Borsa, halka arzlar, döviz, kripto para, hisse önerileri

TCMB yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 7,4’e düşürdü

Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, "Enflasyonun yıl sonunda yüzde 7,4 olarak gerçekleşeceği, 2021 sonunda yüzde 5,4'e gerileyeceği tahmin edilmektedir" dedi.
TCMB yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 7,4'e düşürdü 1 Borsatek

Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, “Enflasyonun yıl sonunda yüzde 7.4 olarak gerçekleşeceği, 2021 yıl sonunda yüzde 5.4’e gerileyeceği tahmin edilmektedir” dedi.

Uysal “Enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2020 yılı sonunda yüzde 5,5 ile yüzde 9,3 aralığında (orta noktası yüzde 7,4), 2021 yılı  sonunda yüzde 3,1 ile yüzde 7,7 aralığında (orta noktası yüzde 5,4)  gerçekleşeceği öngörülmektedir.” dedi.

Uysal, Enflasyon Raporu 2020-II’nın tanıtımına ilişkin yapılan  toplantıda şunları söyledi:

“Salgın nedeniyle alınan koruyucu önlemler kapsamında sanal  ortamda gerçekleştirdiğimiz toplantımıza her zaman olduğu gibi  makroekonomik görünüm ve para politikası duruşuna dair  değerlendirmelerimizi ve enflasyon tahminlerimizi içeren sunumla  başlayacağım. Ardından, sizlerin sorularını yanıtlayacağım.

Raporda ana bölümlere ilave olarak koronavirüs salgınının  etkilerine dair çeşitli kutu çalışmalarına yer verdik. İlk kutuda  salgının Türkiye ekonomisini etkileme kanalları tanıtılırken, takip  eden kutularda küresel büyüme görünümü üzerindeki etkileri ve buna  karşı alınan politika tepkilerini değerlendiren çalışmalar var.

Ayrıca, salgının ülkemiz ekonomisine yansımalarını, enflasyon, dış  talep ve turizm özelinde inceleyen kutular da mevcut. Bu süreçte yurt  içinde uygulamaya konulan parasal ve mali tedbirleri özetleyen  çalışmaların yanı sıra, yakın dönemde ödemeler dengesi  istatistiklerinde yapılan güncellemeyi değerlendiren bir kutu da Raporda yer alıyor.

Konuşmama küresel ve yurt içi makroekonomik gelişmelerle devam  etmek istiyorum.

Koronavirüs (Covid-19) salgınının dünya çapında hızla yayılması  ekonomileri birçok farklı kanaldan etkileyerek küresel iktisadi  faaliyetin sert bir şekilde daralmasına neden oldu. Salgın, ilk etapta  küresel tedarik zinciri ve üretim üzerinde etkisini gösterdi.

Devamında ise, belirsizliklerdeki artış, finansal koşullardaki  sıkılaşma, hanehalklarının gelir kaybı ve firmaların nakit akışındaki  bozulma talepte de belirgin bir zayıflamaya yol açtı. Dünya genelinde  uygulamaya konulan sosyal yalıtım tedbirleri, Mart ayı içerisinde  hizmetler sektörü faaliyetinin hızla zayıflamasına neden oldu. Takip  eden dönemde küresel ticaretteki daralmayla birlikte imalat sanayinin  de bu yavaşlamaya eşlik etmesi muhtemel görünüyor. Küresel  talep ve emtia fiyatlarındaki keskin düşüşün etkisiyle 2020 yılına  ilişkin gelişmiş ülke enflasyon tahminleri geriledi.

Tüm dünyayı etkisi altına alan salgının küresel finans krizinden  daha derin ekonomik etkileri olduğu görülüyor. İstihdam, tedarik  zincirleri ve üretim kapasitesi üzerinde meydana gelebilecek kalıcı  bir tahribatı önlemek amacıyla küresel çapta büyük ölçekli parasal ve  mali tedbirler uygulanıyor. Parasal tedbirler kapsamında, gelişmiş ve  gelişmekte olan ülke merkez bankalarında faiz indirimleri, varlık  alımları, likidite adımları ve kredi destek programları gibi çeşitli  uygulamalar öne çıkıyor.

Gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımlarındaki toparlanma  eğilimi 2020 yılı başında sürdü. Ancak, salgının küresel bir nitelik  kazanmasını takiben bu ülkelerden büyük ölçekli portföy çıkışları  görüldü. Normalleşme sürecine ilişkin belirsizlikler halen  yüksek seyretmekle birlikte, açıklanan para ve maliye politikası  önlemlerinin de etkisiyle, portföy akımlarının yılın ikinci yarısında  bir miktar toparlanmasını bekliyoruz.

1. Makroekonomik Gelişmeler

Küresel risk iştahındaki gerileme sonucunda gelişmekte olan  ülkelerin risk primlerinde belirgin artışlar gözlendi. Bu süreçte Türkiye’nin ülke risk primi de artarken, Türk lirasında değer kaybı  görüldü ve kur oynaklığı arttı. Salgın öncesi dönemde  enflasyondaki düşüşün ve faiz indirimlerinin de katkısıyla finansal  koşullarda belirgin bir iyileşme gözlendi. Bu doğrultuda kredi  büyümesi 2019 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren ivmelendi.

Tüketici kredileri büyümesinin, alınan makroihtiyati tedbirlerin  yanı sıra salgına bağlı gelişmelerin de etkisiyle son aylarda ivme  kaybettiğini görüyoruz. Öte yandan, Türk lirası ticari kredilerdeki  ivmelenme devam ediyor. Alınan parasal, finansal ve mali tedbirlerin  yanı sıra büyük ölçüde kamu bankalarınca genişletilen kredi arzının  kredi büyümesine ilişkin aşağı yönlü riskleri sınırladığını ve reel  sektöre kredi akışının kesintisiz devamına katkı sağladığını  değerlendiriyoruz.

İktisadi faaliyet 2019 yılının son çeyreğinde yurt içi talep  kaynaklı olarak güç kazandı. Ekonomideki güçlü seyir Ocak-Şubat  döneminde de devam etti ve işsizlik oranları düşüşünü sürdürdü. Bu dönemde yatırım eğilimlerindeki toparlanma sinyalleri  devam etti. Ancak, Mart ayının ikinci yarısından itibaren, salgına  bağlı gelişmeler iktisadi faaliyeti dış ticaret, turizm ve iç talep  kanallarıyla sınırlamaya başladı. Yüksek frekanslı veriler, tüm  dünyada olduğu gibi ülkemizde de ikinci çeyrek için belirgin bir  yavaşlamaya işaret ediyor.

Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa ülkeleri salgından  olumsuz etkilenen ülkeler arasında öne çıkıyor. Ayrıca, salgının etki  alanı ve petrol fiyatlarındaki mevcut düzeyler değerlendirildiğinde, Orta Doğu ve Afrika ile Rusya gibi ihracat pazarlarımızın da  önümüzdeki dönemde zayıf seyretme ihtimali bulunuyor. Mal ve hizmet  ihracatında beklenen yavaşlamaya rağmen, emtia fiyatları ve ithalatın  sınırlayıcı etkisiyle cari işlemler dengesinin yıl genelinde ılımlı  bir seyir izleyeceğini tahmin ediyoruz.

Tüketici enflasyonu 2020 yılının ilk çeyreğinde yüzde 11,86 ile  bir önceki çeyrek sonuna kıyasla yatay seyretti. Enflasyon gelişmeleri Ocak Enflasyon Raporu tahminlerimizle uyumlu bir seyir izledi. Bu çeyrekte enerji ve gıda grupları enflasyonu aşağı çekerken,  temel mal ve hizmet gruplarının katkısı arttı. Böylece, çekirdek  göstergelerden B endeksinin yıllık enflasyonu tahmin aralığının üst  bandına yakın gerçekleşti. Yılın ilk çeyreğinde, çekirdek  göstergelerin yıllık enflasyonu bir miktar yükselse de, enflasyon  beklentileri, iç talep koşulları ve üretici fiyatlarındaki gelişmelere  bağlı olarak eğilimleri ılımlı seyretti.

