Finans dünyasının merkezi Wall Street koridorlarında uzun süredir devam eden bahar havası yerini fırtınalı bir döneme bıraktı. Amerika Birleşik Devletleri finans dünyası ile Trump arasındaki ilişkiler, son günlerde yaşanan beklenmedik gelişmelerle kopma noktasına geldi. Temmuz ayında imzalanan vergi paketinden bu yana süregelen karşılıklı destek, yerini sert eleştirilere ve derin bir belirsizliğe bıraktı.
Yatırımcıların ve banka yöneticilerinin huzurunu kaçıran ana gündem maddesi, kredi kartı faiz oranlarına getirilmesi planlanan yüzde 10’luk tavan sınırı oldu. Finansal kurumlar için oldukça kârlı bir alan olan bu sektörde yapılacak bir kısıtlama, sektör devlerini ayağa kaldırdı. Siyasi kulislerde konuşulan bu radikal adımın bankacılık kârlarını nasıl etkileyeceği merakla takip ediliyor.
Finans devlerinden gelen faiz uyarısı piyasaları sarstı

Bankaların tepe yöneticileri, Beyaz Saray’ı söz konusu adımların Amerikan ekonomisine faydadan çok zarar vereceği konusunda sert bir dille uyardı. Kredi kartı faizlerine getirilmek istenen kısıtlamanın, bankaların yıllık yaklaşık 100 milyar dolar civarında gelir kaybına uğramasına neden olması bekleniyor. Sektör temsilcileri, yapılan hamlelerin borçlanma maliyetlerini düşürmek yerine kredi arzını tamamen kısıtlayacağını savunuyor.
BNY Üst Yöneticisi Robin Vince, basına yaptığı açıklamada merkez bankasının bağımsızlığına yönelik saldırıların temel hedeflere ulaşmaya hizmet etmediğini dile getirdi. Konut kredilerinden günlük yaşam maliyetlerine kadar pek çok kalemde olumsuz yansımalar görüleceği tahmin ediliyor. Tahvil piyasasının temellerini sarsabilecek her türlü girişimin faizleri daha da yukarı çekebileceği uyarısı yapıldı.
Fed bağımsızlığı tartışmaları piyasaların odağında

Federal Rezerv’in siyasi müdahalelerden uzak kalması ilkesi, Wall Street’in büyük finans kuruluşları için dokunulmaz bir değer taşıyor. Adalet Bakanlığı’nın Jerome Powell üzerinde başlattığı incelemeler, piyasa aktörleri tarafından kurumsal bir tehdit olarak algılanıyor. JPMorgan Chase lideri Jamie Dimon, her ne kadar kurumun her kararını desteklemese de Powell’a duyduğu saygıyı vurgulayarak kurumsal yapının korunması gerektiğini belirtti.
Kredi kartı pazarında milyarlarca dolarlık kâr tehlikede

Amerika Birleşik Devletleri’nde kredi kartı faiz ortalamaları yüzde 20 bandında seyrederken, Trump’ın önerdiği yüzde 10 sınırı Wall Street yatırımcılarını korkuttu. Wall Street’te American Express, Citigroup ve Capital One gibi devlerin hisselerinde yaşanan sert düşüşler, kâr marjlarına yönelik endişelerin bir yansıması olarak görüldü. Bankacılık sektörü, seçim atmosferinde tüketici maliyetlerini düşürme vaadiyle yapılan bu girişimlere karşı tüm kaynaklarıyla mücadele etmeye hazırlanıyor.
JPMorgan Finans Direktörü Jeffrey Barnum, atılan adımların tüketicilere yardım etmek yerine kredi musluklarının kapanmasına yol açacağını iddia etti. Trump ise sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarla kredi kartı aidatlarına ve işlem ücretlerine yönelik eleştirilerini sürdürdü. Finansal piyasaların geleceği, siyasi irade ile dev sermaye grupları arasındaki bu bilek güreşinin sonucuna göre şekillenecek gibi görünüyor.







