S&P 500, Nasdaq ve Dow Jones yönünü yukarı çevirdi. S&P 500 endeksi yüzde 0,25 artışla 6.716,09 puana ve Nasdaq endeksi yüzde 0,47 kazançla 22.479,53 puana yükseldi. Kapanışta Dow Jones endeksi yüzde 0,1 artarak 46.993,26 puana çıktı.
Dow Jones ve Nasdaq ile birlikte S&P 500 endeksi, yalnızca altı hafta önce Wall Street genelinde hakim olan iyimser havanın aksine, bugün artan enflasyon baskısı ve jeopolitik risklerin gölgesinde bir kırılma noktasına ilerliyor.
Yıl başında teknoloji hisselerinin öncülüğünde yükselişini sürdüren ve 8000 puan seviyesine ulaşması beklenen endeks, ABD ekonomisindeki yavaşlama sinyalleriyle birlikte düzeltme bölgesine girme riskiyle karşı karşıya kaldı.
ABD Ekonomik Analiz Bürosu’nun dördüncü çeyrek büyüme tahminini %1,7 seviyesine çekmesi ve Şubat ayında 92 bin kişilik istihdam kaybı yaşanması, piyasalardaki dengeleri temelinden sarstı.

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bu yıl içinde iki veya üç faiz indirimi yapacağına dair güçlü beklentiler, enflasyon verileri ve zayıflayan iş gücü piyasası nedeniyle yerini belirsizliğe bıraktı.
Piyasa aktörleri artık sadece tek bir faiz indirimi ihtimalini fiyatlamakla kalmıyor, aynı zamanda Aralık ayında olası bir faiz artışı ihtimalini de değerlendirmeye alıyor. ABD 30 yıllık tahvil getirilerinin yeniden %5 seviyesini test etmesi, hisse senedi değerlemeleri ve şirket kâr öngörüleri üzerinde ciddi bir baskı oluştururken, seçim öncesi ekonomiyi canlandırmaya yönelik mali teşvik ihtimallerini de zayıflatıyor.
Enerji maliyetleri ve jeopolitik risklerin piyasa etkisi
Orta Doğu’da İran ile yaşanan gerilimin sürmesi, enerji piyasalarını doğrudan etkileyerek S&P 500 endeksi üzerindeki satış baskısını derinleştiriyor. Dow Jones da baskı altında.
Petrol fiyatlarının son bir ayda %45’ten fazla değer kazanarak varil başına 100 doların üzerine çıkması, küresel enflasyonist baskıyı tetikleyen temel unsur olarak öne çıkıyor. Vadeli işlem piyasaları, enerji fiyatlarının gelecek yılın Ağustos ayına kadar savaş öncesi seviyelere dönmeyeceğine işaret ederken, bu durum tüketici harcamaları ve üretim maliyetleri üzerinde uzun vadeli bir yük oluşturuyor.

Trade Nation kıdemli piyasa analisti David Morrison, yatırımcı duyarlılığını etkileyen ciddi sorunlar olduğunu belirtmekle birlikte, Orta Doğu’daki çatışmaların sona ermesi durumunda mevcut zayıf seyrin hızla tersine dönebileceği konusunda temkinli olunması gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, özel kredi piyasalarında beklenen olası likidite krizi de finansal sistem için ek bir risk unsuru olarak görülüyor. Citigroup analisti Scott Chronert, yıl sonu hedeflerini 7700 puan seviyesinde korusalar da yapay zeka harcamaları, fonlama maliyetleri ve İran ile yaşanan çatışmanın süresi gibi “kuyruk risklerinin” göz ardı edilemeyeceğini ifade ediyor.
Wall Street devlerinin beklentileri ve piyasa görünümü
Dow Jones ile birlikte S&P 500 endeksi için yatırım bankaları arasındaki görüş ayrılıkları derinleşirken, piyasanın geleceğine dair farklı senaryolar ön plana çıkıyor. Goldman Sachs, güçlü kâr tahminleri ve nispeten makul değerlemeleri gerekçe göstererek 7600 puanlık hedefini yinelerken, Morgan Stanley’den Mike Wilson daha karamsar bir tablo çiziyor.
Wilson, endeksin Nisan ayına kadar mevcut seviyelerinden %5 daha gerileyerek 6300 puan civarına düşebileceğini, ancak sonrasında bir toparlanma yaşanabileceğini değerlendiriyor. Wilson’a göre, petrol fiyatları 120 dolar seviyesinde kalıcı olmadığı sürece resesyon riski düşük seyretmeye devam edecek.
Ancak Bank of America analistleri, piyasanın petrol fiyatlarına oranla 1960’lardan bu yana en yüksek primle işlem gördüğüne dikkat çekerek bir uyarıda bulunuyor. Bu durum, hisse senedi piyasalarının halihazırda çatışmaların durulacağı ve petrol fiyatlarının gerileyeceği senaryosunu fiyatladığını, aksi bir durumda sert bir düzeltmenin kaçınılmaz olabileceğini gösteriyor.

ING emtia stratejisti Warren Patterson ise savaşın uzaması ve Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışının kesintiye uğraması durumunda petrol fiyatlarının rekor seviyelere çıkabileceğini, bunun da Wall Street’in tüm büyüme ve kâr projeksiyonlarını sil baştan değiştirmesine neden olabileceğini kaydediyor.
Sonuç olarak, yüksek faiz ortamı ve enerji arzı güvenliği, önümüzdeki dönemde S&P 500, Nasdaq ve Dow Jones’ta yönü belirleyen ana unsurlar olmaya devam edecek.






