Philadelphia Fed’in imalat anketinden gelen şok edici negatif sonuçlar, Perşembe günü Wall Street’te resesyon alarmlarını tetikledi. Oysa ekonomik sıkıntının asıl hikayesi, küresel değerli metal piyasasının kasalarında, rafinerilerinde ve havaalanı pistlerinde yaşanıyordu. Spot gümüşün ons fiyatı 54 doları aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken, kardeş metali altın için de şaşırtıcı bir tahmin ortaya çıktı. Bu tahmin, altının ons fiyatının 30.000 dolara doğru yol alabileceğini gösteriyor.
Bu iddialı tahmin, Scottsdale Mint CEO’su Josh Phair’e ait. Phair, fiziksel gümüş piyasasını etkisi altına alan benzeri görülmemiş krizin, jeopolitik bir “metal savaşı”nın ilk büyük savaşı olduğunu savunuyor. Bu savaşın ise nihayetinde ABD’nin dış borcuna karşı altının yeniden değerlenmesine yol açacağını belirtiyor.
Phair, verdiği röportajda, bugün yaşanan kaos ile ABD dolarının rolünün sert varlıklar tarafından sorgulandığı uzun vadeli bir son oyun arasındaki bağlantıyı kurdu. Altının şu anki fiyatı olan ons başına 4.300 doların üzerinde iken bu seviyeden sonra %600’den fazla artacağına dair argümanlarını sıraladı.
Adil Sinclair oranı: Altında 30.000 dolarlık hedefi işaret eden yöntem

Phair’in tahmini, efsanevi yatırımcı Jim (Mr. Gold) Sinclair’e atfen “Adil Sinclair Oranı” olarak adlandırdığı bir ölçüte dayanıyor. Sinclair, bu ölçütü kullanarak 1980 ve 2011 altın boğa piyasalarının zirvesini başarıyla tahmin etmişti. Formül, yabancı ülkeler tarafından tutulan ABD borcunun tamamını karşılamak için altının ulaşması gereken fiyatı hesaplıyor.
ABD Hazine Bakanlığı’nın en son verilerine göre, yabancı alacaklılar yaklaşık 8,5 trilyon dolarlık ABD borcu tutmaktadır. Bu rakamı, ülkenin beyan ettiği 261,5 milyon troy ons altın rezerviyle desteklemek, 32.500 doların üzerinde bir altın fiyatı anlamına geliyor. Phair, “ABD’nin iç borcu değil, dış borcu ve beyan edilen altın rezervlerini ele alırsanız, bu rakam 30.000’in üzerindedir,” diye açıkladı. “Bu oran benim hayatım boyunca iki kez gerçekleşti. Neden bir daha gerçekleşmesin ki?” ifadelerini kullandı.
Tedarik zinciri çöküşünün anatomisi

Phair, gümüş piyasasının bu yeniden değerlenmenin nasıl başladığına dair gerçek zamanlı bir vaka çalışması sunduğunu savundu. Kriz, madenlerden darphanelere kadar fiziksel tedarik zincirinin tamamen çökmesiyle ortaya çıktı. Finansal çöküş, gümüş kiralama oranlarının normal seviyeden yıllık %100’ün üzerine çıkmasıyla başladı ve bu durum, işletmelerin faaliyetlerini sürdürmesini imkansız hale getirdi.
Bu felç, hurdaları geri dönüştüren rafineri sektörünü anında etkiledi. İşleme birikimleri zaten iki ila dört aydan fazla olduğundan, rafineriler finansman maliyetlerini karşılayamadı. Sonuç olarak, sektörde tamamen durma oldu.
Phair, sektörün büyük bir kısmının donmuş durumda olduğunu belirtti. Bu donma, madencilik şirketleri için de bir darboğaz yarattı. Tipik olarak bir banka, madencilerin yarı rafine külçelerini satın alır ve rafinaj sürecini yürütür.