Salgın hastalıkla başlayan süreç enflasyonu maliyet ve talep  kanallarıyla belirgin ölçüde etkiliyor. Son dönemde Türk lirasında  gözlenen değer kaybına rağmen uluslararası emtia fiyatlarındaki keskin  düşüşler enflasyon görünümüne olumlu yansıyor. Üretim ve  satışlardaki düşüşe bağlı birim maliyet artışları takip edilmekle  birlikte, küresel ticaret hacmindeki zayıflama ve hareketliliği  kısıtlayıcı tedbirlere bağlı olarak toplam talep koşullarının  enflasyonu sınırlayıcı etkisinin yılın ikinci çeyreğinde arttığını  değerlendiriyoruz.

Geçtiğimiz yıl boyunca düşüş kaydeden enflasyon beklentileri, 2020  yılının ilk çeyreğinde nispeten yatay seyretti. Orta  vadeli beklenti dağılımı, önceki Rapor dönemine kıyasla tahmin  belirsizliğinin bir miktar arttığına işaret ediyor.

Ocak Enflasyon Raporu sonrası dönemde enflasyon görünümündeki  iyileşmenin devamıyla faiz indirim süreci devam etti. Ocak ve Şubat  aylarında attığımız ölçülü adımların ardından, emtia fiyatları ve  talep koşullarının yıl sonu enflasyon tahminleri üzerindeki aşağı  yönlü riskleri artırdığı değerlendirmesiyle Mart ve Nisan aylarında
100’er baz puan faiz indirimi gerçekleştirdik. Sistemin  fonlama ihtiyacının artış gösterdiği bu dönemde, fonlamanın önemli bir  kısmını TCMB ve BIST bünyesindeki döviz karşılığı TL swap işlemleriyle  karşıladık. Bununla birlikte açık piyasa işlemleri (APİ) aracılığıyla  sağlanan net fonlama miktarı da arttı.

Salgının Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerini  sınırlandırmak amacıyla faiz indirimlerinin yanı sıra, likidite  ihtiyacının karşılanmasına ve firmaların nakit akışının  desteklenmesine yönelik kapsamlı bir tedbir seti uygulamaya koyduk.
Aldığımız tedbirler dört temel amaca yönelik adımları içeriyor. İlk  olarak, bankalara Türk lirası ve yabancı para likidite yönetiminde  esneklik sağlamayı ve öngörülebilirliği artırmayı amaçladık. Bu  kapsamda, bankalara repo ve swap ihaleleriyle daha uzun vadeli fonlama  imkanı tanıdık ve swap ihalelerinde Türk lirasına karşılık  alınabilecek döviz çeşitliliğini artırdık. Ayrıca, piyasa yapıcı  bankalara tanınan APİ likidite imkânı limitlerini yükselttik ve tüm  bankalar için teminat havuzunu genişlettik. İkinci olarak bu süreçten  en fazla etkilenen reel sektör firmalarına kesintisiz kredi akışını  sağlamaya ve ihracatçı firmaları desteklemeye yönelik adımlar attık.

Bu çerçevede, kredi hedeflerini gerçekleştiren bankalara yabancı para  zorunlu karşılık oranlarında indirim yapılması ve limitler dâhilinde  uzun vadeli ve daha düşük faizli ilave Türk lirası likidite imkânları  sağlanması gibi uygulamaları hayata geçirdik. Üçüncü olarak reeskont  kredilerinde ihracatçı firmaların nakit akışını desteklemeye yönelik  düzenlemeler yaptık. Bu kapsamda, reeskont kredilerinde geri ödeme  vadelerini ve taahhüd kapama sürelerini uzattık. Bunun yanı sıra, mal  ve hizmet ihracatçısı firmalara, toplam limiti 60 milyar TL olmak  üzere, Türk lirası cinsi ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler  reeskont kredisi imkânı tanıdık. Son olarak, Devlet İç Borçlanma
Senetleri (DİBS) piyasası likiditesini ve Piyasa Yapıcılığı sistemini  destekleyerek parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik  adımlar attık.

