülasyon üçgeninde süregelen daha büyük bir tartışmanın yansıması niteliğinde.