Şimdi, rafinajın daha uzun sürmesi nedeniyle banka bu oranı yeniden hesaplamak ve madencilik şirketine ücret yansıtmak zorunda kalıyor. Bu durum madencilerin kârlarını sıkıştırıyor ve yeni metal akışını yavaşlatıyor. Kriz, ABD’de sadece iki LBMA ve COMEX onaylı gümüş rafinerisinin bulunması gibi kritik bir zayıflığı da ortaya çıkardı. Yurtiçi altyapının eksikliği, herhangi bir küresel aksaklığın Kuzey Amerika pazarı üzerinde aşırı büyük bir etkiye sahip olduğu anlamına geliyor.
Lojistik çaresizlik, tüccarları yoğun ve ağır bir metal olan gümüşü Atlantik’in ötesine uçurmak gibi maliyetli ve sürdürülemez bir eyleme zorladı. Phair, normalde gemiye yüklenip birkaç sente mal olacak bir şeyi uçağa koymanın 75.000 dolara mal olduğunu açıkladı.
Jeopolitik son oyun ve talebin yükselişi

Phair, Kitco News‘e verdiği demeçte, bu fiziksel mücadelelerin, BRICS ülkelerinin ABD’nin kontrolü dışında paralel bir finansal sistem oluşturmak için kasıtlı olarak attığı bir adımın parçası olduğunu söyledi. Bu eğilim, Batı’nın Rus varlıklarına el koymasıyla daha da hızlandı. Phair, “BRICS ülkeleri altınla yaptıkları şey, bu çeşitli ülkelerde kasalar inşa etmek ve bir ödeme katmanı sağlamak olduğunu düşünüyorum,” diye açıkladı.
Phair, “Bana göre, ikiye bölünmüş bir ticaret göreceğiz. İki dünya olacak: eksen ve müttefikler,” dedi. Aylarca süren yükseliş, “gizli el” kurumları ve merkez bankaları tarafından yönlendirilirken, şimdi halk da bu mücadeleye katılıyor.

Japonya’nın en büyük perakendeci şirketi Tanaka’nın “çılgın alımlar” nedeniyle küçük altın külçelerinin satışını tamamen durdurması bunun kanıtı. Phair, hükümetler, bankalar ve perakendecilerin aynı anda talepte bulunmasıyla patlayıcı gelişmelerin görüleceğini söyledi. Arz zinciri temelden bozulmuş bir piyasada, talebin tüm unsurları aynı anda aktif hale geldiğinden, benzeri görülmemiş bir dalgalanma dönemi için zemin hazırlanmıştır.
Rekor fiyatlar ve faiz indirimi beklentisi

Ekonomideki kredi kalitesine ilişkin endişeler ve ABD-Çin geriliminin artması, güvenli limanlara olan talebi güçlendirirken, yatırımcılar Federal Rezerv’in (Fed) bu yıl büyük bir faiz indirimi yapabileceğine inandılar. Külçe altın Cuma günü %1,2 artışla ons başına 4.379,96 dolara yükseldi ve 2020’den bu yana en büyük haftalık artışını yaşayarak yükselişini sürdürdü. Alış çılgınlığı diğer değerli metallere de sıçradı ve gümüş de tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı.
ABD’li iki banka, kullandırdıkları bazı kredilerde sorun olduğunu duyurdu. Bu bankaların özelinde, kredi geri ödemeleri konusunda genele yayılan sorunlar olabileceği endişeleri piyasalarda etkili oldu. Bu durum, altın ve gümüş gibi güvenli limanlara olan talebi artırdı.

Yatırımcılar, Fed Başkanı Jerome Powell’ın bu ay bir çeyrek puanlık indirim daha yapmaya hazır olduğunu işaret etmesiyle, yıl sonuna kadar en az bir kez büyük bir ABD faiz indirimi olacağı yönünde pozisyon alıyorlar Altın, faiz getirisi olmayan bir varlık olduğu için faiz indirimlerinden avantaj sağlayacaklar
Devam eden ABD hükümeti kapanması, önemli verilerin açıklanmasını geciktirdi. Ancak bu duruma getirilecek herhangi bir çözümün ardından piyasaya büyük bir bilgi akışı bekleniyor. Bu bilgi seli, ekonominin gelişen durumunu daha net ortaya koyacak ve zayıflık kanıtları sunması halinde daha fazla faiz indirimi destekleyecektir.
Altını destekleyen faktörler arasında Washington ve Pekin arasındaki ticaret gerilimlerindeki yeniden canlanma endişeleri de yer aldı. Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao, son zamanlarda tırmanan gerilimlerden ABD’yi sorumlu tuttu ve ayrışmaya karşı uyarıda bulundu. Altının yükselişine destek veren unsurlar, merkez bankalarının alımları, borsa yatırım fonlarına girişlerin yanı sıra güvenli liman alımları oldu. Jeopolitik ve ticari gerilimler ile artan borç seviyeleri güvenli liman varlıklarına olan talebin artmasını sağladı. Bu etkenler sonucunda altın bu yıl %65’in üzerinde değer kazandı.







