Petrol fiyatları, Suudi Arabistan’daki bir rafineriye düzenlenen dron saldırısı ve Trump’ın İran’a yönelik sert uyarılarının ardından haftanın dördüncü işlem gününde sert yükseliş kaydetti.
Londra piyasasında işlem gören Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,6 oranında artışla 114,46 dolar seviyesine kadar tırmanırken, seans içinde kısa süreliğine 115 dolar sınırını test etti.
ABD hafif petrolü (WTI) ise yüzde 1,6’lık sınırlı bir yükselişle 97,01 dolar seviyesinden işlem gördü. Küresel gösterge olan Brent petrol ile ABD iç piyasasına duyarlı WTI arasındaki fiyat farkı bir ara 19,66 dolara kadar çıkarak, petrolün negatif fiyatlandığı Nisan 2020 dönemi hariç tutulduğunda, 2013 yılından bu yana görülen en yüksek makasa ulaştı.
Yatırımcılar, uluslararası standart kabul edilen Brent petrolde arz kesintisi risklerini fiyatlarken, WTI üzerindeki yükselişin ABD’deki yerel stoklar ve olası ihracat kısıtlamaları nedeniyle daha sınırlı kaldığı gözlemleniyor.

Petrol tesislerine yönelik saldırılar arz güvenliğini tehdit ediyor
Ortadoğu’daki gerilimin enerji altyapılarını doğrudan hedef alması, küresel piyasalarda volatiliteyi artıran temel unsur olarak öne çıkıyor. İsrail’in dünyanın en büyük gaz rezervi olan Güney Pars sahasıyla bağlantılı petrokimya tesislerini vurmasıyla başlayan süreç, İran’ın misilleme hamleleriyle yeni bir boyuta taşındı.
Katar’ın devlet enerji şirketi QatarEnergy, Ras Laffan Endüstriyel Şehri’ndeki sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesislerinin füze saldırılarına maruz kaldığını ve bölgede ciddi hasar meydana geldiğini bildirdi.

Bu gelişmelerin ardından Avrupa’da derinliği en yüksek pazar olan Hollanda merkezli TTF doğalgaz vadeli kontratları yüzde 17 oranında yükselerek megavatsaat başına 63,89 euro seviyesine ulaştı.
Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ise Samref rafinerisine bir insansız hava aracının çarptığını teyit ederek, tesisteki hasar tespit çalışmalarının devam ettiğini duyurdu. Enerji arzına yönelik bu fiili saldırılar, piyasada “jeopolitik risk priminin” hızla artmasına neden oluyor.
Trump tehdit etmeye devam ediyor
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Güney Pars sahasına yönelik saldırılarla ABD’nin bir ilgisi olmadığını ancak İran’ın Katar’a yönelik olası bir saldırısına askeri karşılık vereceklerini vurguladı.
Trump, İran’ın bölgedeki hamlelerini sert bir dille eleştirerek, böyle bir durumda Güney Pars gaz sahasının tamamının hedef alınacağını ifade etti. Siyasi arenadaki bu restleşmeler, Dow Jones endeksi ve diğer majör hisse senedi piyasalarında satış baskısını derinleştiriyor.

Yatırımcılar, enerji fiyatlarındaki bu şokun küresel enflasyonla mücadeleyi sekteye uğratmasından ve merkez bankalarının faiz indirim süreçlerini ertelemesinden endişe ediyor. Piyasa uzmanları, petrol fiyatlarındaki bu artışın kalıcı olması durumunda küresel ekonomide durgunluk riskinin artabileceğine dikkat çekiyor.
Küresel piyasalarda enflasyon endişesi ve gelecek beklentileri
Petrol fiyatlarındaki yükselişin süresi, önümüzdeki dönemin makroekonomik tablosunu belirleyecek en kritik değişken olarak görülüyor. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, çarşamba günü yaptığı değerlendirmede, enerji fiyatlarındaki artışın geçici kabul edilip görmezden gelinemeyeceğini belirterek, standart yaklaşımların dışına çıkabileceklerinin sinyalini verdi.
Bu açıklama, Fed’in enflasyonist baskılar nedeniyle faiz indirim takviminde değişikliğe gidebileceği beklentisini güçlendirdi. Finans piyasalarında petrol fiyatlarının birkaç hafta veya ay bu seviyelerde kalmasının hisse senedi piyasaları ve reel ekonomi üzerinde sarsıcı etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor. Gelecek dönemde, bölgedeki diplomatik temasların seyri ve enerji tesislerinin operasyonel durumu, piyasalardaki oynaklığın yönünü belirleyen temel faktörler olmaya devam edecek.