Bu kapsamda, APİ portföyü doğrudan alım işlemlerinin  bir kısmını önden yüklemeli olarak gerçekleştirdik. Ayrıca, Piyasa Yapıcı bankalara İşsizlik Sigorta Fonu’ndan satın aldıkları DİBS’leri TCMB’ye satma veya APİ çerçevesinde tanınan likidite imkânını belirli  oranlar dâhilinde artırma olanağı sağladık. İşsizlik Sigortası Fonu  kapsamındaki DİBS alımları hariç olmak üzere, TCMB APİ portföyü  nominal büyüklüğünün TCMB analitik bilanço aktif toplamına oranını  azami yüzde 10 seviyesine yükselttik. Aldığımız tüm bu tedbirlerle,  bankacılık sektörüne ve reel sektöre ihtiyaç duydukları likiditeyi  uygun koşullarla sağlamayı amaçlıyoruz. 

2. Temel Varsayımlar ve Tahminler

Tahminlerimize geçmeden önce kısaca temel varsayımlarımızı  aktaracağım.

Küresel talep görünümündeki zayıflamaya bağlı olarak Ocak Enflasyon Raporunda yer alan ham petrol fiyatları varsayımını 2020  yılı için ortalama 60,0 ABD dolarından 32,6 ABD dolarına düşürdük. 2020 yılına ilişkin ABD doları cinsinden ithalat  fiyatları varsayımında da, belirgin bir aşağı yönlü güncelleme yaptık . Öte yandan, küresel talepteki toparlanmaya bağlı olarak 2021 yılında petrol ve ithalat fiyatları artış hızının daha yüksek  olacağını varsayıyoruz.

2020 yılı için Ocak Enflasyon Raporu’nda yüzde 11 olarak  belirlediğimiz gıda enflasyonu tahminini ise, işlenmemiş gıdadaki son  dönem eğilimlerini ve turizmde öngörülen yavaşlamayı dikkate alarak  yüzde 9,5 olarak güncelledik.

Orta vadeli tahminler oluşturulurken maliye politikası  tedbirlerinin alınan diğer parasal ve finansal tedbirlerle birlikte  salgın sürecinde ekonominin üretim potansiyelini destekleyeceği ve  salgın sonrası toparlanmaya katkı yapacağı bir görünüm esas aldık. Ayrıca, yönetilen/yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamalarının,  enflasyondaki düşüş patikasıyla büyük ölçüde uyumlu şekilde  belirleneceğini varsaydık.

Şimdi sizlere, çizmiş olduğum çerçeve dâhilinde ürettiğimiz  enflasyon ve çıktı açığı tahminlerimizi sunacağım.

Mevcut para politikası duruşu ve güçlü politika koordinasyonu  altında, enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsayacağı  öngörülmektedir. Bu çerçevede, enflasyonun 2020 yıl sonunda yüzde 7,4  olarak gerçekleşeceği, 2021 yıl sonunda yüzde 5,4’e geriledikten sonra  orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağı tahmin edilmektedir.

Enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2020 yılı sonunda yüzde 5,5 ile  yüzde 9,3 aralığında (orta noktası yüzde 7,4), 2021 yılı sonunda ise  yüzde 3,1 ile yüzde 7,7 aralığında (orta noktası yüzde 5,4)  gerçekleşeceği öngörülmektedir.

Toplam talep koşullarına ilişkin tahminlerimizi oluştururken,  yakın dönemde belli sektörlerde üretime ara verilmesi ve işyerlerinin  kapalı olması gibi arz yönlü unsurların etkisini de dikkate aldık. Bu  doğrultuda, çıktı açığını 2020 yılı ikinci çeyreğinden itibaren aşağı  yönlü güncelledik. Böylelikle toplam talep koşullarının bir önceki Rapor dönemine göre enflasyonu düşürücü etkisinin güçlendiği bir  görünüm esas aldık. Enflasyonu etkileyen tüm unsurlar ışığında 2020  yıl sonu enflasyon tahminini aşağı yönlü güncelledik. Tahmine aşağı ve  yukarı yönde etki eden unsurların birbirini dengelemesiyle 2021 yıl  sonu tahminimizi değiştirmedik.

