Yardeni Research analistlerine göre, değerli metaldeki son yükselişin devam etmesi halinde, Altın fiyatı on yılın sonunda veya daha önce ons başına 10.000 dolara çıkabilir.
Çarşamba günü, ABD’nin faiz indirimine gitme beklentisi ve ABD-Çin ticaret geriliminin yeniden alevlenmesi, zaten güçlü olan güvenli liman talebini daha da artırdı. Bu gelişmelerin etkisiyle fiyatlar ilk kez 4.200 dolar/ons seviyesinin üzerine çıktı.
Spot Altın, seansın başlarında 4.200,11 dolarlık tüm zamanların en yüksek seviyesini gördükten sonra, ons başına 4.197,04 dolar ile yüzde 1,3 artışla işlem görüyordu. ABD Aralık Altın Vadeli İşlemleri ise yüzde 1,2 artışla 4.213,54 dolar/ons seviyesine yükseldi.Fiyatlar, son sekiz hafta boyunca sürekli yükseliş gösterdi ve haftalık artışını sürdürme yolunda ilerliyor. Yardeni analistleri, fiyatların gelecek yıl 5.000 dolar/ons seviyesine ulaşacağını tahmin ediyor.
Faiz indirimi beklentileri Altın’ı destekliyor

Federal Rezerv (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın Salı günü yaptığı ve yatırımcılar tarafından güvercin tondaki açıklamaları, değerli metalin son yükselişine ivme kazandırdı. Powell, ABD ekonomisinin bazılarının beklediğinden daha sağlam bir yörüngede olabileceğini söyledi. Ancak, işgücü piyasasının belirgin şekilde zayıfladığını belirtti. Politika için “risksiz bir yol” olmadığını ekleyen Powell, gelecekteki kararların “toplantı toplantı” alınacağını vurguladı.
Powell’ın açıklamaları, Ekim ve Aralık aylarında Fed’in faiz indirimine gidebileceği yönündeki piyasa beklentilerini güçlendirdi. Bu durum, ABD Hazine tahvillerinin getirisini düşürdü ve doları zayıflattı. Her iki gelişme de getirisi olmayan değerli maden için destekleyici oldu. Altın, faiz oranlarının düşmesiyle elde edilen kârın azalması nedeniyle yatırımcılar için daha cazip bir varlık haline geliyor.

Fiyatlardaki bu yükseliş eğilimine, ABD ile Çin arasındaki artan ticaret gerilimleri de eklendi. Başkan Donald Trump, Pekin’in ABD soya fasulyesi alımlarını geri çekmesine yanıt olarak, özellikle yemeklik yağ ithalatını hedef alarak Çin ile belirli ticari bağları sonlandırma fikrini ortaya attı.
İki ülke ayrıca bu hafta deniz taşımacılığı şirketlerine karşılıklı liman ücretleri uygulayarak gümrük vergileri konusundaki anlaşmazlıklarını derinleştirdi. Jeopolitik risklerin artması, güvenli liman arayışındaki yatırımcıları doğrudan Altına yönlendiriyor.
Altın, Bitcoin’e karşı riskten korunma aracı olarak öne çıkıyor

Yardeni stratejistleri bir notta, “Artan jeopolitik risklerden korunmak isteyen yatırımcılar, değerli madene yöneliyor,” dedi. Analistler, ekonomik ve politik belirsizliğin, dünyanın en büyük kripto para birimi olan Bitcoin gibi riskli varlıklara karşı Altının cazibesini özellikle artırdığını da ekledi. Altın, küresel ekonomideki istikrarsızlık dönemlerinde tarihsel olarak değerini koruma yeteneğiyle tanınıyor.
Stratejistler, “Riskten kaçınan yatırımcılar, jeopolitik risklere karşı sarı madenin Bitcoin’den daha iyi bir koruma sağladığı sonucuna giderek daha fazla varabilirler,” diye yazdılar.
Bu analize göre, Altın, tarihin başlangıcından beri var olan ve riskten korunma aracı olarak yaygın olarak kabul edilen bir varlıkken, Bitcoin kısa bir geçmişe sahip ve çoğunlukla riskli bir spekülatif araç olarak davranıyor. Bu karşılaştırma, özellikle muhafazakâr ve kurumsal yatırımcıların, portföy çeşitliliği için tercihlerini Altından yana kullanacaklarını ima ediyor.
Spekülatif ilgi artıyor

Bu güçlü yükseliş trendi, piyasada sarı madene yönelik spekülatif ilginin de arttığını gösteriyor. Ancak, Yardeni gibi analistlerin uzun vadeli 10.000 dolarlık tahmini, sadece kısa vadeli piyasa tepkilerine değil, aynı zamanda küresel merkez bankalarının gevşek para politikalarına ve jeopolitik istikrarsızlığın kalıcılığına dayanıyor. Altının bu kadar iddialı bir seviyeye ulaşması, küresel finansal sistemde büyük bir değişimin göstergesi olabilir.
Altının bu performansı, yatırımcıların sadece enflasyon risklerine karşı değil, aynı zamanda küresel jeopolitik çatışmaların ve ticaret savaşlarının getirdiği sistemik risklere karşı da korunma arayışında olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Küresel piyasalarda dalgalanmaların yaşandığı ve jeopolitik risklerin arttığı ortamlarda değerli maden, güvenilir liman olarak görülmeye devam ediyor ve edecek gibi de görünüyor.






