Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global, Türk bankacılık sektörüne ilişkin yayımladığı “Türkiye Bankacılık Görünümü 2026” raporunda, net faiz marjlarındaki genişlemenin etkisiyle karlılıkta ılımlı bir iyileşme beklediğini duyurdu.
Raporda, bazı yasal kolaylıklar sona ermesine rağmen sermaye tamponlarının yeterli kalacağı öngörülürken, devam eden ekonomik dengesizliklerin aktif kalitesi üzerinde baskı yaratmaya devam ettiği vurgulandı.
Rapora göre, Türk bankalarının özkaynak karlılığının (ROE) reel bazda pozitife dönerek 2025’teki tahmini yüzde 28,5 seviyesinden 2026’da yüzde 32’ye yükselmesi bekleniyor. Ancak kurum, bu toparlanma sürecinin “engebeli” olabileceği uyarısında bulunuyor.
S&P Global’in faiz ve enflasyon beklentisi

S&P Global analistleri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası‘nın (TCMB) parasal gevşeme döngüsünü sürdüreceğini tahmin ediyor. Raporda, 2025 sonunda yüzde 38 olan politika faizinin, 2026 sonunda yüzde 27-30 aralığına çekileceği öngörülüyor. Bu projeksiyon, enflasyonun 2026 sonunda yüzde 23-25 bandına gerileyeceği ve asgari ücrete ek bir ara zam yapılmayacağı varsayımlarına dayanıyor.
S&P Global analistleri, bankaların marj toparlanmasının ve kazanç büyümesinin, faiz indirimlerinin büyüklüğü ve zamanlamasına bağlı olacağını belirtiyor. Özellikle fonlamasında Türk Lirası payı yüksek olan ve vadesiz mevduata daha fazla dayanan bankaların, marj iyileşmesinden daha hızlı faydalanacağı ifade ediliyor. Buna karşın, kredi büyümesine yönelik makro ihtiyati sınırların marj genişlemesini kısıtlayıcı bir faktör olmaya devam edeceği kaydediliyor.
Takipteki krediler ve aktif kalitesi

Raporda dikkat çekilen en kritik başlıklardan biri aktif kalitesindeki bozulma oldu. Sıkı finansman koşullarının etkisiyle, takipteki kredilerin (NPL) toplam stoku Haziran 2023 ile Kasım 2025 arasında üç katından fazla artış gösterdi. Sektör genelinde NPL oranı, Kasım 2025 itibarıyla yüzde 2,4 seviyesine yükseldi.
Özellikle yüksek enflasyon ve harcanabilir gelir üzerindeki baskılar nedeniyle perakende segmentinde (ihtiyaç kredileri ve kredi kartları) bozulmanın belirginleştiği, KOBİ ve imalat sektöründe de takipteki kredi oluşumunun arttığı vurgulandı. Kurum, kredi zararlarının (credit losses) 2026 yılında 200-220 baz puan seviyesinde dengelenmesini bekliyor.
Jeopolitik ve iç siyasi riskler

Raporun sonuç bölümünde, bankacılık sektörü üzerindeki temel risk faktörleri sıralandı. Suriye ve İran sınırındaki olası gerilimler ile ABD’nin İran ile ticaret yapan ülkelere yönelik yaptırımlarının Türkiye’nin ticaret dinamiklerini etkileyebileceği belirtildi.
İç piyasada ise olası erken seçim senaryoları, politika değişiklikleri veya artan kurumsal soruşturmaların, yerleşiklerin ve yabancı yatırımcıların güvenini zedeleyerek finansal istikrarı olumsuz etkileyebileceği uyarısı yapıldı. Dolarizasyon tarafında ise otoritelerin attığı adımların ardından yabancı para mevduat oranının yüzde 40 seviyelerinde dengelenmesi bekleniyor.







