Washington’da siyaset ve ticaretin kesişim noktasında, bir kez daha tanıdık bir oyun sahneleniyor. Teknoloji devi Apple, önümüzdeki dört yıl içinde Amerika Birleşik Devletleri’ne yapacağı yatırım miktarını 600 milyar dolara çıkardığını duyurdu. Bu rakam, şirketin daha önceki 500 milyar dolarlık taahhüdünü biraz aşıyor.
Peki, bu cömertliğin ardında yatan gerçek sebep ne? Bu hamle, Apple’ın inovasyon ruhunun bir yansıması mı, yoksa ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergisi tehditlerinden kaçınmak için ödenen devasa bir bedel mi?
Geçmişten gelen bir strateji: Cook’un diplomatik dansı

Oval Ofis’te, Trump ile kameraların karşısına geçen Apple CEO’su Tim Cook, bu devasa yatırım planını açıklarken, aynı zamanda başkana tamamen ABD’de üretilmiş özel bir plaket takdim etti.
Tören, Trump’ın yurt dışında üretilen iPhone’lara %25, yarı iletkenlere ise %100’e varan gümrük vergileri getirme tehditlerinin gölgesinde gerçekleşti. Yeni anlaşma ile birlikte, fırtına bulutları şimdilik dağılmış görünüyor. Trump, Apple gibi ABD’ye yatırım yapan şirketlerin bu ağır vergilerden muaf tutulacağını belirtti.
Bu, teknoloji devinin potansiyel bir mali krizi önlemek için Trump yönetimiyle hassas bir denge kurduğu ilk olay değil. Tim Cook, Trump’ın ilk başkanlık döneminde de benzer bir strateji izlemiş, Beyaz Saray ile yakın temas kurarak şirketi en zarar verici gümrük vergilerinden korumayı başarmıştı.
2018’de ticaret savaşı rüzgarları eserken şirket, ABD ekonomisine 350 milyar dolarlık katkı sağlayacak bir yatırım planı açıklamıştı. Bu hamle, şirketin yurt dışındaki milyarlarca dolarlık nakdini ülkeye geri getirdiği bir döneme denk gelmiş ve karşılığında iPhone’lar, Çin’den gelen ürünlere uygulanan vergilerden büyük ölçüde muaf tutulmuştu.
2019 yılında ise şirket, Teksas’ta yeni nesil Mac Pro bilgisayarlarını üreteceğini duyurmuş ve bizzat Trump’a fabrika turu düzenleyerek bu ilişkiyi pekiştirmişti. Her ne kadar AirPods ve Apple Watch gibi ürünler gümrük vergilerinden nasibini alsa da, başarılı lobi faaliyetleri sayesinde Apple Watch için sonradan muafiyet kazanılmıştı. Tüm bu örnekler, şirketin siyasi baskılara karşı ekonomik gücünü nasıl bir kalkan olarak kullandığını gözler önüne seriyor.
Apple için gelecek hala belirsizliğini koruyor

Bu olanların öncesinde Apple, üretiminin önemli bir kısmını Çin’den Hindistan’a kaydırarak Trump’ın öfkesini çekmişti. Trump, şirketin telefonlarını ABD’de üretmesi gerektiğini sıkça dile getiriyordu.
Ancak 600 milyar dolarlık yeni yatırım taahhüdü, bu gerilimi şimdilik rafa kaldırmış gibi duruyor. Basın toplantısında Trump, iPhone’ların ABD’de üretilip üretilmeyeceği sorusunu ustaca geçiştirerek Apple’ın ABD’ye yaptığı yatırımın büyüklüğüne vurgu yaptı.
Cook’un, diğer Silikon Vadisi liderlerinin aksine Trump ile daha uzlaşmacı bir ilişki kurma çabası, şirketi şimdilik koruma altına almış durumda.
Ancak bu hassas denge ne kadar sürecek? Apple, bir sonraki potansiyel ticaret anlaşmazlığında yine kesenin ağzını açmak zorunda kalacak mı? Bu sorular, teknoloji devinin gelecekteki stratejisini ve küresel üretim ağının kaderini belirleyecek gibi görünüyor.