2020 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 8,2’den yüzde 7,4’e  güncelledik. Bir önceki Rapor dönemine göre çıktı açığında yapılan  aşağı yönlü güncelleme enflasyon tahminini 1,2 puan  gıda enflasyonu  varsayımındaki düşüş ise tahmini 0,3 puan aşağı çekiyor. Diğer  taraftan, üretim ve satışlarda görülen düşüşe bağlı birim işgücü  maliyet artışlarının yıl sonu enflasyon tahminine etkisini 0,5 puan  olarak hesapladık. Bir önceki Rapor sonrasında Türk lirasında görülen  değer kaybına karşın, ham petrol fiyatlarındaki keskin düşüşe bağlı  olarak Türk lirası cinsinden ithalat fiyatlarının yıl sonu enflasyon  tahminine katkısının 0,2 puan ile sınırlı kalmasını bekliyoruz.

2021 yıl sonu enflasyon tahminini ise yüzde 5,4 olarak koruduk. Küresel faaliyetteki toparlanmayla petrol ve ithalat fiyatlarında  öngörülen artışlar söz konusu tahmini 0,3 puan yükseltiyor. Diğer  taraftan, çıktı açığının seviye olarak bir önceki Rapor döneminin  altında kalması 2021 yıl sonu tahminini 0,3 puan düşürücü yönde  etkiliyor.

Paylaştığımız tahminleri, koronavirus salgınının küresel ve yurt  içi piyasalardaki oynaklıklar ve iktisadi faaliyet üzerindeki  etkilerinin yılın ikinci yarısında kademeli olarak zayıfladığı bir  çerçevede elde ettik. Bu kapsamda, küresel risk iştahının zayıf seyri  nedeniyle kısa vadede küresel finansal koşullardaki sıkılığın devam  edeceğini varsaydık. Salgına bağlı olumsuzlukların hafiflemesiyle  genişletici küresel politika adımlarının risk iştahı ve ülke risk  primlerine olumlu yansımalarının yılın ikinci yarısında  belirginleşeceği bir çerçeve öngörüyoruz.

Tahminler güncellenirken, parasal duruşun enflasyondaki düşüşün  sürekliliğini ve orta vadeli enflasyon hedefiyle uyumunu sağlayacak  şekilde oluşturulacağı bir görünüm esas aldık. Salgına bağlı olumsuz  etkilerin geçici olacağını ve yılın ikinci yarısında, yurt içi talepte  nispeten daha güçlü ve erken olmak üzere, ekonomideki toparlanmanın  başlayacağını öngörüyoruz. İktisadi faaliyetin toparlanma hızı ise  normalleşme sürecinin yurt içindeki seyri kadar başta dış ticaret  ortaklarımız olmak üzere küresel ekonomideki gidişata da bağlı  olacaktır. Mevcut görünüm altında, salgın hastalığa bağlı gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlandırılması  açısından finansal piyasaların, kredi kanalının ve firmaların nakit  akışının sağlıklı işleyişinin devamı büyük önem arz etmekte. Yakın  dönemde uygulamaya konulan parasal ve mali tedbirlerin ekonominin  üretim potansiyelini destekleyerek finansal istikrara ve salgın  sonrası toparlanmaya katkı yapacağını değerlendiriyoruz.

Normalleşmeyle birlikte faaliyet üzerindeki arz yönlü etkilerin görece  hızlı bir şekilde ortadan kalkacağını  yılın ikinci yarısından  itibaren toplam talebin kademeli olarak toparlanacağını tahmin  ediyoruz. Sağlık tedbirlerinin hafiflemesiyle talep koşullarının  enflasyon üzerindeki etkilerinin daha belirgin hale geleceğini ve  yıllık enflasyondaki düşüşün Temmuz ayından itibaren hızlanacağını  öngörüyoruz.

Konuşmama son vermeden önce, içinden geçtiğimiz sıra dışı döneme  ve bu dönemde aldığımız parasal tedbirlere ilişkin kısa bir  değerlendirme yapmak istiyorum. Salgın hastalığa bağlı olarak arz ve  talebin küresel ölçekte olumsuz etkilendiği bir dönem yaşıyoruz. Bu  süreçte tüm dünyada olağanüstü politika tedbirleri uygulanıyor. Hayata  geçirilen parasal ve mali tedbirler salgın süresince farklı kesimler  üzerinde oluşacak maliyetleri en aza indirmenin yanı sıra normalleşme  döneminde hızlı bir toparlanma sağlanabilmesi açısından kritik önem  taşıyor.

