Küresel enerji piyasalarında tansiyon, ABD Donanması’nın Hürmüz Boğazı üzerinden İran’a yönelik deniz trafiğini durdurma hazırlığına girişmesiyle yeniden yükseldi. Washington ve Tahran arasında savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılamamasının ardından gelen bu hamle, petrol fiyatları üzerinde sert bir yükseliş baskısı oluşturdu.
Pazartesi günü işlemlerinde Brent petrolün varil fiyatı 100 dolar kritik eşiğini aşarak piyasalarda arz güvenliği endişelerini tetikledi.
Brent petrol vadeli işlemleri, Cuma günü kaydedilen yüzde 0,75’lik sınırlı düşüşün ardından yeni haftaya yüzde 7,3 oranında belirgin bir değer kazancıyla başladı.
Sabah saatlerinde 102,16 dolar seviyesine ulaşan Brent petrole, ABD Batı Teksas Intermediate (WTI) tipi ham petrol de eşlik etti. WTI, önceki seanstaki kaybını telafi ederek yüzde 8,4 artışla 104,69 dolardan işlem gördü.

MST Marquee Enerji Araştırmaları Başkanı Saul Kavonic, piyasanın ateşkes öncesi koşullara döndüğünü belirterek, ABD’nin İran bağlantılı günlük yaklaşık 2 milyon varillik petrol akışını engelleme girişiminin fiyatlamalardaki temel itici güç olduğunu vurguladı.
Hürmüz Boğazı’nda abluka hazırlığı ve jeopolitik riskler
ABD Başkanı Donald Trump, Pazar günü yaptığı açıklamada, İran ile yürütülen maraton görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Hürmüz Boğazı’nın bloke edileceğini duyurdu.
Bu karar, iki haftalık hassas ateşkes sürecini tehlikeye atarken, küresel enerji koridorundaki risk primini de zirveye taşıdı. Trump, petrol ve benzin fiyatlarının Kasım ayındaki ara seçimlere kadar yüksek kalabileceğini ifade ederek, altı hafta önce başlayan askeri operasyonun olası siyasi yansımalarına dair nadir bir değerlendirmede bulundu.
Phillip Nova Kıdemli Piyasa Analisti Priyanka Sachdeva, sadece blokaj tehdidinin bile risklerin yeniden fiyatlandırılması için yeterli olduğunu, petrolün jeopolitik tetikleyicilere karşı ne kadar hassas olduğunun bir kez daha kanıtlandığını belirtti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), blokajın Pazartesi günü TSİ 17:00 itibarıyla başlayacağını ve İran limanlarına giren veya çıkan tüm deniz trafiğini kapsayacağını bildirdi.
Yapılan resmi açıklamada, bu tedbirin tüm ulusların gemilerine karşı tarafsız bir şekilde uygulanacağı, ancak İran dışındaki limanlara giden gemilerin geçiş özgürlüğünün engellenmeyeceği kaydedildi. Öte yandan, İran Devrim Muhafızları’ndan gelen yanıt gecikmedi. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’na yaklaşmaya çalışan her türlü askeri geminin ateşkes ihlali sayılacağını ve bu duruma “sert ve kararlı” bir şekilde karşılık verileceğini duyurdu.
Enerji arzı ve küresel piyasaların geleceği
LSEG verilerine göre, petrol tankerlerinin blokaj öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan kaçınmaya başladığı gözlemleniyor. Ancak bu gerginliğe rağmen, Cumartesi günü tam yüklü üç süper tankerin boğazdan geçtiği ve bunun ateşkes sonrası bölgeden ayrılan ilk sevkiyatlar olduğu bildirildi.
Bölgedeki bir diğer kritik gelişme ise Suudi Arabistan’dan geldi. Riyad yönetimi, İran ile yaşanan çatışmalar sırasında hasar gören enerji altyapısını onardığını ve Doğu-Batı boru hattının günlük 7 milyon varillik tam kapasitesine yeniden ulaştığını açıkladı. Bu durum, Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir kapanmaya karşı alternatif rotaların devreye girmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Piyasa analistleri, ABD’nin bu hamlesinin İran petrol akışını fiilen boğmayı hedeflediğini ve Tahran’ın müttefikleri üzerinde su yolunun yeniden açılması için baskı kurmayı amaçladığını değerlendiriyor. Kısa vadede petrol fiyatlarının seyri, askeri harekatın boyutuna ve bölgedeki gemi trafiğinin ne ölçüde aksayacağına bağlı kalmaya devam edecek. Özellikle sanayi üretimi ve nakliye maliyetleri üzerinde doğrudan etkisi olan enerji fiyatlarındaki bu volatilite, küresel enflasyon beklentilerini de yukarı yönlü revize edebilir. Yatırımcılar, Hürmüz Boğazı’ndaki fiziksel arz kesintilerinin kalıcı hale gelip gelmeyeceğini yakından takip ediyor.