TCMB olarak bu dönemde uyguladığımız politikaları da bu çerçevede  değerlendirmek gerekiyor. Son dönemde aldığımız parasal tedbirler  ekonominin üretim potansiyelini ve finansal istikrarı destekleyerek bu  dönemin en az hasarla atlatılmasını amaçlıyor. Bu çerçevede, sistemin  artan likidite ihtiyacını karşılamaya ve reel sektöre kredi akışının  kesintisiz devamını sağlamaya yönelik zamanlı, hedefe odaklı ve  öngörülebilir adımlar attık. DİBS piyasasındaki likiditeyi desteklemek  amacıyla yaptığımız DİBS alımlarını açık bir iletişimle,  belirlediğimiz limitler dahilinde gerçekleştiriyoruz. Varlığa Dayalı Menkul Kıymet ile İpotek veya Varlık Teminatlı Menkul Kıymetlerin  teminat setine dahil edilmesiyle, benzer nitelikteki ihraçların  likiditesinin artmasını hedefliyoruz. İhracatçı firmaları KOBİ odaklı  yaklaşımla desteklemeye yönelik olarak sağladığımız reeskont  kredilerini de belli limitler dahilinde ve teminat karşılığında  kullanıma sunuyoruz. Söz konusu parasal tedbirlerin yanı sıra alınan  mali tedbirler ve büyük ölçüde kamu bankalarınca genişletilen kredi  arzı, kredi büyümesine ilişkin aşağı yönlü riskleri sınırlayarak reel  sektör ve finansal sektör arasındaki etkileşimin sağlıklı bir şekilde  devam etmesine katkı sağlıyor.

Salgın öncesi dönemde cari işlemler dengesinde sağlanan belirgin  iyileşme ve şirketler kesiminin yabancı para borçluluğunda süregelen  düşüş eğilimi ile bankacılık sektörünün likidite ve sermaye  tamponlarının güçlenmiş olması ve kamu borçluluğunun düşük seyretmeye  devam etmesi, bu dönemde Türkiye ekonomisinin direncini artıran  başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Ayrıca, enflasyon görünümündeki  iyileşmeye paralel faiz indirimlerinin de katkısıyla yurt içi finansal  koşulların destekleyici konuma gelmiş olması, kredi kanalının ve  firmaların nakit akışının sağlıklı işleyişi açısından önemli katkı  sunuyor.   

Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde de parasal duruşumuzu  enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlemeye ve  elimizdeki bütün araçları veri odaklı bir yaklaşımla fiyat istikrarı  ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda kullanmaya devam  edeceğiz.”

Canlı Döviz Kurları

AdAlış ₺Satış ₺Dğş.%
DOLAR 45.734145.74630.34%
EURO 53.004253.0099-0.27%
JAPON YENİ 3.4763.4840.2%
İSVİÇRE FRANKI 58.097458.13460.29%
STERLİN 61.615661.71170.75%
ÇİN YUANI 6.7276.72950.36%
RUS RUBLESİ 0.64320.64650.77%

Canlı Altın Fiyatları

AdSatış ₺Dğş.%
ALTIN/ONS ($)4497.42-1.01%
SPOT ALTIN GRAM (TL)6627.46-0.47%
GRAM ALTIN SERBEST P.6643.110.43%
SPOT GÜMÜŞ GRAM (TL)111.41-0.92%
KÜLÇE ALTIN (DOLAR)144700.000.1%
HAS ALTIN GRAM (TL)6594.33-0.47%
SPOT ALTIN KG (TL)144171.00-0.8%
CUMHURİYET ALTINI (TL)44704.000.43%
GÜMÜŞ/ONS ($)75.50-1.59%

Canlı Kripto Paralar

KriptoSonDğş. (%)
Bitcoin 76996.39 -0.0244%
Ethereum 2121.40 0.0799%
Tether USDt 1.00 -0.0054%
BNB 661.94 1.9378%
Solana 86.88 0.9026%
USDC 1.00 0.0065%
XRP 1.36 -0.3636%
Dogecoin 0.11 1.4298%
Toncoin 1.98 -2.568%
Cardano 0.25 1.4908%
Shiba Inu 0.00 1.3317%
Avalanche 9.47 1.4629%

Köşe Yazarları

Son Eklenen Haberler

Reklam